Sunday, January 29, 2017

NBA maçı skoruyla kazanan Kaf Kaf oldu

Basketbol Süper Ligi'nde 16.haftanın merakla beklenen maçında deplasmanda Banvit'in konuğu olan Pınar Karşıyaka iki takımın da yüksek hücum yüzdesiyle oynadığı bir maç sonunda sahadan 104-109 galip ayrılarak 16. maçında 10. galibiyetini elde etti. Banvit ise son çeyrekte çift hanelerden geri dönmesine rağmen son dakikalarda Summers'ı durdurmakta zorluk çekince bu sezonki 5. yenilgisini aldı. 40 dakikada basketbolseverlere NBA maçı skoru izleten iki takımın mücadelesi hızlı bir basketbola sahne olurken, savunma sertliği ikinci planda kalmasına rağmen hakem üçlüsünün maça gereğinden fazla müdahalesi zaman zaman maçın önüne geçerek kaliteyi düşüren bir unsur oldu. 


İlk devreye Banvit Chappell - Theodore, Pınar Karşıyaka ise Owens - Brown ikililerinin sayıları ve yüksek hücum yüzdeleri ile başladılar. İlk çeyreğin son iki dakikasına girerken iki takımın da ikilik ve üçlük yüzdeleri serbest atış yüzdelerinden iyi olmakla birlikte, çeyreğin sonuna gelindiğinde de bu yüksek saha içi isabet yüzdesinin de etkisiyle 29-28 gibi 10 dakikalık bir çeyrek için oldukça iddialı bir skora ulaşıldı. İkinci çeyrekte Petway'in oyunda olması Karşıyaka pota altını biraz zayıflatırken, Owens'ın rotasyonda kenarda kalması Vidmar'ın pota altından sayılar bulmasına neden oldu. Kenardan gelen Furkan'ın da katkılarıyla ilk beş dakikayı 42-36 önde geçen Banvit, Muhammed'in inisiyatif alıp sergilediği ekstra performansa engel olamayınca Karşıyaka maça tekrar ortak oldu. İlk devre 51-48 Banvit üstünlüğüyle sona ererken, ribauntlarda 19-13, asistte 13-9, top çalmada 4-2, blokta ise 2-0 Banvit üstünlüğü olduğu bir devrede farkın sadece 3 olması, Summers'ın 2 sayıda kaldığı bir ilk yarı sonrası soyunma odasına giderken Pınar Karşıyaka için oldukça olumluydu. 

Okben Ulubay için Yeni Durak Darüşşafaka Doğuş


Sezon başından bu yana Yeşil Giresun Belediye’de gösterdiği performansla birçok kulübün radarında yer alan Okben Ulubay Metin Türen karşılığında Darüşşafaka Doğuş’a transfer oldu. Bu sezon ligimizde moda olan takas furyasına bir yenisi daha eklenmiş olurken en azından kağıt üzerinde bu takastan Darüşşafaka’nın karlı çıktığını söylemek şimdilik yerinde olur.

Okben alt yaş kategorilerinde milli formayı yüzlerce kez terletmiş ve potansiyeliyle ülke basketbolunun geleceği olarak gösterilen bir oyuncu. Nitekim 2 sezon önce İvkovic’in Anadolu Efes’in başına geçmesinin ardından A takım seviyesine yükselmiş ve takımın onunla aynı jenerasyondan olan Cedi Osman, Emircan Koşut ve bir üst jenerasyonun üyesi Furkan Korkmaz gibi parlatmak istediği oyuncuların başında geliyordu. İvkovic dönemi boyunca bu oyuncular euroleague ve ligde oynama şansı yakalarken maalesef alınan kötü sonuçlar ve beklenen f4 başarısının bir türlü elde edilememesinin faturası koç İvkovic’e kesildi ve kadroda yapılan gençleşme hamlesi Cedi Osman dışında bir sonuca ulaşamadan yarım bırakılmış oldu.

Cimbom'un Uruguaylısı ritim buluyor

Basketbol Süper Ligi 16. hafta maçında deplasmanda Best Balıkesir'i 78-72 mağlup eden Galatasaray Odeabank'ta takıma kısa süre önce katılan Uruguaylı oyun kurucu Bruno Fitipaldo'nun performansı sarı kırmızılıları sevindirdi. Oynadığı ilk birkaç maçta bu seviyenin oyuncusu olmadığı gerekçesiyle yoğun eleştiri alan Fitipaldo gün geçtikçe takıma alışarak performansını ve takıma katkısını artırıyor. Bugün de 22 sayı - 5 asistlik bir perfomans sergileyen Uruguay oyun kurucu takımın en skorer ismi oldu. 


Takıma katıldığında düşüşteki Galatasaray Odeabank'ın aradığı isim olup olmadığı konusunda tartışmalara neden olan Fitipaldo ile ilgili benim de görüşüm aranan kan olmadığı ve istenen seviyenin bir kademe altında olduğu yönünde olsa da, ona zaman vermek gerektiğini düşünüyordum. Uruguaylı guard takıma alışmasıyla birlikte özellikle Euroleague'deki Zalgiris (21sy- 6 as) ve Armani Milano (17sy- 4as) maçlarında yavaş yavaş skorer yanıyla etkili olmaya başlarken, dış şutlarda her zaman rakiplere önemli bir tehdit oluşturacağının sinyallerini verdi. Fitiplado bugün de Best Balıkesir karşısında zaman zaman bocalayan Galatasaray Odeabank'ın 22 sayıyla en skorer ismi olurken, 6/6 üç sayılık isabeti ve yaptığı 5 asistle dikkat çekti. 

Saturday, January 28, 2017

BSL'de günün dikkat çeken istatistikleri

Basketbol Süper Ligi'nde ikinci devrenin ilk haftası bugün oynanan üç maçla başladı. Ev sahibi takımların galibiyetleri ile sonuçlanan üç maç sonunda Beşiktaş Sompo Japan, Gaziantep Basketbol ve Trabzonspor Medical Park açılış gününün kazananları olurlarken, günün dikkat çeken istatistikleri şöyle oldu:


Beşiktaş Sompo Japan'in rahat bir maç sonrası Halk Enerji TED Ankara Kolejliler'i 93-52 yendiği karşılaşmada siyah beyazlılarda 6 oyuncu çift haneli sayılara ulaşırken (Strawberry 13, İlkan 12, Kenan, Clark, Erkan, Stimac 11) Vladimir Stimac sadece 9 dakika oyunda kalmasına rağmen 5/6 saha içi isabetiyle 11 sayı - 7 ribaunt yaparak ortalama bir oyuncunun 40 dakika istatistiğini yakaladı. Bunun yanında ilk yarı maçlarının tamamında toplam 2 sayı kaydedebilen ve hiç saha içi isabeti olmayan İlkan Karaman da 6/6 saha içi isabetiyle 12 sayı kaydedip takım rotasyonuna dahil olma yolunda önemli bir adım attı.

Günün ikinci maçında Gaziantep Basketbol Yeşilgiresun Belediyespor'u 78-71 mağlup ederken, konuk ekipte Darüşşafaka'ya transfer olan Okben Ulubay'ın yokluğu hissedildi. Ev sahibi ekipte Davon Jefferson'un 9/10 saha içi isabetiyle 20 sayı kaydederken, Andrew Rautins ise 0/8 üç sayı ve 1/10 saha içi isabetiyle 3 sayıda kalarak bu sezonki en düşük skor performansını tekrarlamasına rağmen, yaptığı 10 asistle galibiyette önemli rol oynadı. YeşilGiresun'da ise Anthony Gill'in 22 sayı - 13 ribaundu mağlubiyete engel olamadı.

Açılış gününün kapanış maçında ise kendi sahasında Demir İnşaat Büyükçekmece'yi konuk eden Trabzonspor Medical Park sahadan 83-75 galip ayrıldı. Kenneth Kadji 21 sayı - 7 ribaunt - 3 blokla galibiyetin mimarı olurken, toplamda sadece 27 dakika süre alan Türk oyunculardan Erolcan Çinko 7 sayı - 2 top çalma, Duşan Cantekin ise 3 sayı ile karşılaşmayı tamamladı.

Thursday, January 26, 2017

Galatasaray Odeabank’ın Euroleague Serüveni

Geçtiğimiz yıl Eurocup şampiyonluğunu kazanarak bu yıl Turkish Airlines Euroleague’de mücadele etme hakkı kazanan Galatasaray Odeabank kadrosunun iskeletini büyük ölçüde korusa da oyun kurucu pozisyonunda yaşadığı sıkıntılar ve yanlış transfer hamleleri yüzünden euroleague serüvenine ilk 5 maçını kaybederek oldukça kötü başladı. Geçtiğimiz yıldan rotasyonun ana parçaları beş numara Stephan Lasme, Chuck Davis  ve oyun kurucu Eric Mccollum’u kaybeden takım yaz döneminde yaptığı takviyelerle oldukça geniş bir rotasyon kursa da bilhassa yaşanan guard problemi sebebiyle saha içi organizasyonda çekilen sıkıntı ve beraberinde koç Ergin Ataman’ın oyuncu rollerini iyi belirleyememesi gibi sebeplerle Euroleague’in dibine demir attı.


Takıma eklenen oyun kurucu ikilisi Russ Smith ve Justin Dentmon ile yollar ayrılıp dört numara Deon Thompson da Kızılyıldız’a yollandıktan sonra bu kez Uruguaylı Bruno Fitipaldo transfer edilerek guard pozisyonuna yama yapıldı. Aslında sezon öncesi bilhassa Russ Smith’ten beklentiler oldukça yüksekti. NBA patenli oyun kurucu için Avrupa deneyimi tam bir hüsranla sonuçlandı. Takımın bir diğer NBA patentli oyuncusu Austin Daye ise teması sevmeyen çıt kırıldım yapısı ve savunma zafiyetiyle Avrupa basketboluna şu ana dek hiç de iyi adapte olabilmiş değil. Yaşadığı sakatlıklar bir yana oynanan son maçlarda sağlıklı olmasına rağmen rotasyonda aldığı rol son derece azalmış durumda.

Yüzdeli hücum, savunma ve adrenalin

Fenerbahçe Ülker Arena bu akşam son yılların en heyecanlı Fenerbahçe - Galatasaray derbilerinden birine sahne oldu. Birbirinden tamamen farklı iki devre izlediğimiz, iki takımın da devrelerde farklı karakterler yansıttığı bir maç oldu. İlk yarıda iyi paslaşma, topu çevirme ve yüzdeli hücumlarla farkı açan bir Galatasaray; ikinci yarıda ise hırs, sertlik ve savunma ile rakibi durduran, ardından da adrenalinle geri gelen bir Fenerbahçe izledik (Vesely'nin son çeyrekteki basketi sonrası hırsını da bu yüzden yazımın fotoğrafı olarak seçtim). Fenerbahçe için çift hanelerden geri gelinerek alınan 85-80'lik galibiyet üst sıralarda kalma yolunda değerli bir galibiyet olurken, Galatasaray Odeabank da Maccabi galibiyeti sonrası az da olsa yeşeren Play-Off umutlarına çok da kapılmaması gerektiğini üzülerek de olsa hissetti. 


100 sayı üzerine çıktıkları bir Maccabi galibiyeti sonrası, Galatasaray Odeabank'tan ilk yarıda yine kusursuz bir hücum perfromansı seyrettik. İki çeyrekte de topu çok iyi çeviren Galatasaray Fenerbahçe savunmasının dengesini bozarken, sarı lacivertli ayakların savunmada yeterince hızlı olamaması, adam paylaşımının ve yardımlaşmanın yetersiz kalması Galatasaray'ın boş şutu rahat bir şekilde bulmasını sağladı. Bu boş şutlar sarı kırmızılıların devre sonunda 7/11 üç sayı yüzdesine erişmesini sağlarken, genel şut yüzdesi de 22/29'du. Fenerbahçe savunmada devre boyunca hiç top çalamazken, 17/29 gibi hiç de fena olmayan bir şut yüzdesi elde edip 41 sayı attıkları bir ilk yarıda potasında 54 sayı görerek devre sonunda soyunma odasının yolunu farklı şekilde geride tutmak zorunda kaldılar. Galatasaray'da iyi paslaşma yanında bir başka dikkat çeken konu da sadece guardların değil tüm takımın bu paylaşımda rol alması olurken, yapılan 18 asistin büyük çoğunluğunu saf point guard olmayan isimlerden geldi. Devre sonunda Schilb 6, Micov 5, Diebler ise 4 asist yapmıştı. Son olarak da Galatasaray'ın ilk yarıdaki hücum yüzdesi öyle bir noktadaydı ki, Fenerbahçe'nin ilk yarı boyunca aldığı ribaunt sayısı 2'si hücum olmak üzere sadece 7'ydi. 

Wednesday, January 25, 2017

2017 Model Fenerbahçe’nin Euroleague Performansı




Geçtiğimiz yıl son topta kaçan euroleague şampiyonluğu sonrası bu yıla kadroyu büyük ölçüde koruyarak giren Fenerbahçe sezona gayet sağlam bir başlangıç yapsa da; değişen format ve başta Datome olmak üzere Bobby Dixon ve Pero Antic’ten yeterli verimi alamayıp üzerine Bogdanovic’in uzun soluklu sakatlığı da eklenince oldukça dar bir rotasyonla zorlu fikstürde özellikle deplasman maçlarında son derece zorlandı. Yine de daralan rotasyon ve bu sene değişen formatla beraber yorucu fikstür düşünüldüğünde oynanan 10 deplasman maçında elde edilen 5 galibiyet son derece değerli gözüküyor. Ama Fenerbahçe için hedefin euroleague şampiyonluğu olduğu düşünüldüğünde takımın mutlaka deplasmanlarda daha özgüvenli oynaması şart gözüküyor. Zaten normal sezonda amaç ligi ilk dört içinde bitirip playoff turu öncesi saha avantajını cebe koymak olacaktır.  

Special thanks to Ergin Ataman

Dün gece Turkish Airlines Euroleague'de Galatasaray Odeabank sahasında konuk ettiği Maccabi Tel Aviv'i adeta bozguna uğrattı ve sahadan 39 sayılık farkla 102-63 galip ayrıldı. Bizlere her anlamda dört dörtlük bir basketbol gecesi yaşatan sarı kırmızılı basketbolcular ve Ergin Ataman'ı bu değerli galibiyet için tebrik etmek gerekiyor kesinlikle. Hem kendi içinde bulunduğu durumu hem de rakibinin çıkış aradığını düşündüğümüzde, özellikle de böyle farklı bir şekilde alınan galibiyet sarı kırmızılıların moralini şüphesiz ki yükseltecektir. Bu tebrikler sonrası ben bir ekstra tebrik de Ergin Hoca'ya gönderiyorum. Neden mi? 


Devresi 52-39 biten ve final periyoduna da 72-52 önde girdiğimiz maçta, ikili averaj riski de minimum düzeydeyken 10 kişilik klasik rotasyon harici oyuncuları sahaya sürmeyerek, en azından son birkaç dakika Can Korkmaz ve Orhan Hacıyeva'ya süre tanımayarak oldukça önemli ve zor bir başarıya imza attı Ergin Ataman. Zaman zaman dar rotasyon ve hazır olmayan oyunculardan dert yanan tecrübeli teknik adamın bu yaklaşımının mutlaka bir izahı vardır; fakat benim anlamam mümkün değil. Euroleague havasındaki birkaç dakika bile süre almayan oyuncular için önemli bir artıyken, 40 sayıya koşan bir maçta onlara 1 dakika bile süre vermemek, benim görüşüme göre oyuncuyu demotive etmekten öteye gitmediği gibi, takıma da hiçbir artı kazandırmaz. Umarım ben yanılıyorumdur ve küçük sakatlıklar nedeniyle bu durum söz konusu olmuştur. Bu konuyu çok uzatmamak lazım tabi; bir kez daha tebrikler Galatasaray.

Alt tarafı bir mağlubiyet

Tarih 30 Kasım 2016. Yer Karşıyaka Mustafa Kemal Atatürk Spor Salonu. Pınar Karşıyaka sahasında konuk ettiği Finlandiya ekibi Kataja Basket'e 66-84 yenilirken, bazı taraftarlar sahadaki isteksiz oyunu yuhalıyor, bazıları ise bu tip performansların yoğun maç trafiğinde doğal olabileceğini düşünüyordu. Sonuçta telafisi olan bir maçtı, deyim yerindeyse "alt tarafı bir mağlubiyet"ti. Fakat şu da bir gerçekti ki, Karşıyaka Arena yıllardır böyle (sezon içinde de birkaç kez tekrarladığı üzere) isteksiz bir oyun görmemişti ve böyle düşünen bir grup da yine yıllardır alışkın olunmadık bir şekilde takım soyunma giderken başta Nenad Markovic olmak üzere parkedeki bazı isimleri yuhalıyordu. 


Bugün Pınar Karşıyaka aynı takımı deplasmanda 83-73 mağlup ederek rövanşı aldı; fakat dönüp iki ay önceki maça baktığımızda alınan yenilginin yarası cidden büyük oldu. Grubunu üçlü averaj sonunda Fransız LeMans ve İtalyan Venezia'nın ardından üçüncü tamamlayan Kaf Kaf, eğer kendi sahasında aldığı o basit yenilgiyi yaşamamış olsa bu gece turu lider olarak atlayacaktı. Lider olmanın eleme turu oynamadan doğrudan ikinci tura çıkmak anlamına geldiğini düşündüğümüzde, hem fazladan iki maç oynamamak hem de sonraki turlarda saha avantajına sahip olmak açısından değerli bir avantajı kaybettiğimizi söyleyebiliriz. Sonuçta Karşıyaka'da hedef değişmedi; fakat kısıtlı rotasyon ve yoğun trafikte hiç şüphe yok ki çok önemli bir avantaj elde uçmuş oldu. Boşuna dememişler, her maç altın değerinde diye. Bundan sonra o altının değerini daha iyi bilebilmek dileğiyle...

Sunday, January 22, 2017

Banvit üçüncü çeyrekte alev aldı

Basketbol Süper Ligi 15.haftasının pazar günü açılış maçında sahasında Yeşilgiresun Belediyespor'u konuk eden Banvit, sahadan 91-71 galip ayrılarak ilk devreyi 11 galibiyetle tamamladı. 37-37 biten ilk devre sonrası üçüncü çeyrekte Theodore - Orelik ikilisiyle adeta alev alan Banvit sahasında beklediğinden rahat bir galibiyet alırken, sezona yaptığı iyi başlangıçla dikkatleri üzerine çeken Giresun ekibi ise son haftalardaki inişli çıkışlı performansına bir yenilgi daha ekleyerek 15 maçta 7 galibiyette kalmış oldu. Sadece ikinci çeyrekte etkili olabilen konuk takım beklentilerin altında kalarak zevkli bir mücadele seyretme beklentimize de engel olmuş oldu. 


Karşılaşmanın ilk çeyreğinde Banvit'in oyunu istediği gibi yönlendirdiğini izledik. Tabi ilk 4 dakikada sadece 3 sayı bulabilen Banvit'in bu perfromansında Edo Muric yerine oyuna giren Tolga Geçim'in 2/2 üç sayı, 3/3 saha içi isabetle 8 sayı - 1 asistlik istatistiğinin katkısı büyüktü. Tolga'nın bir asistinin de Kulig tarafından yendiğini de belirtmeden geçmeyelim. İlk çeyrek performansı aynı zamanda maç sonu istatistiği de olan Tolga'nın yanında Kulig ve Orelik ile sayılar bulan Banvit ilk çeyreği 24-17 önde tamamlarken, Yeşilgiresun Belediye'de Anthony Gill 6 sayısıyla takımını ayakta tuttu. 

Saturday, January 21, 2017

Kaf Kaf Bursa'dan galibiyetle döndü

OBasketbol Süper Ligi'nde 15.hafta Bursa'da Tofaş - Pınar Karşıyaka maçıyla başladı. Tofaş için Play-Off yarışında kazanılması gereken bir maç, Pınar Karşıyaka için ise Play-Off'a iyi bir sıradan girme adına kaybedilmemesi gereken bir maç niteliği taşıyan günün önemli maçında sahadan 86-80 üstün ayrılan Pınar Karşıyaka sezonun ilk yarısını 9 galibiyetle tamamlarken, ev sahibi Tofaş 15 maçta 6 galibiyette kaldı. 


İlk çeyreği 17-12 önde tamamlayan Pınar Karşıyaka'da dikkati çeken isim kenardan gelerek önemli katkı yapan Egemen Güven oldu. Yeşil kırmızılılar 10-4 gerideyken 2 faule ulaşan Owens yerine oyuna giren Egemen, hücum ve savunmadaki katkılarıyla 3 dakikada yakalanan 11-0'lık Karşıyaka serisinde önemli rol oynarken, Egemen ile birlikte Ponitka'nın yerine oyuna giren Muhammed Baygül de 5 sayılık katkısıyla Karşıyaka hücumlarına canlılık getirdi. İlk çeyrekte iki takımın da fazla top kaybı yapması ve düşük şut yüzdesi sahadaki basketbolun kalitesini düşürürken, Karşıyaka'da Muhammed ve Owens iki faule ulaştılar. 

Tuesday, January 10, 2017

All-Star 2017 kadroları açıklandı

15 Ocak 2017 tarihinde Ülker Sports Arena'da düzenlenecek olan Spor Toto All-Star 2017'de mücadele edecek sporcular açıklandı. All-Star kadrolarına hak kazanan oyuncuların internet üzerinden yapılan oylama sonucu belirlendiği organizasyonda Avrupa ve Asya takımları kadroları dışında, yetenek, 3 sayı ve smaç yarışmalarına katılacak sporcular da aşağıdaki gibi şekillendi.


All-Star Avrupa karması:
(coach: Velimir Perasovic)
İlk beş: Sinan Güler - Thomas Huertel - Cedi Osman - Will Clyburn - Vladimir Stimac
Yedekler: Jaka Klobucar - Kenny Hayes - Austin Daye - Earl Clark - Semih Erden - Bryant Dunston

All-Star Asya karması:
(coach: Orhun Ene)
İlk beş: Jordan Theodore - Kostas Sloukas - Bogdan Bogdanovic - DeJuan Summers - Ekpe Udoh
Yedekler: Barış Ermiş - Furkan Korkmaz - Shaq McKissic - Mateusz Ponitka - Okben Ulubay - Julian Wright - Davon Jefferson

Yetenek yarışması:

Kenan Sipahi, Berk Uğurlu, Alp Karahan, Can Korkmaz, Yiğit Arslan, Doğuş Özdemiroğlu

Smaç yarışması:

Tyler Honeycutt, Furkan Korkmaz, Josh Owens, Stephan Moody, Osiris Eldridge, Jan Vesely

3 sayı yarışması:

Birkan Batuk, Michael Thompson, Melih Mahmutoğlu, Sean Armand, Marcus Denmon, Vasilije Micic

Monday, January 9, 2017

Galatasaray seriyi yedi maça çıkardı

Galatasaray Odeabank Basketbol Süper Ligi ve Turkish Airlines Euroleague'de galibiyet elde edemeyeli tam yedi maç oldu. En son 18 Aralık 2016'da kendi sahasında YeşilGiresun Belediyespor'u 80-74 ile geçen sarı kırmızılılar, sonrasında oynadıkları 3 Süper Lig, 4 de Euroleague maçından mağlup ayrılarak taraftarlarını üzdüler. Basketbol Süper Ligi'nde Pınar Karşıyaka'ya 72-78, Darüşşafaka Doğuş'a 72-87 ve son olarak da Anadolu Efes'e 77-80 yenilen Galatasaray Odeabank, bu yenilgiler sonrası bir anda kendini yedinci sırada buldu. 


Turkish Airlines Euroleague'de ise 16 Aralıktaki Emporio Armani Milano galibiyeti sonrası, sırasıyla Unics Kazan'a 60-73, Anadolu Efes'e 76-86, Brose Bamberg'e 75-90 ve son olarak yine Anadolu Efes'e 73-84 kaybeden Cimbom böylece 4 galibiyette kalarak ligin son sırasına demir attı. Sakatlıklar ve kadro dışı bırakılan oyuncular nedeniyle de sezon başındaki hedeflerinin çok uzağında kalan Galatasaray'da şimdiki öncelikli hedef 7 maçlık mağlubiyet serisine son verebilmek. Önündeki ilk maçını 13 ocakta Turkish Airlines Euroleague'de Zalgiris Kaunas ile yapacak olan sarı kırmızılılar, 19 ocakta ise son Euroleague galibiyetini aldığı Emporio Armani Milanı karşısına çıkacak. Ligde de ilk maçını 21 ocakta Demir İnşaat Büyükçekmece ile oynayacak olan Cimbom, bu maçlarla birlikte çıkışa geçmeyi hedefliyor. 

Sunday, January 8, 2017

Heurtel basketbol oynamak isteyince

Basketbol Süper Ligi'nin 14. haftasında Abdi İpekçi Spor Salonu'nda karşı karşıya gelen Anadolu Efes ve Galatasaray Odeabank'ın mücadelesi büyük bir çekişmeye sahne oldu. İki takım arasında oyunun kontrolünün birkaç kez el değiştirdiği maçın sonlarında daha etkili oynayan Anadolu Efes sahadan 80-77 galip ayrıldı ve 14. maçta 12. galibiyetini elde etti. Karşılaşmanın ilk yarısını 28-40 geride tamamlayan lacivert beyazlılar, üçüncü çeyreğin ikinci yarısında Thomas Heurtel'in performansıyla momentumu kendi lehine çevirdi ve çok değerli bir galibiyet elde etti. Galatasaray Odeabank ise 10 sayı geriden gelip çift haneli farklarla öne geçtiği maçın ikinci yarısında üstünlüğünü koruyamayarak bu sezonki 6. yenilgisini almış oldu. 


Maça iyi başlayan taraf  Paul ve Brown'un sayılarıyla gelen 10-0'lık bir seriyle Anadolu Efes oldu. Galatasaray'da kötü başlangıç sonrası başlar öne eğilmeye, basketbolseverler de Anadolu Efes'in rahat bir galibiyet alacağını düşünmeye başlarken sarı kırmızılılarda pes etmeyen isim Sinan Güler oldu. Bir önceki yazımda belirttiğim gibi Sinan'ın direnci, Pleiss'in oyuna girip pota altında etkili olması ve Fitipaldo'nun da geldiğinden beri ilk kez insiyatif almaya başlamasıyla oyunun gidişatını değiştiren Galatasaray önce farkı kapattı, son hücumda da çalınan sportmenlik dışı faul sonrası çeyreği 16-17 önde tamamladı. İlk çeyrekte bitime 2.5 dakika kala Heurtel - Thomas ikilisinin oyuna girmesi sonrası Anadolu Efes'in savunma konsantrasyonunun düşmesi ardından gelen 2-8'lik bir seri Galatasaray'ı öne taşırken, Heurtel'in çeyrek sonunda henüz faul hakkı varken yaptığı sportmenlik dışı faul ilk devrede mental olarak sahada olmadığının kanıtıydı. 

Sinan Güler yine büyük oynadı

Yazıma başlamadan belirtmek isterim ki, bu satırlar Anadolu Efes - Galatasaray Odeabank karşılaşmasının devre arasında yazılmıştır. Maça 10-0'lık bir seriyle başlayan Anadolu Efes'in maçı ilk yarıdan koparacağını düşünmeye başladığımız sırada kimilerince Anadolu Efes'in kontak kapatması, kimilerince ise Galatasaray'ın pes etmeyip mücadeleyi bırakmaması sonrası 28-40 sarı kırmızılılar lehine tamamlanan devre arasında yazıldı bu yazı. Muhtemelen yayımladığında maçın ikinci devresinin ortaları olacak, skor gelişi ne olur bilmiyorum ama yazılanlar maç sonucundan tamamen bağımsız olacak. 


Ne mi yazacağım? Sinan Güler'i yazacağım. Henüz maç başında takımı adına skor 0-10 olmuş ve kafalar öne düşmüşken, ilk 5 sayıyı kaydeden, Pleiss'in basketi öncesi topu kapan, Fitipaldo'nun turnikesi öncesi hücum ribaundu ile ikinci hücum şansını yakalayan Sinan Güler'den. Çok değerli bir ilk yarı oynadı Sinan. Bu işler şüphesiz tek başına olmaz. Fitipaldo ve Pleiss'in de ilk yarı performanslarını takdir etmek gerekir; fakat az önce de belirttiğim gibi rakibine 10 sayılık bir seri veren ve moralman çöken Galatasaray'ı hayata döndüren sayıların tamamında pay sahibi olan Sinan, bugün Galatasaray maçı kazanacak olursa bana göre bunda en büyük pay sahibi olacak. Her ne kadar yayıncı kuruluş sadece Pleiss ve Fitipaldo'dan bahsetse de, bu ikilinin performanslarını yükselten isimi ön plana çıkarmadan duramazdım. 

33 yaşındaki Sinan ilk yarıda 20 dakikanın tamamında sahada kalarak devreyi 4/6 saha içi isabeti ile 10 sayı - 6 ribaunt ve 3 top çalma ile tamamladı. Pleiss (10 sayı - 7 ribaunt) ve Fitipaldo (9 sayı - 3 asist) ile birlikte Galatasaray'ın skor üstünlüğünün mimarları oldular. Sinan yaşına bakmadan, kariyerinin son seneleri olduğuna aldırmadan her geçen gün basketbolunu bir kademe daha üste taşımaya devam ediyor. Biz de zevkle izliyoruz. İkinci yarıda başarılar kaptan. 

Saturday, January 7, 2017

Kaf Kaf günü kurtardı ama...

Basketbol Süper Ligi 14. hafta maçında Mustafa Kemal Atatürk Spor Salonu'nda düşmeme mücadelesi veren Best Balıkesir'i konuk eden Pınar Karşıyaka, rakibini 80-69 yenerek bu sezon ligdeki 8. galibiyetini elde etti. Galatasaray Odeabank'a karşı oynadığı maçta alınan ceza nedeniyle boş tribünler önünde oynanan maçın büyük bölümünde üstünlüğü kurmakta zorlanan Kaf Kaf, son çeyrekte gerektiği kadar oynayıp Ponitka'nın çabalarıyla günü kurtaracak skoru elde etti ve sahadan galip ayrıldı. 


Pınar Karşıyaka'da coach Nenad Markovic maç boyunca dar bir rotasyonla mücadele etmeyi tercih ederken, Soner Şentürk'ün 2 dakika süre aldığını saymazsak, sadece 7 oyuncusunu kullandı. Özellikle maç başında başladığı beşi fazla bozmak istemeyen Boşnak çalıştırıcı, benchteki gençleri kullanmayı ise hiç düşünmedi. Maça Brown'un sayılarıyla hızlı başlayan ve 8-0'lık üstünlüğü yakalayan; fakat sonrasında basit hatalar yapıp rakibinin geri dönmesine engel olamayan Pınar Karşıyaka ilk çeyreği 19-14 önde kapatsa da, devre sonuna geldiğimizde 36-39 gerideydi. Markovic ilk devrede Summers'ın faul problemi nedeniyle kısa bir süre Petway ve kısa rotasyonunda da Muhammed'i benchten oyuna sokarken, ilk birkaç dakikadaki yüksek dış şut yüzdesi ilerleyen dakikalarda düşünce, Best Balıkesir'in ribauntlardaki etkinliği konuk ekibe skorda üstünlüğü getirdi. Dakikalar ilerledikçe sertliği artan Best Balıkesir savunmasına karşı alternatif set bulmakta zorlanan Kaf Kaf, topu pota altına da indiremeyince soyunma odasına geride gitmekten kurtulamadı. 1.5 ay önceki İstanbul Büyükşehir Belediye maçı sonrası Nenad Markovic'in Karşıyaka'sı ile yaptığım yorumlar aklıma geldiğinde yeşil kırmızılılarda geçen sürede Dillard - Green değişikliği dışında iyiye giden çok da fazla bir gelişme olmadığını ve ilk yarı itibariyle Markovic'in bu gidişatı halen uzaktan izlediğini gördüm. Özellikle bir mola sırasında Markovic'in 45 saniye takımı fırçalayıp, kalan 15 saniyede de taktik tahtasına bir yarım daire çizip takımı sahaya göndermesi kenarda gelen müdahalelerin verimliliğini gözler önüne serdi. 

Banvit maçı kaybederken Tolga'yı kazandı

Basketbol Süper Ligi'nde 14. haftanın açılış maçında İstanbul'da İstanbul BBSK'nin konuğu olan Banvit normal süresi 85-85 biten ve uzatmaya giden maçı 95-100 kaybetmesine rağmen Tolga Geçim'in performansıyla genç oyuncuyu geri kazanarak haftayı geleceğe iyimser bakmasını sağlayacak bir gelişmeyle kapattı. Geçirdiği sakatlık sonrası uzun süre sahalardan uzak kalan ve sakatlık sonrası da alışma devresinde olan Tolga Geçim, karşılaşmada 28 dakika süre alırken, 4/4 üç sayı, 2/2 serbest atış isabetiyle kaydettiği 14 sayı yanında aldığı 3 hücum ribaundu ve yaptığı 3 asist ile takıma önemli katkılar verdi.


İlk yarıyı ikinci çeyrekte kaydettiği 3 sayılık isabetle tamamlayan Tolga üçüncü çeyreğin sonlarına doğru tekrar oyuna girmesiyle birlikte Banvit'in hücumunda önemli roller oynadı. Çeyreğin son 1.5 dakikasında 1 üçlük isabeti ve 1 asistle 5 sayıya katkıda bulunan genç forvet, final periyodunda da 5 sayı ve 1 asistle takımının geriden gelip öne geçmesinde pay sahibi oldu. Uzatmada Banvit oyun disiplininden takım olarak çıkarken, Tolga bu çeyreğin sonlarında bulduğu üç sayı isabetine rağmen yenilgiyi önleyerek karşılaşmayı 14 sayı ile tamamladı. Böylece sakatlık dönüşü sonrası en etkili performansını sergileyen Tolga gelecek maçlar için de umut verdi. 

Warriors 22 dakikada 33 fark yedi

NBA'de sezonun en başarılı performansına sahip takımı ve geçtiğimiz sezon NBA rekorunu kırarak tarihe geçen Golden State Warriors dün geçen hiç beklemedikleri bir yenilgiyle sahadan ayrılarak taraftarlarına hayal kırıklığı yaşattılar. Beklenmedik olan Warriors'un Memphis Grizzlies'a yenilmesi değil yenilme şekliydi. Maçın üçüncü çeyreğinde bir ara 90-66'lık üstünlüğü elde eden Warriors kalan sürede adeta el frenini çekerek rakibinin 62-29'luk serisine engel olamadı ve sahadan 119-128 mağlup ayrıldı. 


Üçüncü çeyreğin son 5 dakikasına 90-66 önde giren Warriors Randolph ve Conley'nin sayılarıyla son 12 dakikaya girerken farkın 19 sayıya inmesine engel olamadı: 98-79. Final periyodunun başında da yaklaşık 2.5 dakika boyunca sayı bulamayan Warriors 0-7'lik bir Grizzlies serisini durduramazken, fark 12 sayıya kadar indi: 98-86. Durant ve Livingston'un serbest atışlarıyla bitime 7.5 dakika kala skoru 104-86 yapan Warriors, kısa süreli olarak nefes alsa da Grizzlies Conley, Gasol, Randolph ve Daniels'ın basketleriyle 3 dakikada 16-0'lık bir seri yakalayarak farkı 2 sayıya kadar düşürdü. Bu çeyrekte 9 dakika boyunca tüm sayılarını serbest atışlardan bulan Warriors, ilk saha içi isabetini bitime 3 dakika kala Curry ile kaydedebildi. Normal sürenin sonunda Curry'nin yarı sahadan denediği şutun isabet bulamaması sonrası 111-111 ile uzatmaya giden maçın uzatma dakikalarında da son çeyrekte yakaladığı momentumu koruyan Grizzlies sahadan 128-119 galip ayrılarak hem değerli bir deplasman galibiyeti aldı hem de Warriors'un eksiklerini görmesi anlamında ders niteliğinde bir yenilgi tattırmış oldu. Nitekim Draymond Green de maç sonrası demecinde bu yenilgiden önemli dersler çıkarmaları gerektiği yönünde bir açıklama yaptı.

Brose Bamberg'in muhteşem dönüşü

Turkish Airlines Euroleague'de sezon kabus gibi başlamıştı Brose Bamberg için. İlk on maç sonrası alınan sekiz yenilgi onları ligin dibine yerleştirmişti. Yalnız alınan sekiz yenilgiden beşinin son saniye hücum ya da savunmalarıyla kaybedilmiş olması dikkat çekiyordu. Hatta "Son saniyelerin kaybedeni" başlığı altında konu etmiştim bu durumu. Ligin dibindeki takımın, maçların çoğunu son hücumlarda kaybetmesi onların her an çıkışa geçebilecek kapasitede olduğunu gösteriyordu. Ve Brose Bamberg beklenen o çıkışı yaptı...


İlk on maçta sadece iki galibiyet alabilen (ki bunlar da Unics Kazan ve Armani Milano karşısındaydı) Brose Bamberg 11.maçında deplasmanda Maccabi'yi 85-70 yenerek bu kötü gidişatı durdurmuştu. Sonrasında sırasıyla Anadolu Efes, Real Madrid, Olympiacos, Galatasaray ve son olarak da dün Barcelona ile karşılaşan Brose Bamberg, bu altı maçta sadece Real Madrid'e yenilerek 16 maç sonunda galibiyet sayısını 7'ye yükseltti. Perşembe akşamı kendi sahasında Barcelona'yı 85-65 ile adeta bozguna uğratan ve ilk sekiz çıtası olan sekiz galibiyetten sadece 1 galibiyet uzakta olan Alman ekibi böylece Play-Off'a çıkma yolunda da umutlanarak, "erken havlu attı" diyenlere tokat gibi bir cevap vermiş oldu. 

Fenerbahçe zor kazandı ama umut verdi

Fenerbahçe Turkish Airlines Euroleague'de ikinci devrenin açılış maçında Fenerbahçe Ülker Arena'da konuk ettiği İtalyan EA7 Emporio Armani Milano'yu zor da olsa 86-79 yenerek, bu sezonki 10. galibiyetini elde etti. İki takımın da oyunun belli bölümlerinde kontrolü eline aldığı maçın son çeyreğinde daha üstün oynayan sarı lacivertliler bir kaza kurşunundan son çeyrekte kurtulmuş oldu. Fenerbahçe'nin çok da iyi oynamadığı bir maçta, alternatif isimleri sahneye çıkarıp aldığı bu galibiyet, oyun olarak olmasa da kadro derinliğinin yavaş yavaş devreye sokulması açısından oldukça ümit vericiydi. 


Fenerbahçe'de James Nunnally 4/6 üç sayı isabeti ile 19 sayı - 3 ribaunt - 5 asist - 2 top çalmalık performansıyla karşılaşmanın MVP'si olurken, aynı zamanda sarı lacivertli forma altındaki çıkışını sürdürüp takımın önemli bir parçası haline geldiğini kanıtlamış oldu. Nunnally'nin performansına istikrar da kattığı takdirde dar rotasyonu nedeniyle eleştirilen Fenerbahçe'nin kadrosunun kısalar anlamında daha genişleyeceğini söylemek gerçekçi olur. ABD'li guardın bu akşamki performansı hem kendi güvenini tazelemesi hem de kritik anlarda katkı verip rakibe ekstra tehdit oluşturması açısından çok değerli oldu.

Kadro genişliği derken, uzun süre kadrodan uzak kalan Bogdanovic'in de bugün 12 dakika sahada kaldığını gördük. Maç eksiği göze çarpan Sırp guardın bugünkü performansı henüz bir ölçü olmasa da, birkaç maç sonra tekrar maç kondisyonunu yakaladıkça beklediğimiz katkıları vermeye başlayacağına inanıyorum. Euroleague'e yaptığı iyi başlangıç talihsiz bir sakatlıkla kesilen Bogdanovic'in vereceği skor katkısı bugüne kadar guardların üzerine fazlasıyla binen baskıyı azaltmada önemli rol oynayacaktır. Bugün 7 dakika forma şansı bulan Ahmet'in bulduğu bu şansları değerlendirip sürelerini ve katkısını artırması gerekiyor. Zira aldığı her dakika Fenerbahçe'nin sahada dirençli kalabilmesi adına ciddi avantaj olacaktır. Hele ki, bu akşamki gibi Vesely ve Antic'ten gelen katkının az olduğu maçlarda, hem alternatif üretmek hem de diğer uzunlara nefes alma şansı verebilmek açısından Ahmet'in bulduğu dakikaları iyi değerlendirmesi gerekiyor. 

Tuesday, January 3, 2017

Furkan Korkmaz Banvit'e ısınıyor


2016'nın son günlerinde Anadolu Efes'ten Can Maxim Mutaf takası ile birlikte Banvit'in yolunu tutan Furkan Korkmaz yeni takımına yavaş yavaş alışmaya başlıyor. Basketbol Süper Ligi'nde yeni takımının formasını giydiği ilk iki maçta vasat bir performans sergileyen; fakat artan süreleriyle kısa zamanda performansını yükselteceğine inandığımız genç yıldızımız, henüz ilk Şampiyonlar Ligi maçında Banvit'in en etkili isimlerinden biri oldu ve Banvit'in Aris'i muhteşem bir maç sonu sonrası mağlup ettiği maçta alkışı hakketti.

Banvit - Aris: Mantıklı hiç bir açıklaması olmayan bir maç sonu...

Avrupa'daki başarılı temsilcimiz Banvit bugün Basketbol Şampiyonlar Ligi maçında sahasında konuk ettiği Aris'i uzatmada 95-94 yenerek çok önemli bir galibiyet aldı. Baştan sona büyük bir mücadele ve çekişme içinde geçen maçın sonu da inanılmaz basketlere sahne olurken, normal sürenin son dakikasından itibaren maçın iki takım arasında gidip gelmesi "bu maç sonunun hiçbir mantıklı açıklaması yok" dedirtti. Banvit farklı önde götürdüğü maçı önce kaybetme noktasına geldi; ardından mucizevi şekilde kazanabilecek konuma gelip, serbest atışı kaçırarak uzatmaya götürdü. Uzatmada kazandık derken, 30 saniyede kaybeden konumuna geldi. Fakat maçın sonunda Orelik'in buzzerbeater'ı sonrası kazanan taraf Banvit oldu.


Maç içinde farkı 11 sayıya kadar çıkaran Banvit, son çeyrekte rakibinin geri gelmesine engel olamayınca maçın son dakikasına 5 sayılık farkla geride girdi: 73-78. Önce Kulig ardından da Theodore'un sayılarıyla farkı 1 sayıya indiren Banvit, Jenkins'in taktik faulleri sayıya çevirmesiyle tekrar 3 sayı geriye düştü: 77-80. Bitime saniyeler kala Theodore'a yapılan faulde başarılı oyun kurucunun ikinci serbest atışı kasti olarak kaçırması ve ribaunt mücadelesinde topun Aris'li oyunculardan çıkması sonrası topu kenardan oyuna sokan Banvit Orelik'e yapılan basket faul sonrası gitti denilen maçı kazanma noktasına geldi. Fakat tüm gücünü düdük sonrası sevinip hırsını çıkarmaya harcayan Orelik (ciddi değilim tabi ki), serbest atışı kaçırınca normal süre 80-80 sona erdi. 

2017 Liga Endesa'da neleri değiştirecek?

Bu sezon başında yapılan değerlendirmelerde Avrupa'nın en iyi ligi olma unvanını Beko Basketbol Ligi'nden geri alan İspanya Erkekler Basketbol Ligi Liga Endesa son yıllarda değişmeyen final eşleşmesiyle bu unvanı hak edip etmediği yönünde şüphelere yol açmaktaydı. Son beş sezonda Liga Endesa'da finale çıkan takımlar Real Madrid ve Barcelona olarak değişmezken, son yıllarda Yunanistan ligine benzer yapılan eleştirilerin yakında İspanya için de yapılıp yapılamayacağına kadar giden ölçüde yorumlar duymuştuk. Peki 2017 Liga Endesa'da bu anlamda bir şeylerin değişmesini sağlayabilecek mi?


14. haftasını tamamladığımız İspanya Erkekler Basketbol Ligi'nde ligin zirvesindeki iki takım yine Real Madrid ve Barcelona olsa da, bu sezon Play-Off resminde bazı değişikliklerin olabilmesi gayet mümkün gözüküyor. Her ne kadar son şampiyon Real Madrid ligdeki diğer takımlardan daha dominant gözükse de, kadronun yüksek yaş ortalaması Play-Off'larda bir kazaya uğrama riskinin yüksek olduğu izlenimini veriyor. Barcelona ise Liga Endesa'da zirve mücadelesi yaptığı Real Madrid, Valencia gibi rakipleri kazansa da, zaman zaman aldığı sürpriz yenilgiler, Turkish Airlines Euroleague'deki vasatı aşamayan performansı ve henüz takım olmayı başaramamış olmaları nedeniyle ligin ilerleyen haftalarında tekleyebileceği ihtimalini canlı tutmakta. Bu sezon Valencia ve Herbalife Gran Canaria'nın hem lig hem de Euro Cup performansları, Iberostar Tenerife'nin de Şampiyonlar Ligi performansı bu takımların Play-Off'larda bir sürpriz yapabilmesini olası kılarken, beş yıl sonra Real Madrid- Barcelona dışında bir takımın final serisinde mücadele etmesini ihtimaller dahilinde görmekteyim. Hatta daha net konuşmak gerekirse, bu sezon Barcelona'nın Liga Endesa'da finale yükselmesi mevcut kadrolar dahilinde benim için sürpriz olacaktır. 

Monday, January 2, 2017

Kim bilir belki başarabiliriz...

Her şey inanmakla başlar, belki yapabiliriz, belki başarabiliriz...

Belki karşımızdakini sadece insan olduğu için sevmeyi öğrenebiliriz. 

Aynı havayı soluduğumuz insanlara anlayış göstererek, onları hoş görerek başlayabiliriz;

saygı duyabiliriz görüşlerine, inandıklarına...

Birinin eğlenmeyi ya da alkolü seviyor diye yaşamayı hak etmediğine inanmaktan vazgeçerek başlayabiliriz,

ya da ibadetini gerçekleştiren bir kişiyi gördüğümüzde ön yargıyla yaklaşmaktan...


Belki yolda gördüğümüz baş örtülü kadının, eşarpsız sokağa çıkmayan anneannemizden bir farkı olmayabileceğini kabul etmeyi başarabiliriz; 

tıpkı mini etekli bir kız ya da küpe takan bir erkeğin de bizimle aynı havayı solumaya hakkı olduğunu kabul etmeyi başarabileceğimiz gibi...

Bizim gibi düşünmüyor diye kolaya kaçıp karşımızdakini cehaletle suçlamaktansa onu anlamaya, öğretmeye çalışabiliriz belki,

yaklaşabiliriz ona, daha da uzaklaştırmayız kendimizden;

benzer şekilde bizim inandığımıza inanmıyor diye onu hedef göstermekten vazgeçebileceğimiz gibi...

Başkasına sınırlar çizmektense, belki biz kendi çemberimizi genişletip, kapımızı açabiliriz hayatımızın,

"hoş geldin" diyebiliriz farklı düşüncelere...

Her şeyden önce belki bir gün tüm bu farklılıkların doğal olduğunu anlayabiliriz, insanları bu şekilde farklılaştırmaya gerek kalmadan sevebileceğimizi kabul edebiliriz. 

Hatta şimdi benim bile yaptığım gibi ben-sen-o demeden biz olarak tek bayrak altında yaşamayı deneyebiliriz.

Karşıdan elinde tespihiyle gelen sakallı amcanın "oğlu Atatürk gibi olsun, Türkiye Cumhuriyetini ileri götürsün" diye dua ettiğini, arkasındaki dövmeli kızın da kendi inancı olmasa bile Müslümanlığa olan saygısından önünden yürüye adamın cebinden düşen Kuran'ı alıp kendisine verdiğini görürüz. Ve ikisi de birbirlerinin kimliklerinin, farklılıklarının farkına bile varmadan birbirlerine teşekkür edip hayatlarına devam ederler. 

Kim bilir belki başarabiliriz. Bir suçlu aramadan hayatı tekrar yaşanabilir kılabiliriz...