Sunday, May 14, 2017

Şampiyonluktan Play-Off dışına

İstikrarlı bir bütçe yapısı olmayan kulüpler için yakalanan başarıları korumak ve sürdürülebilir kılmak kolay değildir. Dikkatli ve yerinde hamleler yapmak, her adımı iki hatta üç kez düşünerek atmak gerekir. Aksi takdirde iki sezon önce şampiyonluk kutlanırken, iki sezon sonrasında Play-Off'un dışında kalınabilir. Evet Karşıyaka'dan bahsediyorum. İki sezon önce, 3 yıllık bir yapılanma ve sabır sonrası gelen efsanevi şampiyonluk hikayesi ardından uygulanan yanlış stratejiler, hatalı transferler ve hamlelere son olarak bu sezonun son maçlarındaki basit hatalar ve vurdumduymazlık da eklenince basketbolumuzun olmazsa olmaz'larından Pınar Karşıyaka tam 8 sezon sonra ligi ilk sekizin dışında kalarak tamamladı.
 
 
Yıllar sonra gelen şampiyonluğun da dahil olduğu dört senelik Ufuk Sarıca dönemi sonrası sezon başında Nenad Markovic'in transferini en çok sorgulayan isimlerden biri olarak, ilk devrede sahaya yansıtılan basketbol için "Karşıyaka'da Nenad Markovic devrimi" diye birkaç satır yazmıştım bu sayfada. Gerek savunmadaki (bana göre) yanlışlar, gerek pota altının yeterince kullanılmamasını, gerekse genç oyunculara şans tanınmamasını eleştirmiş; fakat daha da öte Boşnak çalıştırıcının kritik anlarda oyunu kenardan izlemesini ve takımdaki hırs ve arzu eksiğinden bahsetmiştim. Dillard - Green değişikliği Karşıyaka'yı bu pozisyonda bir kademe ilerletse de, Markovic'in sezon ilerledikçe benchi giderek unutmaya başlaması, tamamen 6-7 kişilik bir rotasyona bel bağlaması genç oyuncuların tecrübe kazanması için gerekli süreleri almasını engellemesi bir yana, as kadronun da sezon sonuna doğru yıpranmasına yol açtı.

Sezon başında Brown ve Summers'ın kapasitesi yüksek; fakat beraber aynı takımda oynamalarının oldukça riskli olduğu konuşuluyordu. Özellikle Brown için önceki sezon yaşanan Carter vakasının bir benzeri yaşanır mı sorusu da akıllardaydı. Açıkcası özellikle Summers sezona muhteşem başladı, Brown ise kritik maçlarda kaydettiği skorlarla önemli katkılarda bulundu; fakat korkulanlar sezon sonuna doğru yaşandı ve önce ufak tefek huzursuzluklar olarak başlayan sorun, iki oyuncunun da inişli çıkışlı performansı olarak sahaya yansıdı. Sezonun en kritik maçında ise Brown "0" çekerken, Summers adeta çember döverek 4 sayıda kaldı. Tabi işin bir diğer kötü yanı da, Markovic'in kenardaki duruşu bu oyuncuları disipline etmeye yetmedi. Benzer şekilde Boşnak çalıştırıcının Egemen'in her hatasında ona karşı olan sert duruşu, Petway'in bitmişliğine karşı aynı  şekilde yansımayınca genç yıldızımızın gelişimine benchte oturturularak sekte vurulurken, sezon ortasında emekliliğini açıklamış Petway'e bel bağlandı. Bu noktada Egemen'in yeteri kadar çalışmadığı vs eleştirileri alacağımı biliyorum; fakat bu sezon Egemen - Petway karşılaştırması yaptığımızda Petway'in sahada olmasının Karşıyaka'ya bir artısını görmediğimi söylemek durumundayım.
 
Son sekiz maça girerken yine Gaziantep Basketbol ve Tofaş ile sekizincilik mücadelesi yapan Pınar Karşıyaka'nın 8 sezon sonra Play-Off'a girememe riski taşıdığını paylaşmış, hatta bir takım tepkiler de almıştım. Sezon başında Kaf Kaf için tahmin ettiğim nokta olan 7.likle 9.luk arasındaki sıralama son maça kadar korundu ve final Tofaş maçıyla belirlendi. Uzun süre unutulmayacak son saniyeler izledik. Kaçırılsa Play-Off bileti cebe atılacak bir serbest atışın kaçırılamaması (bunun nasıl yapıldığı konusunda Tofaş'lı oyuncular iki uzatma boyunca adeta ders verdiler), ilk uzatma süresi boyunca bozulamayan eşitlik ve son çeyrekte rakibe verilen 0-10'luk seri ve kabul edilemez bir hatayla yenilen bir son saniye basketi... Böyle kaybedilen bir maçın faturasını bir kişiye kesmeye çalışmanın bir anlamı yok. Son saniyeleri iyi yönetemeyen Markovic... Ülkesine erken dönmek isteyen ABD'liler... Sezon boyu geçen senelerdeki gibi dolmayan tribünler... Geçtiğimiz sezon da dahil olmak üzere transferlerde yapılan yanlışlar... Nereye çekmek istenirse çekilebilir; fakat bu durum ortadaki başarısızlığı da değiştirmez. Şampiyonlar Ligi'nde sıradan bir İtalyan takımına karşı hem Karşıyaka hem de İtalya'da yaşananlar, Final-Four'un kaçması, ligde son beşmaçta alınan dört yenilgi ve geçtiğimiz hafta ligden düşmesi kesinleşen Best Balıkesir'e karşı çift haneli farkla öne geçilmesine rağmen kaybedilmesi belki de zaten sezonun Tofaş maçı öncesi çoktan kaybedildiğini gösteriyordu.

Sekiz sezon sonra ilk kez Karşıyaka'sız bir Play-Off dedik. Bunun yanında son sekiz sezonda yenilen en yüksek sayı, ilk kez %50 galibiyet yüzdesinin üstüne çıkılamaması, sekiz sezon sonra ilk eksi averaj gibi istatistikleri de yanına eklemeden geçmeyelim. Birkaç satır önce bahsettiğim gibi sorumluluk konusunda birçok farklı görüş gelebilir. Kişisel görüşüm ise, birkaç maçla "Marko Paşa" diye omuzlarda taşınan Nenad Markovic'in sezon boyunca ince ince Karşıyaka'yı kıydığı yönünde...
 
Yazımın başında bahsettiğim gibi istikrarlı bir bütçesi ve geliri olmayan kulüpler için bazı hamleleri yapmak zordur. Sezon ortasında Markovic'le yolları ayırmak da belki Karşıyaka yönetimi için bir olasılık değildi bu yüzden. Fakat önümüzdeki sezon yapılanmasında artık bu yanlışla devam etmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Bunun yanında kulüp içinde futbolun basketbola oranla öncelikli hale getirilmesi nedeniyle önümüzdeki sezon için bütçe anlamında iyileştirme de beklenmiyor, büyük bir sürpriz olmazsa. Dolayısıyla önümüzdeki sezon kulübün kendi gençlerine öncelik verip bir iki nokta yabancı transferiyle son yılların aksine daha az iddialı bir görüntü çizeceğini düşünüyorum. Bu anlamda bu sezon Egemen ve Alp'e verilmeyen süreler muhtemelen Karşıyaka'nın gelecek sezonundan / sezonlarından çalacak başarılar anlamına gelecektir. Yine de genç oyuncuların önümüzdeki sezon alacağı süreler başarı sınırlı bile olsa, taraftarı tekrar salona çekecek en önemli unsur olabilir. Şampiyonluk sonrası düşüşe geçen Karşıyaka'nın yeni bir 3-4 sezonluk projeye ihtiyacı var. Bunun için de düğmeye hızlı bir şekilde basılması gerekiyor. Bu düğmeye basacak kişi, belki de Karşıyaka'nın içinden bir kişi, yeni bir yeşil-kırmızı destanı yazabilir...

1 comment:

  1. Nenad markovic veya KSK'nın 9. olması bir sonuçtur. Pınar KSK yönetimi Ufuk Sarıca'dan sonraki süreci yönetemedi. Karcı gibi basketbolu ne kadar bildiği tartışılır yöneticilerin basiretsizliğine odaklanmak gerekir.

    ReplyDelete