31 Ağustos 2015 Pazartesi

Rakibimiz Almanya'nın Eurobasket 2015 kadrosu

Eurobasket 2015'te Berlin'de mücadele edeceğimiz ilk tur grubunun ev sahibi Almanya'nın 12 kişilik Eurobasket kadrosu belli oldu. Kendi evindeki ilk tur gruplarında başarılı bir sonuç almak adına iddialı bir kadro kurmak isteyen Almanya'da Akeem Vargas'ın kesilmesinden sonra belli olan kadroda en dikkat çeken isim Dirk Nowitzki oldu. Daha önce milli takımı bıraktığını açıklayan veteran süper yıldız, bu turnuva öncesi kararından döndüğünü belirtmişti. Açıklanan kadro da Nowitzki'nin bu kararını resmileştirmiş oldu. İşte rakibimizin 12 kişilik kadrosu. 


Robin Benzing F - 2.08
Anton Gavel PG - 1.88
Niels Giffey SF - 2.00
Alex King SF - 2.01
Maodo Lo - PG - 1.92
Dirk Nowitzki PF - 2.13
Tibor Pleiß C - 2.18
Heiko Schaffartzik PG - 1.83
Dennis Schröder PG - 1.89
Karsten Tadda SG - 1.90
Johannes Voigtmann C - 2.11
Paul Zipser SG - 2.02


Almanya kendi evinde oynayacağı ilk tur B Grubunda milli takımımızın yanında, Sırbistan, İtalya, İzlanda ve İspanya ile mücadele edecek. 

Avrupa 3 sayı ile tanışıyor: Stuttgart 1985

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız. 


1985 Avrupa Basketbol Şampiyonası Almanya, o zamanlarki adıyla Federal Almanya'da düzenlendi. Grup maçları Karlsruhe ve Leverkusen'de yapılırken, final turları ise Stuttgart'ta oynandı. Bir önceki turnuvanın ilk sekiz ülkesi ve elemelerden gelen 4 takım (Bulgaristan, Çekoslovakya, Romanya, Polonya) altışarlı iki grupta ilk tur mücadelesi yaptılar. Gruplarında ilk dört sırayı alan takımlar çeyrek finale yükselirken, çapraz eşleşme sonucu tek maçlı eliminasyon sisteme göre oynan çeyrek final ve yarı final maçlarıyla finalistler belli oldu. 

Almanya'daki şampiyonada iki önemli kural hayata geçti. Bunlardan birinci üç sayılık atış çizgisinin Avrupa basketbolunda da uygulamaya başlanmasıydı. Böylece genel sayı ortalamasının yükseldiği hem de şutör oyun kurucuların değerinin arttığı görülecekti. Bunun yanında yeni neslin artık ne olduğunu bile bilmediği "bire bir atış" kuralı da hayatımıza girmekteydi. Bir devrede bir takım yedi faul hakkını doldurduktan sonra bire bir atışlara geçiliyor, rakip ilk atışı sayı yaparsa ikinciye de hak kazanıyordu. Fakat ilki kaçarsa ribaundu alan oyuna devam etmekteydi. İleri de bu kuralın getirdiği deavantajlar fazlasıyla göze çarpacağından kaldırılacak olsa da, henüz basketbol için bir yenilik olarak adlandırılmaktaydı. 

Artık yavaş yavaş günümüze yaklaştığımız turnuvalarda tanıdık isimler de karşımıza çıkmaya başlıyordu. Sovyet Alexander Volkov ve Arvdyas Sabonis'i bu turnuvada henüz 21 yaşlarındayken izliyorduk. Benzer şekilde Alman Detlef Schrempf 22, Yugoslav Drazen Petrovic de 21 yaşındaydılar. (Fotoğrafta genç Petrovic ve genç Sabonis'i beraber görüyoruz) 1983'teki ilk kişisel şampiyonasında ortalama bir performans sahaya koyan Petrovic Almanya 1985 ile birlikte Avrupa'ya "Ben geliyorum, beni izlemeye devam edin" mesajı veriyordu. Bunun yanında Avrupalı oyuncuların yavaş yavaş NBA scout'larının da ilgisini çekmesiyle birlikte Rik Smits, Uwe Blab gibi isimler de şampiyona sonrası NBA'in havasını koklama şansı bulacaklardı. 

A Grubu'nda üç dev Yugoslavya, Sovyetler Birliği ve İspanya birbirleriyle eşleşirken, Sovyetler Birliği Yugoslavya'yı, Yugoslavya İspanya'yı, İspanya da Sovyetler'i mağlup edince üçlü averajla Yugoslavya lider, Sovyetler ikinci, İspanya ise üçüncü oldular. Bu arada hem Yugoslavya hem de Sovyetler Birliği'nin beş maç ortalamasının 100'ün üzerinde olduğunu belirtmek lazım. Sovyetler Birliği turnuvayı da 109 sayı otalamasıyla tamamlamıştı. B Grubu'nda ise son şampiyon İtalya lider olurken, ev sahibi Almanya onu takip etti. 

29 Ağustos 2015 Cumartesi

Batı'nın Doğu'ya karşı ilk zaferi: Nantes 1983

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız. 

1983 Avrupa Basketbol Şampiyonası Fransa'da gerçekleşti. 12 ülkenin katıldığı (önceki turnuvanın ilk sekiz sırası ve elemelerden gelen 4 takım) finallerin grup maçları Limoges ve Caen kentlerinde yapılırken, yarı final - final ve klasman maçları için takımlar Nantes'a taşındılar. Salonlar önceki turnuvalara göre bir miktar daha küçük olmakla birlikte finallerin yapıldığı Nantes'taki Palais de Sports Beaulieu 5500 seyirci kapasiteliydi. Gruplarında ilk iki sırayı alan takımlar yarı finalist olurken, diğer takımlar da klasman maçlarında mücadele ettiler. Fransa'da gerçekleşen Avrupa Şampiyonası sonuçları açısından Avrupa için belki de bir basketbol devrimiydi. Zira o güne kadar hep Doğu Bloğu ülkelerinin hakimiyetinde olan Avrupa basketbolunda zaman zaman söz sahibi olmaya çalışan Batı Avrupa'nın adını ilk zirveye yazdırdığı turnuva olan Fransa 1983, Doğu Avrupalılar içinse ciddi bir alarm anlamına geliyordu. 


İlk turda A Grubu'ndaki mücadele inanılmaz bir çekişmeye sahne oldu. Hemen hemen tüm maçlar çok küçük farklarla biterken, bütün maçlarını kazanan İtalya grubu lider tamamladı. Her ne kadar grubun ilk maçı olsa da, birinciyi belirleyen maçta İtalyanlar İspanyollar'ı 75-74 mağlup ederek liderlik koltuğunu elde ettiler. Bir diğer kritik maç ise İspanya ve Yugoslavya arasında oynandı. İkinci yarı finalisti belirleyen maçta ilk yarıda geride olmasına rağmen Barcelona'lı yıldız San Epifano'nun 21 sayısıyla Yugoslavya'yı 91-90 yenen İspanya grup ikincisi olarak yarı finale yükselen bir diğer takım oldu. A Grubu'nda Yugoslavya'nın elenmesinin aksine B Grubu'nun favorisi Sovyetler Birliği ilk turu kolay geçti. Beş maçın tamamını kazanan Sovyetler ilk yarı finalist olurlarken, ikincilik için kıyasıya mücadeleden galip Hollanda sürpriz bir şekilde grup ikincisi olarak yarı finalde İtalya'nın rakibi oldu. Bu sonuç elemelerden gelip turnuvayı dördüncülükle kapatacak olan Hollanda'nın Avrupa Şampiyonaları tarihinde aldığı en başarılı sonuçtu. 

28 Ağustos 2015 Cuma

Dettmann kadroyu açıkladı

Oynadıkları basketbol tarzı ve taraftarıyla son Avrupa ve Dünya Şampiyonaları'nın renkli takımı Finlandiya'da Eurobasket 2015'e katılacak 12 kişilik kadro açıklandı. Beşiktaş İntegral Forex'ten tanıdığımız Head Coach Henrik Dettmann dün Finlandiya'nın 12 kişilik final kadrosunu açıklarken, geçen seneki Dünya Şampiyonası kadrosunun temelini mümkün olduğunca korumaya çalıştığı dikkat çekti. İşte İskandinav ekibinin final kadrosu:


Mikko Koivisto SG-SF 1.94
Shawn Huff SG - 1.98
Gerald Lee PF - 2.08
Sasu Salin SG - 1.91
Tuukka Kotti PF - 2.05
Petteri Koponen PG - 1.94
Matti Nuutinen SG - 2.00
Ville Kaunisto PF - 2.04
Joonas Cavén PF/C - 2.11
Roope Ahonen PG - 1.87
Jamar Wilson PG - 1.85
Erik Murphy PF - 2.08


Eurobasket 2015 ilk turunda Fransa grubunda yer alacak olan Finlandiya, ev sahibi Fransa'nın yanında Bosna Hersek, Polonya, İsrail ve Rusya ile gruptan çıkma mücadelesi yapacak. 

Sovyetler zorlanmadan şampiyon: 1981 Prag

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız.
 
Çekoslovakya ve Prag 1981’de ikinci kez Avrupa Şampiyonası’na ev sahipliği yaptı. Grup maçları Bratislava ve Havirov’da yapılırken, final grubu maçları Prag’da oynandı. İlk iki grupta ilk üç sırayı alan takımlar final grubunu oluştururken, final grubunda ilk iki sırayı alan takımlar aralarında final maçını oynadı.
 
İlk tur gruplarında önceki turnuvada finali kaçırmanın verdiği dezavantaj yüzünden seri başı olamayan Yugoslavya’nın Sovyetler Birliği ile aynı gruba düştüğünü gördük. Gruptaki erken final maçını 108-88 Sovyetler Birliği kazandı ve rakibine önemli bir göz dağı vermiş oldu. Aynı zamanda son şampiyon da olan Sovyetler final grubunda da yenilgisizliğini sürdürdü. Hem ilk tur hem de final grubunda tüm maçlarını rahat kazanan Sovyetler Birliği final maçında mücadele etme hakkı kazanırken, Yugoslavya da Sovyetler dışında mağlubiyet yaşamadı. Final grubunun son maçına benzer şekilde tek Sovyetler yenilgisi ile gelen İspanya ile Yugoslavya finalist olabilmek için karşı karşıya geldiler. Son Avrupa ikincisi İspanya ile Yugoslavya arasındaki maçta, devreyi İspanya 37-35 önde kapattı. İkinci yarıda büyük bir çekişme beklenirken, ilk yarının aksine kontrolü tamamen eline geçiren Yugoslavya sahadan 95-72 gibi ezici bir üstünlükle ayrılarak finalist oldu.

... Ve İsrail devreye giriyor: Torino 1979

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız.
 
1979 Avrupa Şampiyonası İtalya’da Siena, Gorizia, Mestre ve Torino şehirlerinde yapıldı. İlk üç şehirde yapılan ilk tur grup müsabakaları sonrası dörtlü üç grupta ilk iki sırayı alan takımlar Torino’da final grubu maçları için buluştu. Bir sene önce Filipinler’de Dünya Şampiyonluğu’nu elde eden ve önceki üç Avrupa Şampiyonası’nın altın madalyalı ekibi Yugoslavya bu turnuvaya da favori olarak gelmişti. Yugolar kendilerini bekleyen sürprizden turnuva başında henüz habersizdiler.
 
 
İlk tur maçlarında yine sürpriz sonuçlar alındı. A Grubu her ne kadar beklendiği gibi Çekoslovakya ve İtalya’nın üstünlüğüyle tamamlansa da, B Grubu’nda İspanya Sovyetler Birliği’ni 101-90 mağlup ederek grup liderliğini elde etti. Juan Domingo De La Cruz’un 25, Luis Miguel Santillana’nın 24 sayısı İspanyollar’ın galibiyetindeki en önemli performanslardı. C Grubu’nda ise favori Yugoslavya İsrail’e karşı 77-76’lık beklenmedik bir yenilgi aldı. Bu sonuç İsrail’i lider yapmanın ötesinde, henüz ilk turda elenmekten kurtalan Orta Doğu ekibinin turnuva sonundaki büyük başarısı için belki de en önemli kırılma noktasıydı. Zira eğer maçı Yugoslavya kazanmış olsaydı, grubun ikinciliği üçlü averajla Polonya’nın olacaktı.

27 Ağustos 2015 Perşembe

#Eurobasket2015 öncesi olaylar olaylar

Avrupa Şampiyonası’nın başlamasına sayılı günler var. Bu yılki turnuva bizim için birkaç anlamda önemli. Bir jenerasyonun belki de son turnuvası olmakla birlikte, yerlerini dolduracak oyuncular için de önemli bir deneyim. Son yıllarda Avrupa Şampiyonaları’ndaki kötü gidişata bir nokta koyma çabamız var. Aynı zamanda gelecek sene Rio Olimpiyat oyunları için Olimpiyat elemesi anlamında da çok değerli bir turnuvaya katılıyoruz.
 
Peki hızlıca Eurobasket hazırlıklarına baktığımızda neler görüyoruz?
 

Öncelikle kadro seçimi sırasında yaşanan bir Enes Kanter mevzusu var: Kim haklı kim değil yorumunu yapmayacağım. Bu konuda cevabını bulamadığım temel bir soru var. İki taraftan biri bir şekilde geri adım atsa ne kaybederdi? Geri adım atan yaptığından dolayı yadırganır mıydı? Ya da tükürdüğünü yaladı mı denirdi? Spor medyası kaba bir tabir olacak ama sülük gibi geri adım atanın yakasına yapışır, onu rahat bırakmaz mıydı? Yoksa ilk başarısızlıkta iki taraf da topa mı tutulurdu? Peki şimdi mevcut durumda ne oluyor? Olayın iki tarafındaki insanlar daha mı az eleştri aldılar? Dik durdular, dediklerinden geri atmadılar diye daha mı takdir gördüler? Milli takım medya önündeki bu atışmalardan daha mı olumlu etkilendi? Peki turnuvada gelecek ilk başarısızlıkta nedenler konuşulurken ilk madde Enes Kanter olmayacak mı?
 
Şimdi de son birkaç güne gelelim. Aziz Yıldırım – Ergin Ataman – Harun Erdenay – Galatasaray Spor Kulübü arasında süregelen açıklama yarışını hep beraber merakla takip ediyoruz. Hatta rahatlıkla diyebilirim ki, yapılan açıklamalar bugün oynanacak Türkiye – Litvanya maçının önüne geçti. Yine kimin haklı olduğu üzerine yoğunlaşmak istemiyorum. Ama yine aklıma sorular geliyor: Ergin Ataman Milli Takımın ve Galatasaray’ın başına ne zaman geldi? Böyle bir çıkışın böyle kritik bir turnuva öncesi anlamı ne? Peki hem erkek hem de bayan basketbolunun başına Galatasaray’ın head coach’ları getirilirken bunların olacağı düşünülmemiş miydi? Madem getirildi, federasyonun kendi milli coach’larının arkasında tereddüte yer bırakmadan durması gerekmez miydi? Milli Takım’dan oyuncuyu geri çağırmak için “yeterli neden”ler nelerdir? Milli Takım’dan head coach’u geri çağırmak için “yeterli neden”ler nelerdir? Ve bütün bunları yapmak yapmamayı geçtim, tartışmasını, spekülasyonunu bile ortaya atmak bir “büyük” takım başkan(lar)ına ne kazandırır? Daha da önemlisi Avrupa Şampiyonası öncesi Milli Takım’a ne kazandırır?
 
 
Sorularım bu kadar. Her soru 10 puan olup, tüm sorulara tuttuğu takımdan bağımsız cevap verenler 10 puan “bonus” kazanacaktır.
 
Başarılar
Technical Faul

Yugoslavya'nın üçüncü zaferi: 1977 Liege

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız.
 
1977 Avrupa Basketbol Şampiyonası’na ev sahipliğini Liege ve Ostende şehirleriyle Belçika yaptı. Finallere katılma hakkı elde eden 12 ülke altılı iki grup halinde ilk tur maçlarını yaparlarken, gruplarında ilk iki sırayı alan takımlar yarı finale yükseldiler. Genel olarak önceki turnuvalardan tanıdık ekipleri seyrettiğimiz Belçika 1977’nin sürpriz katılımcı ülkesi turnuvayı galibiyetsiz son sırada tamamlayacak olan Avusturya oldu. Avusturya aynı zamanda bu turnuva sonrasında bir daha Avrupa Şampiyonası finallerine katılma hakkını hiç elde edemedi.
 
Turnuvanın ilk tur grupları iki sürprize sahne oldu. Grupların favorileri Sovyetler Birliği ve Yugoslavya beklenmedik birer yenilgi alarak grupları ikinci sırada tamamladılar. A Grubu’nda yer alan Sovyetler Birliği gruptaki dördüncü maçında İtalya karşısında 95-87 yenilerek grupta İtalya’nın ardından ikinci sırayı elde etti. B Grubu’nun favorisi Yugoslavya ise bu yenilginin bir gün sonrasında Çekoslovakya karşısında 103-111’lik bir yenilgi alarak ikincilikte kaldı. Yugoslavya’nın yenilgisi yarı finalde Sovyetler’den kaçmak için miydi bugün bir yorum yapmak zor tabi; fakat yine de bu yenilgi sayesinde bir kez daha Yugoslavya – Sovyetler Birliği finali izleme şansı elde ettiğimizin altını çizmek lazım. Altı çizilmesi gereken bir başka nokta da bu iki ekibin hücum performansları oldu. Sovyetler Birliği gruptaki 5 maçta tam 523 sayı atarak 104.6 sayı ortalaması yakalarken, Yugoslavya da 492 sayı ile 98.4 sayı ortalaması elde etti.
 
Yarı finaller öncesi herkesin merak ettiği konu İtalya ve Çekoslovakya’nın gruplardaki başarılarını tekrarlayıp tekrarlayamayacağıydı. Fakat grup maçlarında sürpriz yapan iki ekip de yarı finalde aynı başarıyı gösteremediler. Belki de Yugoslavya ve Sovyetler Birliği bu sefer işi sıkı tuttu demek daha doğru olabilir. Yugoslavya İtalya karşısında 88-69 ile final biletini kaparken, Sovyetler Birliği de Çekoslovakya karşısında 91-76 kazanarak beklenen finalin gerçekleşmesini sağladılar. Final maçında ise Yugoslavya hakimiyeti vardı. Daha ilk yarıdan 42-27’lik üstünlüğü yakalayan Yugo’lar, bu farkı maç sonuna kadar koruyarak sahadan 74-61 galip ayrıldılar ve üst üste üçüncü kez Avrupa’nın en büyüğü olduklarını kanıtladılar. Ve daha da önemlisi bunu Sovyetler Birliği gibi bir devi yenerek yaptılar.
 
Turnuvanın MVP’si Yugoslavya’nın Partizan’lı yıldızlarından Drazen Dalipagic –ki final maçının da 19 sayı ile en skoreriydi- olurken, sayı kralı 26.4 sayı ortalamasıyla Hollandalı Kees Akerboom oldu. Turnuvanın ilk beşine giren diğer üç isim ise Yugoslav Zoran Slavnic, İsrail’den Miki Berkovich ve Bulgar Atanas Golomeev oldular.

Sovyetler'i yenmeden şampiyon olunmaz! Belgrad 1975

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız.
 
Son Avrupa Şampiyonu Yugoslavya 1975 yılındaki şampiyonaya ev sahipliği yaparak ikinci kez bu görevi üstlenmiş oldu. 12 ülkenin katılımıyla gerçekleşen finaller 4 şehirde yapıldı. İlk tur grupları Split, Rijeka ve Karlovac’ta yapılırken, final grubu maçları Belgrad’ta oynandı. İlk turda 12 takım 3 ayrı grupta mücadele ederken, ilk iki sırayı alan takımlar 6’lı final grubu için Belgrad’ın yolunu tuttular.
 
İlk tur maçları sonunda A Grubu’ndan Yugoslavya ve İtalya, B Grubu’ndan Sovyetler Birliği ve Çekoslovakya, C Grubu’ndan da İspanya ve Bulgaristan ilk iki sırayı alarak final grubunu oluşturdular. Final grubunda ise dörder maç sonunda Sovyetler Birliği ve Yugoslavya dörder maçlarını kazanarak son maça yenilgisiz girdiler. Final niteliği taşıyan grubun son maçına başlarken favori son şampiyon Yugoslavya’ydı. Pota altında Kresimir Cosic yanında, Mirza Delibasic’in oyun kuruculuğunda finale kadar emin adımlarla gelen Yugoslavya final maçında da oldukça başarılı bir basketbol sahaya koydu. Sonuçta her ne kadar kendi sahalarında final maçına son şampiyon ünvanı ile çıksalarda, Sovyetler’i yenmeden o çok değer verdikleri “şampiyon” ünvanını tam olarak kazanamayacaklarını ve Avrupa’nın en büyüğü olarak hakettikleri saygıyı göremeyeceklerini biliyorlardı. Bunun bilincinde olan Yugolar, 7000 taraftarı önünde Partizan’lı genç şutör guard Dragan Kicanovic’in 22, Zoran Slavnic ve Kresimir Cosic’in 12 sayısıyla sahadan 90-84 galip ayrılarak üst üste ikinci kez Avrupa Şampiyonu ünvanını almayı başardı. Daha da önemlisi Sovyetler Birliği’ni mağlup ederek başarılarının bir tesadüf olmadığını da kantılamış ve böylece saygı görmüş oldular.

26 Ağustos 2015 Çarşamba

İzlanda Eurobasket kadrosunu açıkladı

Avrupa Şampiyonası'nda ilk tur grubundaki rakiplerimizden İzlanda 12 kişilik Eurobasket 2015 kadrosunu açıkladı. Avrupa Şampiyonaları tarihinde ilk kez finallere kalma başarısını yakalayan İzlanda'da head coach Craig Pedersen'in tercihi, takımı finallere taşıyan kadroyu fazla bozmamak olurken, 12 kişilik kadro şu isimlerden oluştu.
 
 
Jon Stefansson PG/SG - 1.96
Hördur Vilhjálmsson PG - 1.90 
Jakob Sigurdarson PG - 1.92
Pavel Ermolinskij PG - 2.02
Ragnar Nathanaelsson C - 2.18
Martin Hermannsson PG - 1.90
Axel Kárason SF - 1.92
Helgi Magnusson SF - 1.92
Aegir Steinarsson PG  -1.82
Logi Gunnarsson SG - 1.92
Haukur Pálsson SF - 1.97
Hlynur Baeringsson PF - 2.00
 
İzlanda, Almanya'da yer alacağı ilk tur grubunda milli takımımızın yanı sıra, Almanya, İtalya, Sırbistan ve İspanya ile mücadele edecek ve grubun son maçı Türkiye - İzlanda arasında oynanacak.

Yugoslavya ilk kez Avrupa Şampiyonu : Barcelona 1973

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız.
1973 Avrupa Basketbol Şampiyonası ev sahipliğini İspanya yaptı. Turnuva Barcelona ve Badalona şehirlerinde yapılırken, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 12 ülke finallere katıldı. İspanya 1960’lar ve sonrasında Real Madrid’in öncülüğünde Avrupa basketboluna kulüp müsabakaları bazında damgasını vuran birkaç ülkeden biriydi. Fakat milli takımlar düzeyinde 1935 Cenevre'de kazanılan gümüş madalya dışında bir başarı kazanılmamıştı. Dolayısıyla Barcelona’daki şampiyona İspanyollar için de seviye atlama anlamında büyük bir şanstı.
 
 
…Ve İspanyollar bu şansı oldukça iyi kullandılar. İlk tur gruplarında Yugoslavya’nın ardından ikinci olan İspanya, yarı finalde büyük bir sürprize imza atarak Sovyetler Birliği’ni 80-76 mağlup etti. (Maçın tamamını sizler için yazının sonuna ekledik) 8000 taraftar önünde ilk yarıyı 36-40 geride kapatan İspanya, ikinci yarıda tribün desteğini de arkasına alarak müthiş bir mücadele sergiledi. Real Madrid’in yıldız oyuncusu Wayne Brabender’in 20, Vicente Ramos ve Francisco Buscato’nun 16’şar sayısıyla maç sonunda 4 sayılık galibiyete ulaşan İspanya tarihinin ikinci finalini yaşamanın yanı sıra, Sovyetler Birliği’nin üst üste dokuzuncu şampiyonluğa yürümesine engel olan takım olarak da tarihe geçmenin mutluluğunu yaşamış oldu. Her ne kadar final maçında Yugoslavya karşısında alınan yenilgi onları gümüş madalyada bıraksa da, İspanyol oyuncu ve taraftarların bundan mutsuz olduğunu söylemek pek mümkün olmaz.
 
İspanyollar’ın Sovyetler Birliği’ni saf dışı bırakması sonrası, merakla beklenen Yugoslavya – Sovyetler Birliği finali izlenemedi. Finalde İspanya’yı 78-67 yenen Yugoslavya ilk Avrupa Şampiyonluğu’nu elde etse de, bu şampiyonluğun Sovyetler ile karşılaşmadan gelmesi o gün bugündür bir soru işareti olarak akıllarda kaldı. Yine de pota altı yıldızlarından eksik Barcelona’ya gelen Sovyetler’le karşılaşsalardı bile Cosic ve arkadaşlarının her türlü bu şampiyonluğu elde edecekleri görüşü, basketbol otoritelerince hakim görüş olarak savunulmakta.

Devlerin nefes kesen finali : Essen 1971

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız.
 
Federal Almanya’da düzenlenen 1971 Avrupa Şampiyonası’na ev sahipliği yapan şehirler Essen ve Böblingen oldular. Finalleri Essen’de yapılan turnuva boyunca tek ilgi odağı finaldeki olası Yugoslavya – Sovyetler Birliği maçıydı. Önceki turnuvalardan farklı olarak Sovyetler bu sefer turnuvanın tek favorisi değildi. Çünkü bir önceki sene gerçekleşen Dünya Şampiyonası’nda kendi evinde altın madalyayı kazanan Yugoslavya, Almanya’ya da favori olarak gelmişti. Bu iki ülke dışındaki takımların da onları zorlaması beklenmediğinden finale kadarki maçlar adeta formalite havasındaydı. Formalite maçlarının piyonlarından biri olan Türkiye de bu turnuvayı ilk tur gruplarında aldığı bir İsrail galibiyeti ile kapatmış; fakat sıralama maçlarında aynı ülkeye yenilerek, sıralamanın en son sırasında yer almıştı.
 
Grup maçları ve yarı finallere değinmenin yersiz olduğu turnuvada final beklendiği gibi Yugoslavya ve Sovyetler Birliği arasında oynandı. Bir önceki turnuvanın finalinde Cosic’i durdurarak kupaya uzanan Sovyetler, bu sefer favori olmamanın da verdiği mecburiyetle, Yugoslavlar’ın yıldızını oyun dışı bırakmanın bir şart olduğunun farkındaydılar. Nitekim bu konuda başarılı da oldular. Nefesleri kesen finalde Sovyet pivot Alzhan Zharmuhamedov, Cosic’i 3/20 saha içi isabette tutmakla kalmadı; 16 sayılık bir performans sergileyerek ülkesinin maçı 69-64 kazanmasında da çok büyük bir pay sahibi oldu. Sovyetler Birliği böylece üst üste sekizinci, toplamda da on birinci Avrupa şampiyonluğuna ulaşıyordu. Yenilgiye rağmen Yugoslavya’nın yıldızı Kresimir Cosic MVP ödülüne layık görülürken, Polonyalı Edward Jurkiewicz de 22 ortalama ile sayı kralı oluyordu. Turnuvanın en iyi beşi ise bu iki isim haricinde Sovyet Sergej Belov – Modestas Paulauskas ikilisi ve Bulgar Atanas Golomeev’den oluştu.

25 Ağustos 2015 Salı

Korac'ın yası tutulurken... Napoli 1969

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız.
 
İtalya’nın Napoli şehrinin ev sahipliği yaptığı 1969 Avrupa Basketbol Şampiyonası maçları Napoli’deki iki ve Caserta’daki bir salonda oynandı. Şampiyona öncesi yaz ayları Avrupa ve özellikle Yugoslavya basketbolu için tam bir yas havasında geçti. Yugoslav basketbolunun o yıllarda adım adım zirveye ilerlemesinde belki de en büyük pay sahibi isim Radivoj Korac 2 Haziran 1969’da geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Yugoslavya Basketbol Federasyonu’nun sonrasında “2 Haziran’larda basketbol oynama yasağı” getirdiği ölüm olayı sonrası, turnuva farklı bir havada başladı. Ve belki de bu duygusallığın da verdiği hırsla Yugoslavlar turnuva sırasında oldukça dikkat çekici bir başarıya imza atacaktı.
 
Turnuvanın bir diğer dikkat çeken ismi ise yine bir Yugoslav Kresimir Cosic’ti. Yugoların çabuk havlu attığı bir önceki turnuvada Korac’sız takımda henüz genç bir oyuncu olan 2.10’luk pivot, fiziği yanında fundamental’ıyla da ilerleyen yıllarda Yugoslav basketbolunu taşıyacak isimlerden biri olduğunun sinyallerini vermekteydi. Zadar’lı oyuncu ilerleyen yıllarda kariyerine 1 Olimpiyat, 2 Dünya ve 3 Avrupa şampiyonluğu ekleyecekti. 1969 Napoli’de gelen gümüş madalya Cosic için belki de Korac’ın anısına kazanılan küçük bir başarı olarak kalacaktı; fakat tüm Avrupa çok büyük bir yıldızın parkedeki doğuşunu izlemekteydi.
 

Eurobasket 2015 Yunanistan final kadrosu

Eurobasket 2015 öncesi hazırlık maçları devam ederken Yunanistan'da Head Coach Fotis Katsikaris 12 kişilik turnuva kadrosunu açıkladı. Buna gore 14 kişilik kadrodan Vlantimir Giankovits ve Dimitris Agravanis kesilirken, kadro tercihinde görece A Milli takımlarda daha tecrübeli isimlerin tercih edildiği gözlemlendi. Yunanistan'ın Eurobasket'e katılacağı 12 kişilik final kadrosu şu isimlerden oluşuyor:
 
 
Nikos Zisis SG - 1.96
Nick Calathes PG - 1.97  
Kostas Sloukas PG - 1.98 
Evangelos Mantzaris PG - 1.95
Vasilis Spanoulis PG/SG - 1.92
Giannis Antetokounmpo F - 2.08
Kostas Papanikolaou F - 2.03
Stratos Perperoglou F - 2.03
Georgios Printezis PF - 2.05
Kostas Kaimakoglou PF - 2.05
Kostas Koufos C - 2.13
Yannis Bourousis C - 2.13
 
Yunanistan bilindiği gibi 2015 Avrupa Şampiyonası'nda C Grubu'nda mücadele edecek olup, Makedonya, Gürcistan, Hollanda, Slovenya ve Hırvatistan ile mücadele edecek. 

Modern Çağ'ın Eurobasket'ine doğru: Helsinki 1967

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız. 
1967 Avrupa Şampiyonası’nın ev sahipliğini o sene bağımsızlıklarının 50.yılını kutlayan Finlandiya’nın başkenti Helsinki yaptı. Bir önceki Avrupa Şampiyonası’nın bir benzeri olarak birden fazla şehirde yapılan maçların diğer merkezi ise Tampere’ydi. Helsinki’deki şampiyona bir anlamda Avrupa Şampiyonası’nın çehresini değiştiren ve medyada daha fazla yer almasına öncülük eden bir turnuva oldu. Uluslararası medyanın katılımıyla Avrupa’nın çeşitli ülkelerine canlı televizyon yayını yapılarak günümüz şampiyonalarının pazarlama anlayışına doğru ilk adım atılmış oldu. Bunların yanında istatistiksel anlamda da yenilikler görüldü. Örneğin o zamana kadar sadece sayı, faul ve serbest atış isabetleri istatistik olarak tutulurken, Helsinki’de her maç olmasa bile bazı maçların ribaunt istatistikleri de kayıtlara geçti. Finlandiya bu yenilikleri basketbol şampiyonalarına getirmesine rağmen, evindeki şampiyona ile birlikte basketbolda düşüşe geçerken, Helsinki Demokratik Alman Cumhuriyeti – bir diğer adıyla Doğu Almanya’nın da son kez finallerde boy gösterdiği şampiyona olarak tarihe geçiyordu.

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Korac krallığı bırakmıyor : Moskova 1965

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız.
 
Sovyetler Birliği ve başkenti Moskova 1953'ten 12 yıl sonra ikinci kez 1965'te Avrupa Şampiyonası'na ev sahipliği yapti. Yalnız bu evsahipliğinin öncekinden farklı bir özelliği vardı. O da şu ki, maçlar ilk kez birden fazla sehirde, Moskova'nin yanında Tiflis'te de yapıldı. Bu sistemin ilk kez uygulanmasi diğer evsahiplerine de emsal olurken, sonraki turnuvalarda da benzer uygulamalar hayata geçirildi.


Turnuvanın maç programı bir önceki turnuva olan Varşova 1963'te başlatılan 16 takımlı turnuva takvimiyle aynı kalırken, ilk tur gruplarında Sovyetler Birligi ve Yugoslavya yine gruplarında dominant performanslarıyla birinciligi elde ettiler. Sovyetler Birligi yarı finalde, 1963 finalisti Polonya'yı 75-61 yenerken, İtalya ve Yugoslavya arasinda oynanan ikinci yarı final inanılmaz bir çekişmeye sahne oldu. İlk yarıyı 50-41 önde kapatan Yugoslavya karşısında ikinci yarıda iyi bir geri dönüş yapan İtalya'nin çabası farkı kapatmaya yetse de, sahadan 83-82 galip ayrılan Yugo'lar, finalde Sovyetler'in rakibi oldu. Korac 22, Ivo Daneu 18 sayıyla galibiyette önemli rol oynadilar. Üçüncülük maçını 86-70 kazanan Polonya Avrupa üçüncüsü olurken, finalde Sovyetler Birligi Yugoslavya ile karşılaştı. Çekismeli maçın ilk yarısını 29-25 önde tamamlayan Sovyetler, Paulauskas'in 16, Alexandre Petrov'un 14 sayısı ile Yugoslavya'yı 58-49 mağlup ederek Avrupa Şampiyonluğu'na uzanırken, bu başarıyı üstüste beşinci kez elde etmiş oldular.

Ülke sınırlaması ve ilk ön eleme turları: Varşova 1963

Avrupa Sampiyonasi'nin baslamasina kisa bir süre kala, hem Avrupa Sampiyonalari tarihçesi hakkinda varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arsiv niteligi tasiyacak bir yazi dizisi hazirladik. 1935'ten bu yana 80 yilda neler olmus neler bitmis, elimizden geldigince en dikkat çekici noktalariyla derlemeye çalistik. Begeninize sunariz.
 
1963 Avrupa Basketbol Sampiyonasi'nin ev sahibi Polonya oldu. Bildiginiz üzere önceki sampiyonalar talep yapan tüm ülkelerin katilimiyla, bir ülke sinirlamasi yapilmadan düzenleniyordu. Fakat katilim talebi yapan ülke sayisinin giderek artmasi ve organizasyon zorlugu nedeniyle 4-14 Ekim tarihlerinde Varsova'da düzenlenen turnuva, yeni Avrupa Sampiyonalari düzenlemesine göre 16 takimin katilimiyla sinirlandirildi. Bu nedenle, 1935 Cenevre'deki ön eleme maçini hariç tutarsak sampiyonalar tarihinde ilk ön eleme turu mücadeleleri Varsova 1963'te izlendi. Finallere katilmaya hak kazanan 16 takim iki gruba ayrilarak aralarinda yediser maç oynadilar. Gruplarini ilk iki sirada bitiren takimlar yari finale yükselirken, 3 ve 4.cüler 5-8.cilik için klasman maçlari oynadilar.



Grup maçlarinda turnuvanin favorileri yine izleyenleri fazla sasirtmadan ilk siralari aldilar. A Grubu'nda lider tüm maçlarini kazanan Yugoslavya olurken, ikinci sira için Macaristan ve Bulgaristan çekistiler. Aralarindaki maçi 64-55 kazanan Macaristan yari final vizesini elde etti. B Grubu'nda ise yenilgisiz Sovyetler Birligi ilk sirayi elde etti. Tüm maçlarini çift haneli farklarla kazanan Sovyetler Birligi, zorlanmadan yari finalist olurken, ikinci sira ise ev sahibi Polonya'nin oldu. Türkiye ise grup maçlarinda oldukça basarisiz bir performansla galibiyet alamadan son sirada yer aldi. Milliler turnuva sonunda ise sadece son maçta aldiklari 64-62'lik Hollanda galibiyeti ile onbesinci sirada yer alabildi. Yari finallerde Sovyetler Birligi Macaristan'i rahat bir sekilde 89-51 maglup ederek finale yükselirken, ev sahibi Polonya son Avrupa ikincisi Yugoslavya'yi 83-72 yenerek Sovyetler'in finalde rakibi oldu. Yugoslavya yari finaldeki yenilginin sokunu Macaristan'a karsi aldigi 89-61'lik galibiyet ve Avrupa üçüncülügü ile üzerinden atarken, finalde Polonya'yi kendi seyircisi önünde 61-45 maglup eden Sovyetler Birligi bir kez daha Avrupa Sampiyonu oldu.
 


 
Turnuva MVP'si Real Madrid'in yildizi Ispanyol forvet Emiliano Rodriguez olurken, bu turnuvadaki MVP seçimi önceki turnuvalardaki seçimlerden farkli olarak, ilk kez resmi olarak uluslararasi gazetecilerin oylariyla yapilmis oldu. Yugoslav yildiz Radivoj Korac ise 26.6 sayi ortalamasi yakalayarak üst üste üçüncü kez sayi krali oldu. Korac 1959'da Türkiye'de yapilan turnuvada ilk kez sayi krali olurken, bir maçta en fazla sayiyi Türkiye potasina göndermisti. 1961'de millilerimizle maç yapmayan Korac, 1963 -ilginçtir ki- sayi kralligina kosarken bir kez daha bir maçta en fazla sayiyi (34) milli takimimizin potasina gönderdi.

Yazımızın sonunda size 30 saniyelik de bir görüntü sunuyoruz. Varşova 1963, Polonya - Yugoslavya maçı...
 

23 Ağustos 2015 Pazar

Tracy McGrady: Gamsız Yıldız

Tracy McGrady nam-ı değer T-Mac, benim gözümde NBA tarihinin en bahtsız oyuncularından biridir. Liseden sonra 18 yaşında NBA draftinde Toronto Raptors tarafından 9. sıradan seçilen oyuncunun kariyerinde şansızlıklar silsilesi profesyonel kariyerine kuzeni Vince Carter’ın takımı Raptors’da adım atmasıyla başladı desek yeridir.
 
Toronto’da geçirdiği üç sene boyunca kuzeni Vince Carter’ın gölgesinde kalan T-Mac Raptors’da geçirdiği son senede ortaya koyduğu performans sayesinde biraz da Carter’ın gölgesinde kalmaktan sıkıldığı için sezon sonunda Orlando Magic yolunu tutar. Lakin şansızlıklar burada da peşini bırakmayacaktır. Magic o yıl Mcgrady dışında ligin en elit üç numaralarından Grant Hill ile de anlaşarak öldürücü bir arka alan yaratmıştır. Fakat Pistons kariyerine biraz da sakatlıklarının sekte vurmasıyla Magic’e gelen Hill kronik hale gelen diz sakatlıklarından bir türlü kurtulamaz ve Magic kariyeri boyunca ancak sayılı maçta sure alabilir. T- Mac yine de Magic’deki ilk yılında sergilediği performansla takımın playoff yapmasını sağlar. 2000-2001 sezonu playofflarında 33,8 sayı, 6,5 ribaunt ve 8,5 asistlik performansıyla müthiş istatistiklere imza atar.  Ama bu sefer de ilk turda rakipleri Bucks’a 3-1 ile boyun eğmekten kurtulamazlar.

20 Ağustos 2015 Perşembe

Yugolar kendi evinde finalde: Belgrad 1961

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız.

1961'de Belgrad'ta düzenlenen Avrupa Şampiyonası, eleme maçları oynanmaya başlamadan önceki son Avrupa Şampiyonasıydı. Başvuran ve FIBA'nın onayladığı 19 takımın katılımıyla yapılan bu turnuva sonrası, şampiyona finallerinin 16 takımla sınırlandırılmasına, daha fazla ülkenin başvurusu halinde ön eleme turları oynanmasına karar verildi.


Turnuvada ilk ve ikinci turlar grup maçlarıyla geçerken, ikinci tur gruplarının ilk iki sırasında yer alan dört takım yarı finalist oldular. Yarı finallerde Yugoslavya Fransa'yı Korac'ın 31 sayısıyla 75-65'le geçerken kendi evindeki turnuvada ilk kez finale yükseldi. Yugoların finaldeki rakibi ise Bulgaristan'ı 77-54 mağlup eden Sovyetler Birliği oldu. Sovyetler ikinci tur gruplarında oynadıkları maçta Korac'ı 14 sayıda tutmuş, kendi oyunundan da taviz vermeyerek Yugoslavya'yı 75-58 yenmişti. Final maçında ise çekişme daha fazla oldu. Devreyi 31-27 önde kapatan Sovyetler Birliği, yine Korac'ı durdurmayı başarırken, Ianis Krouminch'in 18 sayısıyla sahadan 60-53 galip ayrıldı ve üstüste üçüncü şampiyonluğunu elde etti. Üçüncülüğü Fransa'yı 55-46 yenen Bulgaristan elde ederken, MVP 24 sayı ortalamasıyla üst üste ikinci kez sayı kralı olan Radivoj Korac oldu. 

Türkiye ilk tur gruplarını lider kapatmasına rağmen, ikinci turda tüm maçlarını kaybedince klasman maçları oynamak zorunda kaldı ve bu maçlar sonucunda Avrupa onuncusu oldu.

16 Ağustos 2015 Pazar

Türkiye Avrupa Şampiyonası'na evsahibi oluyor : İstanbul 1959

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız. 

1959 Avrupa Şampiyonası İstanbul'da Mithat Paşa Stadı'nda, yani bugünkü İnönü Stadı'nda (gerçi o da kalmadı değil mi) yapıldı. 17 ülkenin katılımıyla düzenlenen turnuva alınan sonuçlar ve oynanan basketboldan çok, birkaç önemli detayla hafızalarda kaldı. Bunlarda ilki, Mithat Paşa Stadı'nda oynanan turnuvanın açık havada oynanan son Avrupa Şampiyonası olmasıydı. FIBA aldığı kararla sonraki turnuvalarda maçların salonda oynanma zorunluluğunu getirdi. Bunda final grubundaki son maç olan Sovyetler - Fransa maçı öncesi başlayan sağanak yağmur ve maçın Spor ve Sergi Salonu'na alınmasının rolü nedir hiç bilemeyeceğiz tabi. Bir başka dikkat çekici unsur ise Yugoslav yıldız Radivoj Korac'ın milli alanda ilk kez parkelere çıkmasıydı. Kariyerinde sayısız başarı ve madalya bulunan 1.96'lık yıldız power-forvet daha ilk Avrupa Şampiyonası'nda önünde onu nasıl bir kariyer beklediğini kanıtlıyordu adeta. Turnuvada Doğu Almanya ilk kez Eurobasket'e katılırken, Avrupa dışından bir ülke de (İsrail'i saymıyorum tabi) son kez olarak Avrupa Şampiyonasılarında mücadele etti. Bu ülke ilk ve tek katılımını yapan ve turnuvada son sırada yer alan İran'dı. 


Turnuva fikstürü oynanan maç sayısını artırma amaçlı değiştirilmişti. Dört ilk tur gurubndan çıkan 8 takım dörtlü iki grupta tekrar mücadele ettiler. Bu grupların ilkinden Sovyetler Birliği ve Macaristan, ikincisinden ise Fransa ve Çekoslovakya ilk iki sırayı alarak dörtlü final grubunu oluşturdular. Final grubu yenilgisiz kapatan Sovyetler Birliği tarihindeki beşinci Avrupa Şampiyonluğu'nu kazanırken, üçlü averaja kalan diğer takımlardan Çekoslovakya ikinci, Fransa üçüncü, Macaristan da dördüncü oldular. Turnuvanın MVP'si Sovyetler Birliği'nden Viktor Zubkov olurken, sayı kralı 28.1 gibi muhteşem bir ortalama yakalayan Radivoj Korac oldu. Turnuva sonunda ayrıca takım koçlarının oylamasıyla seçilen en iyi 5 ise şu şekilde oluştu:

Kısa Hazırlık Dönemi Değerlendirmesi A Milli Takım

A milli Basketbol milli takımı Abdi İpekçi’de Tunus, Bosna Hersek ve Yunanistan’ın katılımıyla düzenlenen hazırlık turnuvasında namağlup şampiyon oldu. Biraz maçları ve Avrupa Şampiyonası öncesi nasıl bir oyun planıyla parkeye çıkacağımız değerlendirmek istiyorum.

Öncelikle turnuvaya katılan Bosna Hersek ve Tunus’un bizim kalibremizde ekipler olmadığını belirtmek yerinde olur. Her iki maçta da koç Ergin Ataman’ın bench oyuncularının performansını görmesi adına önemliydi. Öte yandan Yunanistan 2016 olimpiyatlarına direk etki edecek 2015 Avrupa Şampiyonası öncesi tam kadro olarak karşımızdaydı. Hepimizin bildiği gibi gerek Ömer Aşık’ın sakatlığı gerekse Enes Kanter’in kişisel sebeplerle kadroya alınmamasının ardından uzun rotasyonunda hem çemberi savunacak hem de pota altından sayı üretecek uzun sıkıntımız bulunuyordu. Fakat geçtiğimiz yıl Obradovic’in koçluğunda biraz olsun mental olarak toparlanan Semih Erden hem savunma hem de hücumda bu boşluğu en azından son oynanan hazırlık maçlarında hissettirmedi. Tunus ve Bosna Hersek maçlarını gerek güç dengesi gerekse rakiplerin kadrolarındaki eksikliklerden dolayı fazla ciddiye almasam da son oynanan Yunanistan maçında takım savunması olarak ortaya konan direnç şampiyona öncesi biraz olsun umutlanmama yol açtı. Hala set hücumlarında ciddi sorunlarımız var. Topa yön veren ve efektif şekilde ikili oyun oynayabilen oyuncu adedimiz oldukça sınırlı. Bunların başında Bobby Dixon ve Sinan Güler geliyor. Fakat gerek kafaca gerekse fiziksel olarak maça %100 konsantre olan oyuncular sayesinde en azından Yunanistan karşısında kadro olarak yetenek anlamında geride olmamıza rağmen rakibi 20 top kaybına zorlayarak aradaki farkı kapattık. Ayrıca Yunanistan maçı özelinde konuşmak gerekirse çektiğimiz hücum ribauntları maçın lehimize sonuçlanmasında en büyük etkenlerden biriydi.

15 Ağustos 2015 Cumartesi

Yüzde 80 galibiyetle gelen Avrupa dokuzunculuğu : Sofya 1957

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız. 

1955 Avrupa Şampiyonası'nın ilk üç ülkesi daha önce şampiyonaya evsahipliği yaptığı için 1957'nin evsahibi, bir önceki turnuvanın dördüncüsü Bulgaristan oldu. Maçlar 45000 kişilik Vasil Levski Stadı'nda oynanırken, özellikle evsahibi ekibin maçları neredeyse tamamen dolu tribünler önünde oynandı. 16 takımın katıldığı turnuvada ilk tur maçları 4 grupta oynanırken, ilk iki sırayı alan ekipler final grubunu oluşturdular. 


Sovyetler Birliği son birkaç şampiyonada olduğu üzere yine açık ara favoriydi. Oynadığı 10 maçın tamamını kazanan Sovyetler final grubunda ev sahibi Bulgaristan ve Çekoslovakya karşısında zorlansalar da, yenilgi almadan şampiyonluğu elde ettiler. Final grubunun üçüncü maçında, bir önceki şampiyonada 32 maçlık namağlup ünvanına son veren Çekoslovakya karşısında yine çok zorlanan Sovyetler Birliği Stasis Stonkus'un 21 sayısıyla sahadan 62-60 galip ayrılırken, şampiyonu belli edecek son maçta ise 45000 Bulgar taraftar önünde Bulgaristan'ı 60-57 yenerek şampiyonluğa uzandılar. Final maçı da sayılabilecek son maçın ilk yarısını 23-19 geriden kapatan Sovyetler Birliği, ikinci yarıda 41 sayı kaydederken, 17 sayı kaydeden Viktor Zubkov da final maçının yıldızı oldu. 1957 Avrupa Şampiyonası'nın MVP'si Çekoslovakya'dan Jiri Baumruk olurken, sayı kralı da 23.3 ortalamayla Belçikalı Eddy Terrace oldu. Bu noktada Yalçın Granit'in de 21.3 sayı ortalamasıyla sayı krallığında Terrace'ı takip ettiğini belirtmeden geçmeyelim. 

14 Ağustos 2015 Cuma

30 saniye kuralı devrede : Budapeşte 1955

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız. 

FIBA'nın iki kez üstüste evsahibi olamama kuralı nedeniyle 1953 Avrupa Şampiyonu Sovyetler Birliği değil, ikinci olan Macaristan'da yapıldı. 18 takımın katılımıyla gerçekleşen turnuva 30 saniye kuralının ilk kez kullanıldığı turnuva olarak tarihe geçti. Haliyle daha hızlı bir basketbol ve daha yüksek skorlar da görülmeye başlandı. Bu kuralın etkisi mi yoksa Macarlar'ın kendi evinde saha avantajını kullanmalarından mıdır bilinmez; o yıllarda hem futbol hem de basketbolda oldukça ileri olan Macarlar, önceki Avrupa Şampiyonaları'nda yenilgi dahi görmeyen Sovyetler'i geçerek Avrupa Şampiyonluğu'nu elde ettiler. 


Dört grupta yapılan ilk tur mücadeleleri sonrası oluşan sekizli final grubuna da 3 galibiyetle başlayan Sovyetler Birliği Avrupa Şampiyonları tarihinde namağlupluğunu 32 maça çıkarmıştı. Fakat Sovyetler, Çekoslovakya karşısında inanılmaz bir direnişle karşılaştılar. Miroslav Skerik'in 28 sayı atarak kariyer rekoru kırdığı maçta Çekler'e 81-74 yenilen Sovyetler Birliği için ilk kez tehlike çanları çalmaya başlamıştı. İki maç sonra ise ev sahibi Macaristan karşısına çıkan Sovyetler Birliği Turgut Atakol'un hakemliğini yaptığı maçta Laszlo Hody ve Tibor Zsiros'un 20'şer sayısına engel olamayarak sahadan 82-68 mağlup ayrıldı. Bu yenilgi ile Sovyetler sadece maçı değil aynı zamanda şampiyonluğu da kaybetmiş oluyordu. Turnuva boyunca sadece Çekoslovakya'ya yenilen Macarlar böylece tarihlerinin ilk ve tek Avrupa Şampiyonluğu'nu kendi seyircileri önünde elde ettiler. Macaristan'dan Janos Greminger MVP ödülünün sahibi olurken, 19.1 sayı ortalamasıyla Çek Miroslav Skerik de sayı kralı oldu.

13 Ağustos 2015 Perşembe

Arap - İsrail gerginliği gölgesinde bir şampiyona: Moskova 1953

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız. 

1951'in Avrupa Şampiyonu Sovyetler Birliği 1949'da reddettiği evsahipliğini (bknz: Kahire 1949) bu kez kabul etti ve böylece 1953 Avrupa Şampiyonası Moskova'da düzenlendi. Sovyetler Birliği'ndeki turnuvayla birlikte tekrar açık havaya dönen Avurpa Basketbol Şampiyonası Moskova'da 35000 kişilik bir statta yapıldı. İsrail'in kurulduktan sonra ilk kez Avrupa basketbol arenasına dahil olduğu turnuva, İsveç için de tarihlerinin ilk Avrupa Şampiyonası anlamı taşıyordu. 


Turnuvaya İsrail'in katılımı siyasi unsurların da Avrupa Şampiyonası'na etkisi anlamına geliyordu. Zira İsrail ilk turda Lübnan ile aynı grupta yer alırken, Lübnan protesto amaçlı olarak karşılaşmaya çıkmadı ve hükmen mağlup sayıldı. Benzer şekilde final grubu maçlarında da bir diğer Arap ülkesi Mısır İsrail karşısında sahaya çıkmazken, böylece İsrail turnuvada aldığı 7 galibiyetin ikisini hükmen 2-0'lık skorlarla kazanmış oldu. 

17 ülkenin iştirak ettiği turnuvanın ilk tur maçları 4 grupta yapıldı. İlk iki sırayı alan takımlar ise sekizli final grubunu oluşturdular ve her takımın birbiriyle karşılaştığı lig usulü oynanan karşılaşmalar sonrası şampiyon belli oldu. Grup maçlarında çok büyük bir sürpriz yaşanmadı. Sovyetler Birliği'nin Danimarka'yı 118-14 yendiği maç 100 sayının üzerine çıkan farkla dikkat çekerken, Yugoslavya da üçlü averaj sonrası Bulgaristan'ın üzerinde yer alarak hüsranla biten bir önceki turnuva sonrası yavaş yavaş Avrupa basketbolunun zirvesine doğru olan yoluna adım atmaya başladı. 

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Sovyetler geri dönüyor: Paris 1951

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız. 

1951 Avrupa Şampiyonası, bir önceki şampiyon olan Mısır'ın kendi ülkesinde şampiyon olması ve üst üste iki kez evsahibi olamama kuralı nedeniyle 1949'un ikincisi Fransa'da düzenlendi. O yıllarda Avrupa Şampiyonası elemeleri gibi bir sistemin olmaması ve başvuran tüm takımların katılabilmesi nedeniyle Paris tam 18 takımın katıldığı o güne kadarki en geniş katılımlı turnuvaya ev sahipliği yaptı. Katılan ülkeler arasında ilk kez Avrupa Şampiyonası tecrübesi yaşayacak olan Danimarka, İskoçya ve İkinci Dünya Savaşı sonrası ayağa kalkmaya çalışan Batı Almanya da vardı. En çok merak edilen ekip ise hiç kuşkusuz 1947'deki ezici şampiyonuğu sonrası Mısır'a gidemeyen ve Fransa'da tekrar parkeye geri dönen Sovyetler Birliği idi. Sovyetler Paris'e şüphesiz ki turnuvanın açık ara favorisi olarak gelmişlerdi. 


Karşılaşmalar ünlü Parc des Princes'in hemen yanında bulunan 12000 kişilik Vel d’Hiver velodromunda yapıldı. İlk tur mücadeleleri dört grupta yapıldı ve ilk iki sırayı alan ekipler çeyrek finalist oldular. Grup maçlarında Soveyetler Birliği dört maçta tam +195 averaj elde ederken, aynı grupta ikinci sırada yer alan Milli Takımımız'ın aldığı 24 sayılık yenilgi, bu averajın yanında başarı sayılabilecek düzeydeydi. İlk tur gruplarında alınan ilginç skorlara baktığımızda ise Sovyetler Birliği'nin çaylak Danimarka karşısında aldığı 109-13 ve Çekoslovakya'nın yine bir diğer çaylak İskoçya karşısında aldığı 103-18'lik galibiyetleri görmekteyiz. 

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Ve Türkiye ilk kez Avrupa Şampiyonası'na katılıyor: Kahire 1949

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız. 

1947 Avrupa Şampiyonası'nın şampiyonu Sovyetler Birliği savaş sonrası ülkedeki durumun henüz stabilize olmaması nedeniyle bir sonraki Avrupa Şampiyonası'na ev sahipliği yapmayı reddedince (bir dip not vermek gerekirse o zamanlar evsahipleri katılan ülkelerin ulaşım ve konaklamasını karşılıyordu) ve ikinci Çekoslovakya da hali hazırda bir önceki şampiyonanın ev sahipliğini yaptığı için 1947 Prag'ın üçüncüsü Mısır, 1949 Avrupa Şampiyonası'nın ev sahipliğini üstlendi. Turnuvanın Mısır'da düzenleniyor olması, kara ulaşımının zorluğu, hava ulaşımının da o yıllarda pahalı ve güvensiz oluşu nedeniyle katılımın düşük olmasına neden oldu. Avrupa kıtasından sadece dört ülke (Fransa, Yunanistan, Türkiye ve Hollanda) katılım için başvururken, ev sahibi Mısır ile birlikte katılımcı sayısını artırmak amacıyla Orta Doğu ülkelerinden Lübnan ve Suriye de turnuvaya kabul edildiler. 1949 Kahire aynı zamanda Milli Takımımızın da Avrupa Şampiyonalarında ilk kez boy gösterdiği turnuva olarak basketbol tarihimize geçti. Hüseyin Öztürk, Samim Göreç, Avram Barokas, Vitali Benazus, Haşim Tankut, Ali Uras, Mehmet Ali Yalım, Tevfik Tankut, Sacit Seldüz, Erdoğan Partener, Ayduk Koray ve Candaş Tekeli'den oluşan millilerimiz oynadıkları altı maçın üçünü kazanarak Avrupa dördüncüsü oldular.


Turnuvada maçlar yedi takımın lig usülü birbirleriyle karşılaşması usulüne göre oynandı. 1939'da benzer bir takvimin uygulandığı Kaunas'ta ilk maçta şampiyonun belirlenmesinin aksine (bknz: 1939 Kaunas) daha önce Avrupa Şampiyonası tecrübesi bulunan iki favori takım Fransa ve Mısır'ın son maçta final niteliğinde karşı karşıya geldiği maçı 57-36 kazanan Mısır, kendi evindeki turnuvada kolaylıkla şampiyonluk ipini göğüsledi. Karşılaşmanın daha ilk yarısından üstünlüğü kuran ve devreyi 36-16 önde tamamlayan ev sahibi, Walid Saleh'in 16 sayısıyla sahadan 57-36 galip ayrılarak Avrupa Şampiyonalarının kıta dışında ilk ve tek şampiyonu oldu. Turnuvanın hem MVP'si hem de sayı kralı milli takımımızdan Hüseyin Öztürk olurken, 19.3 sayı ortalamasıyla o zamana kadar elde edilen en yüksek ortalamayı elde etmiş oldu. 

Millilerimiz katıldıkları ilk turnuvada Avrupa dördüncüsü olurlarken, özellikle kaybettikleri üç maçın da ilk yarısını başa baş götürüp ikinci yarıda dağılmalarıyla dikkat çektiler. Şampiyon Mısır karşısında bile ilk devreyi önde kapatan Türkiye, üstünlüğünü ikinci devrelerde koruyamayınca aldığı üç yenilgiyle Arupa dördüncülüğünü elde etti. Milli Takımımızın maçları şu şekilde sonuçlandı:

Yunanistan - Türkiye : 54-41
Fransa - Türkiye : 47-33
Suriye - Türkiye : 33-43
Türkiye - Mısır : 44-57
Türkiye - Hollanda : 38-24
Türkiye - Lübnan : 48-41

9 Ağustos 2015 Pazar

Sovyetler Birliği parkeye iniyor: 1947 Prag

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız. 

1947 Avrupa Şampiyonası son şampiyon Çekoslovakya'nın ev sahipliğinde Prag'da yapıldı. Bu turnuvanın önemli yanı ileride Avrupa ve Dünya Şampiyonaları'nda önemli yerler edinecek olan iki basketbol devinin ilk kez Avrupa Şampiyonası'na katılmalarıydı. Bu iki devden Sovyetler Birliği turnuvada adeta şov yaparken, Yugoslavya ise gelecekteki gösterişli günlerinin henüz çok uzağındaydı. Sovyetler'in başarısına çok da şaşırmamak lazım, zira ilk üç turnuvanın şampiyonları Letonya ve Litvanya'nın yanısıra Estonya ve Ukraynalı sporcuların bir karması olduğundan rakiplerin yanlarına yaklaşmasına pek de izin vermiyorlardı. 


14 takımın katıldığı turnuvada ilk tur maçları iki üçlü, iki de dörtlü grup olarak yapılırken, ilk iki sırayı alan takımlar çeyrek final gruplarına yükseldiler. Yugoslavya ilk tur gruplarında Sovyetler Birliği ve Macaristan'a karşı ağır yenilgiler alarak ilk şampiyonaya ilk turda veda ederken, Sovyetler Birliği ise iki maçta tam 68 averaj yakalayacak galibiyetler elde etti. İlk tur gruplarındaki zayıf takımlar nedeniyle farklı skorlar yaşanırken Fransa Avusturya'yı 100-6, Belçika Arnavutluk'u 114-11 ve Mısır da yine Arnavutluk'u 104-19 mağlup ettiler. Arnavutluk'un 3 grup maçı sonundaki averajı "-233" (yazıyla eksi iki yüz otuz üç) idi.

İkinci tura yükselen sekiz takım iki grupta mücadele ederken, kural gereği grup birincileri finale yükseldi. Benzer şekilde ikinciler 3.lük, üçüncüler de 5.lik maçı oynadılar. Çeyrek final gruplarında da maçlarını en az 14 sayı farkla kazanan Sovyetler Birliği finale yükselirken, rakibi diğer grubun final maçında Belçika'yı 32-29 yenen son şampiyon ve ev sahibi Çekoslovakya oldu. Final maçına da favori çıkan Sovyetler Birliği rakibinin ev sahibi avantajını umursamadan sahadan 56-37 galip ayrılarak ilk kez katıldığı Avrupa Şampiyonası'nda zirveyi elde etti. Üçüncülüğü ise Belçika'yı 50-48 yenen Mısır aldı. En değerli oyuncu Sovyetler Birliği'nin Estonya asıllı oyuncusu Joann Lossov olurken, sayı krallığını ise 14.8 sayı ortalamasıyla yine aynı ülkeden Otar Korkia elde etti. Korkia final maçında da 23 sayı kaydetti. Bu arada bazı kaynaklarda sayı krallığının 13.7 sayı ortalamasıyla Fransız Jacques Perrier'de olduğu iddia edilmekle birlikte bu kaynaklar muhtemelen Korkia'nın oyuna girmediği maçlardaki "0" sayısını da ortalamaya kattıklarından böyle bir sonuca varmaktadırlar. 


8 Ağustos 2015 Cumartesi

Savaşın yaralarını sarmaya çalışırken: Cenevre 1946

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız. 

İkinci Dünya Savaşı nedeniyle ara verilen Avrupa Basketbol Şampiyonaları'nın dördüncüsü 1946 yılında ilk organizatör olan İsviçre'de yapıldı. Savaşın tarafsız ülkesi olan ve bu sayede spor tesislerini savaşa kurban etmemiş olan İsviçre, savaş sonrası kendine gelme döneminde olan Avrupa'da bu organizasyona evsahipliği yapabilecek ender ülkelerden biriydi. Turnuva, İsviçre'nin ikinci kez evsahipliği yapmasının yanında, savaş sonrası Avrupa'nın değişen siyasi yapısı ve savaşa katılan sporcular nedeniyle değişen dengeler bakımından da dikkat çekiciydi. Litvanya, Letonya gibi ilk şampiyonlar savaş sonrası Sovyetler Birliği adı altında birleşirken, dördüncü Avrupa Şampiyonası 10 takımın katılımıyla yapıldı. Savaş sonrası Sovyetler Birliği henüz basketbola yoğunlaşacak zaman bulamadığından bu 10 takım içinde yer almadı.


Bir dörtlü iki de üçlü grubun olduğu ilk tur maçlarındaki dörtlü gruptan iki (İtalya, Macaristan), üçlü gruplardan da birer takım (Fransa, Çekoslovakya) yarı finalist oldular. Grup mücadelesinde yer alan İngiltere ve Lüksemburg gibi ekipler ilk kez Avrupa Şampiyonası'na katılmalarına rağmen, aldıkları farklı yenilgilerle henüz basketbol arenasına çıkmanın onlar için erken olduğunu kanıtlamış oldular. O zamandan günümüze de çok fazla bir şeyin değiştiğini söylemek güç tabi.

Yarı final eşleşmelerinde Çekoslovakya Macaristan'ı 42-28 ile geçerken, İtalya da Fransa'yı 37-25 yendi ve bu iki ülke finalde birbirlerine rakip oldular. Hem üçüncülük hem de final maçları büyük çekişmeye sahne oldu. Üçüncülük maçında ilk yarısını 18-15 önde kapattığı karşılaşmadan 38-32 galip ayrılan Macaristan bronz madalyanın sahibi oldu. Final maçı ise Avrupa'nın iki yıldızını karşı karşıya getirdi. Jump-shot'ın babası olarak kabul edilen İtalyan Giuseppe Stefanini ve ilerleyen 10 yılda Avrupa basketboluna damgasını vuracak olan Çek Ivan Mrazek Eurobasket 1946'da ilk kez Avrupa sahnesine çıkmışlardı. Her ne kadar final maçında bu iki isim fazla etkili olmasa da, karşılaşma büyük bir çekişme içinde seyretti. İlk yarı 21-18 İtalya üstünlüğüyle sona ererken, karşılaşmadan 34-32 galip ayrılan Çekoslovakya kupayı ilk kez günümüz Rusya'sının dışına çıkaran ülke ünvanını elde etti. Final maçının en skorer ismi 13 sayıyla Josef Krepela olsa da, MVP Macaristan forması giyen Ferenc Nemeth oldu. Turnuvanın sayı krallığını ise 12.6 sayı ortalamasıyla Polonyalı Pawel Stok elde etti. 

2019 Dünya Şampiyonası evsahibi Çin oldu

FIBA'nın dün yaptığı toplantıda 2019 Dünya Basketbol Şampiyonası'nın ev sahibi olarak Çin'in seçildiği açıklandı. Final oylamasına Filipinler ile birlikte dahil olan Çin, dün yapılan son sunum ve teklifler sonrası FIBA Merkez Yönetim Kurulu'nun yaptığı oylamada 14-7'lik üstünlükle Worldbasket 2019'a evsahipliği yapmaya hak kazandı. 


Asya'da basketbolun hızla yayıldığı ilk ülkeden, nüfus olarak da pazarlama anlamında oldukça dikkat çeken bir ülke olan Çin'de yapılacak şampiyona, 2008 Olimpiyatları sonrası Çin'in basketbol anlamında dünyanın devlerini konuk edeceği ikinci büyük organizasyon olacak. 140 ülkenin yaklaşık 1.5 yıl boyunca eleme mücadelesi yapacağı turnuvanın finalleri 32 ülkenin katılımıyla yapılacak. 

7 Ağustos 2015 Cuma

Şampiyonun ilk maçta belli olduğu turnuva: Kaunas 1939

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız. 

1937 Riga'nın şampiyonu Litvanya 1939 yılındaki Avrupa Şampiyonası'nın evsahibi oldu. Turnuvada basketbolla ilgili çok dikkat çeken konu olmasa da, birkaç saha dışı konu hariç akıllarda kalan temel unsur yine değişen fikstür oldu. 8 takımın katıldığı turnuvada tüm takımlar birbiriyle lig usülü karşılaşırken, 7 maçlık maratonu zirvede tamamlayan takımın şampiyon olmasına karar verildi. 



Buraya kadar herşey güzel olsa da, turnuvanın iki favorisi ilk maçta karşı karşıya gelince daha ilk günden Avrupa Şampiyonu belli oldu. İlk gün ev sahibi Litvanya ve ilk şampiyon Letonya'yı karşı karşıya getiren çekişmeli maçta sahadan galip ayrılan taraf 37-36 ile Litvanya oldu. Yakaladığı bu avantajı kalan maçlarda da iyi değerlendiren Litvanya, kalan müsabakalardan minimum 14 farklı galibiyetlerle ayrılarak ikinci kez üstüste Avrupa Şampiyonu oldu. İkinciliği beklendiği şekilde Letonya alırken, üçüncü yedi maçta beş galibiyetle Estonya oldu. MVP ödülü her ne kadar Pranas Lubinas'ın hakkı olsa da, 1.90'ın üzerinde oyuncuların MVP olamama kuralı nedeniyle, yine aynı ülkeden Mykolas Ruzgys'e gitti. Sayı kralı ise 16.6 ortalama ile Estonya'dan Heino Veskila oldu.