Monday, November 16, 2015

NBA Batı Konferansı: Ağır Abiler...

NBA sezonunda 3 haftayı geride bıraktık. Batı konferansında takım değerlendirmelerine devam ediyorum. Bu yazının konusu konferansın ağır abileri olarak nitelendirdiğim Houston Rockets, Oklahoma City Thunder, San Antonio Spurs ve Los Angeles Clippers

Houston Rockets

Konferans genelinde takım dengelerinin doğu konferansına göre daha yakın olduğu ve bu anlamda çekişmenin bir kat daha arttığı batıda şu ana dek 10 maçı geride bırakan Rockets belki de parkede en az tat veren takımların başında geliyor. Geçtiğimiz yıla nazaran kadrodan yitirdikleri parçaları şu ana dek aradıkları bir gerçek. Gerek Howard’ın müzmin hale gelen sakatlığından gerekse Montejunas ve Patrick Beverly ikilisinin uzun soluklu yokluğu takımı olumsuz etkiliyor. Rotasyonu son derece sınırlı kalan ve dış oyuncuların sergileyecekleri şut performansına son derece bağımlı hale gelen hücumun yanında Howard’ın yokluğu çember savunmasını da olumsuz etkiliyor. Basketbol bir alan kaplama oyunu ve bu anlamda günümüzde çok acayip atletik yetenekleriniz yoksa 1 numaradan 5 numaraya kadar hemen her pozisyonun temel bilgisine sahip olmanız gerekiyor. Houston için en büyük zafiyet bu değil belki ama kadronun iskeletini oluşturan James Harden dışındaki oyuncular kariyerlerinin ikinci baharındalar ve bu anlamda koç Kevin Mchale rotasyonu idareli kullanmak zorunda.

Bu sorun yetmezmiş gibi oyun kurucu rotasyonuna eklenen Ty Lawson oyun yapısı bakımından takıma adapte olabilmiş değil. Houston’da iş yapabilmesi için topu sürekli elinde isteyen, çabuk ilk adımıyla potaya yüklenip pozisyon yaratan oyuncu kimliğinden bir nebze olsun uzaklaşması gerekiyor. Şu ana dek bunu başarabilmiş değil çünkü Harden gibi bir iki numaranız varsa haliyle oyunun merkezi oyun kurucudan iki numaraya kayıyor. Kevin Mchale’in oyuncu rollerinin dağıtımında sıkıntı yaşadığını düşünüyorum. Normal sezonu nerede bitirecekleri biraz da teknik ekibin rol dağıtımındaki sorunu nasıl çözeceğiyle yakından alakalı gibi duruyor. Tabii ki bir de Dwight Howard’ın sağlık durumu kritik önem arz ediyor.

San Antonio Spurs 

Houston Rockets’ a benzer sorunlar yaşayan lakin bu sorunların altından kalkabilmek adına elinde daha iyi bir malzemeye sahip bir takım varsa o da San Antonio Spurs. LaMarcus Aldrige, David West gibi hamlelerin ardından amiyane tabirle kullanım süresi dolmaya başlayan kadroya gençlik aşısı yaptılar. Lakin oyuncu rollerinden tutun kadro derinliği ve bu anlamda oyunun merkezinin sürekli değişkenlik gösterdiği Spurs ekolüne özellikle yeni isimlerin uyum sağlaması biraz zaman alacak gibi. Şu ana dek oynadıkları 8 maçta en çok öne çıkan oyuncu gerek savunma gerekse hücum performansıyla Kawhi Leonard. Koç Popovic’in oyunun merkezini rakibe göre ayarlama ve bilhassa normal sezonda kozlarını saklama gibi bir alışkanlığı olduğu düşünüldüğünde şu ana dek takımın motorunu rölantide çalıştırdığını düşünüyorum. Tabii gelen giden parçalar düşünüldüğünde uyum sorunu ve sinerji eksiğini kapatması için all-star arasına dek önünde uzun bir süre var. Üstelik geçmişte bu tarz olayların üstesinden başarılı bir şekilde kalktığı unutulmamalı. Ama tek hedefin şampiyonluk olduğu düşünüldüğünde batı konferansı playofflarında en büyük rakipleri bu sinerjiyi her geçen gün arttıran Golden State Warriors.


Golden State Warriors

Warriors Steve Kerr önderliğinde geçen yıl ki şampiyonluğu kimi otoritelerce belki haklı belki haksız gerekçelerle Kyrie İrwing’in sakatlığına bağlanıyor olsun aslında her geçen gün basketbol anlamında büyüyen ve elindeki parçaları yetenekleri doğrultusunda daha değerli kılan bir basketbol ekolü olma yolunda ilerliyor. Kerr sonuç olarak Phill Jackson ekolünden yetişme ve bu anlamda üçgen hücum mantığını hakim ve üstüne üstlük Phoenix Suns genel menajeriyken Steve Nash önderliğinde ligin tozunu atan tempolarda geçiş hücumları, atletizm ve basketbol aklını aynı tavada harmanlayan bir yapıda çalışmış bir isimdi. Sanırım elindeki malzeme bu iki tecrübesini de uygulayabileceği olanakları ona fazlasıyla sunuyor. Bu yıl şu ana dek Stephan Curry önderliğinde son derece modern (belki de post modern daha uygundur) ve kompakt basketbol anlayışını sahaya en iyi şekilde yansıtan takımların başında geliyorlar. Oynadıkları 10 maçı da kazanmaları başarıya olan açlıklarından hiçbir şey yitirmediklerinin kanıtı olsa da playoff döneminde oyunun merkezinin son derece değişken olduğu Warriors basketbolu her daim bocalamaya müsait. Onları belki de en çok zorlayan takım ise atletizm olarak Golden State’den bir tık yukarıda yer alan ve takım kimyasında şu an için ciddi problemleri olan Clippers.     

Los Angeles Clippers

Los Angeles Clippers geçtiğimiz iki yılda da playoff döneminde erken havlu atmasının nedeni olarak gösterilen rotasyon zafiyetinden bu yıl en azından kağıt üzerinde kurtulmuş gözüküyor. Lakin koç Doc Rivers’ın elinde doyurulmayı bekleyen yığınla ego sahibi oyuncu var. Bunların başında belki de yaz döneminde takımın yaptığı en önemli hamle olarak Lance Stephenson geliyor. Oyunun merkezini genellikle oyun kurucuların ve Blake Griffin özelinde 4-5 ikili oyunları üzerinden kuran Doc Rivers’in şu ana dek parkede Chris Paul’un yükünü oyun bilgisi ve yetenekleriyle azaltacak en önemli paça olan Stephenson ile başı belada desek yeridir. Bu sezon kenardan gelerek katkı sağlaması beklenen Josh Smith şu ana dek formsuz ve oyunun merkezini iki süper yıldızın üzerinden alması beklenen iki numara rotasyonu Crawford’u bir kenara koyarsak şu ana dek sınıfta kalmış durumda. Paul Pierce zaten ilerleyen yaşından ötürü normal sezonu rölantide geçiriyor. Takımın başarısı koç Rivers’ın yüksek egolara sahip oyunculardan saha içinde birinin liderlik etmesini sağlamasına ve takımı sahiplenmesine bağlı. Bu oyuncu Chris Paul’un DeAndre Jordan ile yaşadığı sıkıntılar düşünüldüğünde Blake Griffin olarak öne çıkıyor. Clippers’ın sezonu nerede noktalayacağı onun mental anlamda göstereceği gelişimle yakından alakalı. Bunu zaman ve koç Rivers’ın risk yönetim planı belirleyecek. Takımın geniş iki numara rotasyonundan verim alamamasından dolayı sezon içinde hareket etmesi de beklenebilir. 

Oklahoma City Thunder

Sağlıklı oldukları sürece gerek beraber oynama alışkanlıkları, son yıllarda Russell Westbrook’un gösterdiği gelişimle beraber düşünüldüğünde birbirini tamamlayan Kevin Durant, İbaka ve Westbrook üçlüsüne geçtiğimiz sezon eklenen parçalar bir yana ligin belki de en atletik takımlarından biri Thunder. Takımın yaşadığı sorunlar genelde oyunun merkezini Westbrook ve Durant ikilisinin üzerine kurup kadroda diğer yardımcı parçalardan yeterli verimi alamamaları olarak düşünülebilir.  Bu sorunu giderecek yardımcı rol oyuncularının başında Dion Waiters ve Enes Kanter geliyor. Yalnız iki oyuncunun da mental anlamda yaşadığı sıkıntılar Kevin Durant’ın sakatlığıyla beraber düşünüldüğünde takıma bilhassa savunmada sıkıntı yaratabilir. Bu açığı kapatacak en önemli parça Serge İbaka olarak karşımıza çıkıyor. Normal sezonda Kevin Durant sağlıklı kalsa dahi parke üzerinde geçirdiği sakatlığın etkilerini geçtiğimiz maçlarda tam manasıyla atlatamamış gözüktü. Takım için sezon hedeflerine ulaşmak bu anlamda zor gözüküyor. Umarım ilerleyen dönemlerde sağlıklı bir Kevin Durant izleriz. 


0 comments:

Post a Comment