Tuesday, October 15, 2013

Euroleague 2013-2014 Sezonu Değerlendirmesi: C Grubu

Bayern Münich: Spor kulübü olma yolunda adımlarını daha da sağlam atmaya başlayan Bayern Münich basketbola yatırımlarının sonucunu bu sezon Euroleague'de oynamaya hak kazanarak almaya başladı. Yabancı oyuncu anlamında çok başarılı bir transfer sezonu geçirmeseler de, yerli oyuncu olarak Alman Milli Takımı'nın oyunkurucusu Heiko Schaffartzik'i renklerine bağladılar. Stefan Hamann, Lucca Steiger, Robin Benzing, Demond Green, Yasin Idbihi'den oluşan kaliteli sayılabilecek ancak Euroleague için pek de yeterli olamayacak bir Alman oyuncu kadrosuna sahipler. Boris Savovic ve Nihad Djedovic gibi iki eski Galatasaray'lı oyuncuyu kadrolarına kattılar. Takımın en önemli ismi ise ABD'li uzun Deon Thompson. O da Alba Berlin'den kaçanlar kervanına katılıp, Bayern Münich ile anlaşmıştı. Bu sezon tahminen Top 16'yı hedef almışlardır ancak oraya ulaşmaları pek de kolay görünmüyor.


Galatasaray Liv Hospital: Ergin Ataman yönetiminde ve Carlos Arroyo önderliğinde geçen sezonu TBL şampiyonu olarak kapatan Galatasaray, bu sezona da iyi başladı. Bu sezon TBL'deki ilk maçta Anadolu Efes'i darmaduman ettiler ve iyi bir görüntü sergilediler. İki sezon önce Oktay Mahmuti'nin yönetiminde Euroleague'de başarılı performanslar çıkarmış, taraftarının yarattığı sinerji ile de çok güzel maçlar izletmişlerdi bize. Bu sezon da aynısının, bu sefer daha da kaliteli bir kadroyla gerçekleşeceğine kesin gözüyle bakıyorum. Kadroya Sinan Güler, Nathan Jawai ve Zoran Erceg eklediler. Çok iyi hamleler yaptılar, gereksiz işlerden kaçındılar. Carlos Arroyo önderliğinde iyi işler yapacaklardır, bu sezon birçok maçı keyifli bir şekilde izleyeceğiz tahminen. Tek sıkıntı, Euroleague seviyesinde biraz yetersiz bir pota altı sertlikleri var gibi geliyor bana. Furkan Aldemir'e bu konuda çok iş düşecektir. Yine de benim için şu anda en iddiali Türk takımı konumundalar.


Montepaschi Siena: Başarısız geçen bir sezonun ardından, birçok transfer yapılmış. Takımda altı tane ABD'li oyuncu varken, sadece dört tane İtalyan oyuncu var ve ikisi ABD asıllı. Açıkçası benim çok hoşuma gitmeyen ve başarısız olacağını düşündüğüm bir düzen kurulmuş Siena'da. Kadroyu görünce aklıma gelen ilk şey, ABD'li oyuncuların saçma sapan şut tercihlerinde bulunup, işi NBA'de normal sezondaki saçma sapan oynanan zevksiz basketbola benzeteceğiydi ki bence Siena maçlarının böyle geçmesi çok muhtemel. Bir kere bir takımda o takımın ülkesinden oyuncu sayısının az olması, en büyük eksik kesinlikle. Ruhlarını katıp oynayacak oyuncu sayısı azalıyor böylelikle. İzleyip göreceğiz ama Montepaschi Siena'dan düzensiz, ruhsuz ve zevksiz bir basketbol bekliyorum.

Olympiacos: Onlar için de Montepaschi Siena için yazdıklarımın bir kısmı geçerli, Siena kadar olmasa da onlar da takımı ABD'li oyuncularla doldurmuşlar bu sezon. Dördü yeni transfer olmak üzere beş ABD'li oyuncu var takımda. Papanikolau'nun takımdan ayrılması ve bu transferlerle birlikte son iki sezonun şampiyonu Olympiacos'ta da takım ruhunda bir kayboluş olacağını düşünüyorum. Spanoulis, Sloukas, Perperoglu, Printezis gibi isimler hala takımda olsa bile o eski hava olmayacaktır. Bana kalırsa tek iyi takviyeleri pota altına 2.17'lik Mirza Begic'i almaları idi. Onların basketbol tarzına uyan bir oyuncu olarak iyi işler yapmaya çalışacaktır ama takımın nasıl bir durumda olduğuna bakmak için bir maçını izlemek de gerekli. Belki alınan ABD'li oyuncular beni yanıltacaktır ancak bu sezon Olympiacos'un çeyrek finale dahi gelebileceğinden emin değilim.

Stelmet Zielona Gora: Polonya Ligi'nde Asseco Prokom Trefl'in hakimiyetine son verip, Euroleague'e katılmaya hak kazandılar ancak Euroleague'in JSF Nanterre ile birlikte açık ara en kötü takımı konumundalar. Takımın öne çıkan iki ismi Polonya Milli Takımı'nın oyun kurucusu Lukasz Koszarek ve bir dönem Cleveland Cavaliers'ta da forma giymiş olan Demokratik Kongo'lu Cristian Eyenga. Mevcut kadrolarıyla galibiyet almaları bile bir başarı sayılabilir, belki de ilk kez Euroleague'de oynayacak olmalarının kenetlenmesiyle birlikte başarılı bir performans da çıkarabilirler. Aslında tam bir kapalı kutular demek doğru olabilir.

Unicaja Malaga: Koç Juan Plaza önderliğinde iyi bir transfer dönemi geçirdiklerini söyleyebiliriz. Öncelikle İspanyol oyuncu rotasyonunu genişlettiler. Xtemi Urtasun, Sergi Vidal ve Fran Vazquez'in yanına geçen sezon Real Madrid'de hiç süre almayan pivot Rafael Hettshemier ve yine Real Madrid'li Carlos Suarez'i kadroya kattılar. Bu beş İspanyol oyuncunun da rotasyonda yer bulacak kalitede oyuncular olması gerçekten Unicaja Malaga için büyük bir avantaj. Bunun dışında çok iyi bir hamle daha yaparak Zalgiris Kaunas'ın mücadeleci genç oyuncusu Mindaugas Kuzminskas'ı takıma kattılar, Eurobasket 2013'teki oyunu ve mücadelesi ile herkesi büyüleyen Zoran Dragic ile birlikte sonuna kadar mücadele edecek, kendilerini yerden yere atacak iki oyuncuya sahip oldular. Bunun dışında takımdaki şutör eksikliğini ortadan kaldırmak için bir dönem Pınar Karşıyaka forması da giymiş olan Ryan Toolsun ve geçen sezon Maccabi Tel-Aviv'de mücadele etmiş olan Nik Caner-Medley'i de kadroya dahil ettiler. Ayrıca pota altındaki sertliği de artırmak için geçen sezon Olin Edirne forması giyen, bu yaz da Sırbistan Milli Takımı formasıyla mücadele etme şansı yakalayan Vladimir Stimac'ı da kadroya kattılar. Belki de en ilginç hamleleri ise Litvanyalı efsane basketbolcu Arvydas Sabonis'in 1996 doğumlu, 2.08 boyundaki oğlu, Domantas Sabonis'i A takım kadrosuna çıkartmaları oldu. Bakalım altyapılardaki performanslarıyla beğeni toplayan genç Sabonis süre alabilecek mi? Şu anda takımın 13. oyuncusu konumunda ve bir oyuncu sakatlık yaşadığı anda kadroya dahil olacak isim o. Kısa kesmek gerekirse, Unicaja Malaga planlanmış ve düzenli bir kadroyla geliyor. Onlar da en azından çeyrek finali görmek isteyeceklerdir.

0 comments:

Post a Comment