Thursday, January 26, 2017

Yüzdeli hücum, savunma ve adrenalin

Fenerbahçe Ülker Arena bu akşam son yılların en heyecanlı Fenerbahçe - Galatasaray derbilerinden birine sahne oldu. Birbirinden tamamen farklı iki devre izlediğimiz, iki takımın da devrelerde farklı karakterler yansıttığı bir maç oldu. İlk yarıda iyi paslaşma, topu çevirme ve yüzdeli hücumlarla farkı açan bir Galatasaray; ikinci yarıda ise hırs, sertlik ve savunma ile rakibi durduran, ardından da adrenalinle geri gelen bir Fenerbahçe izledik (Vesely'nin son çeyrekteki basketi sonrası hırsını da bu yüzden yazımın fotoğrafı olarak seçtim). Fenerbahçe için çift hanelerden geri gelinerek alınan 85-80'lik galibiyet üst sıralarda kalma yolunda değerli bir galibiyet olurken, Galatasaray Odeabank da Maccabi galibiyeti sonrası az da olsa yeşeren Play-Off umutlarına çok da kapılmaması gerektiğini üzülerek de olsa hissetti. 


100 sayı üzerine çıktıkları bir Maccabi galibiyeti sonrası, Galatasaray Odeabank'tan ilk yarıda yine kusursuz bir hücum perfromansı seyrettik. İki çeyrekte de topu çok iyi çeviren Galatasaray Fenerbahçe savunmasının dengesini bozarken, sarı lacivertli ayakların savunmada yeterince hızlı olamaması, adam paylaşımının ve yardımlaşmanın yetersiz kalması Galatasaray'ın boş şutu rahat bir şekilde bulmasını sağladı. Bu boş şutlar sarı kırmızılıların devre sonunda 7/11 üç sayı yüzdesine erişmesini sağlarken, genel şut yüzdesi de 22/29'du. Fenerbahçe savunmada devre boyunca hiç top çalamazken, 17/29 gibi hiç de fena olmayan bir şut yüzdesi elde edip 41 sayı attıkları bir ilk yarıda potasında 54 sayı görerek devre sonunda soyunma odasının yolunu farklı şekilde geride tutmak zorunda kaldılar. Galatasaray'da iyi paslaşma yanında bir başka dikkat çeken konu da sadece guardların değil tüm takımın bu paylaşımda rol alması olurken, yapılan 18 asistin büyük çoğunluğunu saf point guard olmayan isimlerden geldi. Devre sonunda Schilb 6, Micov 5, Diebler ise 4 asist yapmıştı. Son olarak da Galatasaray'ın ilk yarıdaki hücum yüzdesi öyle bir noktadaydı ki, Fenerbahçe'nin ilk yarı boyunca aldığı ribaunt sayısı 2'si hücum olmak üzere sadece 7'ydi. 


İkinci yarının başında ise Fenerbahçe'nin istekli ve baskılı basketbolunu izledik. Sinan ve Pleiss'in üçer faule ulaşması Galatasaray savunması için alarm verirken, savunmasını sertleştirip oyuna enerji koymaya başlayan Fenerbahçe 4.5 dakika geçerken farkı tek hanelere indirdi: 55-63. Bu çeyrekte Galatasaray ilk yarıdaki pas trafiğini kesip, Ergin Ataman'ın devre arası röportajında belirttiği gibi Fenerbahçe'nin hızını kesmeyi amaçlayarak tempoyu düşürmeye çalışınca sarı kırmızılı ekibin hücum ritmi bozulurken, ilk yarıda hiç izlemediğimiz el üzerine zorlama şutları da görmeye başladık. Galatasaray'ın bu hatalarıyla ilk devre hiç top çalamayan Fenerbahçe bu çeyrekte 4 top çalarken, ilk birkaç hücumu acele şut kullanarak değerlendiremeyen Fenerbahçe son 2 dakika içinde yakaladığı seriyle son 10 dakikaya girdiğimizde farkı 2 sayıya kadar indirdi: 64-66. Çeyrek sonunda Galatasaray benchinde yakalanan üstünlüğün kaybedilmesi sonrası maçı şimdiden kaybetmiş havası hakimken, Fenerbahçe ise taraftarıyla bütünleşerek momentumu yakalamış durumdaydı. Çeyreğin sonlarında Dixon'un zor pozisyonda yoktan yarattığı üçlük bana kalırsa tamamen bu momentum ve adrenalinin ürünüydü.

Final periyoduna Galatasaray iyi başlayıp farkı 7 sayıya çıkarırken; 7:53 kala Diebler'ın sevdiği ve yüksek yüzdeyle isabet kaydettiği şutlardan birini kaçırması belki de maçın dönüm noktası oldu. Farkı 10 sayıya çıkarma şansını kaçıran Galatasaray dönen hücumda da potasında Vesely'nin basketini gördükten sonra maçın momentumu yine Fenerbahçe yönüne çevrildi. Sarı lacivertliler bitime 5 dakika kala Datome'nin basketiyle 3-0'dan sonra ilk kez eşitliği yakalarken, maç adeta tekrar başlamış oldu. Karşılıklı sayılarla son birkaç dakika içinde el değiştiren üstünlük 43 saniye kala Dixon'un üçlüğüyle 82-80 Fenerbahçe lehine geçerken, Micov'un hücum faulü sarı lacivertlilere büyük bir avantaj getirdi. Kalan saniyelerde taktik faulleri iyi değerlendiren Fenerbahçe sahadan 85-80 galip ayrılarak haftayı kayıpsız tamamlamış oldu. İlk yarı iyi top çeviren ve 18 asist yapan Galatasaray'ın ikinci yarıda 7 asistte kalması ve Sinan dışında sadece 1 asist gelmesi sarı kırmızılıların bu devredeki hücum verimsizliğini ortaya koyarken, yazımın ortalarında belirttiğim "Ergin Ataman'ın ikinci yarıya başlarken atmayı değil, Fenerbahçe'yi durdurmayı düşünmesi" bana kalırsa Galatasaray'a Fenerbahçe savunmasından daha fazla zarar verdi. Galatasaray kaybedeceği birşeyi olmadığı ilk yarıda basketbolun doğrularını sahaya koyarken, galibiyeti kaçırma telaşı ikinci yarıda onlara pahalıya mal oldu. 

1 comment:

  1. İkinci devrenin başında belliydi Fenerbahçe'nin kazanacağı.

    ReplyDelete