Sunday, February 4, 2018

Trifunovic & Markovic ve yabancı coachlar

Bugün Mustafa Kemal Atatürk Karşıyaka Spor Salonu'nda oynanan Pınar Karşıyaka - Gaziantep Basketbol karşılaşması ligimizdeki yabancı coach kalitesini bir kez daha düşünmemiz için güzel bir örnek oluşturdu bizlere. Maçın gidişatına baktığımızda ilk devresini Pınar Karşıyaka'nın 41-16 önde kapattığı, bitime 18 dakika kala da 46-16 önde olduğu maçın kalanındaki Gaziantep Basketbol geri dönüşünü görüyoruz. Bitime 54 saniye kala 68-65 ile farkı 3 sayıya kadar düşüren konuk ekip, son dakika içinde kritik bir faul sonrası son darbeyi vuracak gücü bulamayınca sahadan 74-67'lik skorla galip ayrılan ekip ev sahibi Pınar Karşıyaka oldu. 

Trifunovic - Pınar Karşıyaka

Peki iki devreye baktığımızda iki coach hangi hamlelerle takımlarının fark yaratmalarını sağladılar? Ne değişti de maç döndü? Bu soruların cevabını aradığımda maalesef uygun bir cevap bulamıyorum. İlk yarıda Dominic Waters ve Jarrod Jones'un yüzdeli hücumlarıyla Karşıyaka'nın farkı açtığını, buna karşı Nenad Markovic'in bir müdahalede bulunmadığını, hatta sanki maça gelmemiş gibi gözüken Victor Rudd'a da uzun süre tahammül ettiğini gördük. Konuk ekip bütün devrede sadece 16 sayı kaydedebilirken, hiçbir hücum etkinliği gösteremedi. 

İkinci yarıda ise Gaziantep Basketbol'da Sean Armand ve Patric Miller ön plana çıkıp sayılar bulmaya başlarken, bu ikilinin set hücumunu bırakıp kişisel yetenekleriyle skor ürettiklerini ve maçı düzenden çıkararak farkı kapattıklarını gördük. Pınar Karşıyaka sayı bulmakta zorlanıp konuk ekip farkı kaparken, yeşil kırmızılıların coachuTrifunovic uzun süre maçı bir seyirci gibi izleyerek mola almamayı ve moralman çöktüğü belli bazı oyuncuları sahada tutmakta direnmeyi tercih etti. Gaziantep Basketbol'un ritmi bulması ardından Trifunovic'in aldığı molalar rakibi durdurmakta yeterli olmayıp, Karşıyaka hücumları da herhangi bir çeşitlilik kazanmayınca son dakika içinde farkı 1 sayıya kadar indiren Gaziantep, yine kötü bir Karşıyaka hücumunun son saniyesinde çalınan "doğru" faul düdüğü sonrası, belki de yaptığı bu müthiş geri dönüşü taçlandıramadı; fakat bu ilginç maç bize kenardaki coachların yeterliliği konusunda biraz daha düşünmemiz gerektiğini gösterdi. 

Tüm bunların yanında, hem Trifunovic hem de Markovic'in Türkiye'de ilk yılları olmadığını düşündüğümüzde, Basketbol Süper Ligi'ndeki yabancı coach seçimleri üzerine düşünmeden edemiyorum. Markovic'in Trabzonspor tecrübesi sonrası geçtiğimiz sezon Pınar Karşıyaka'da son yılların en kötü sezonunu geçirmesi, sahaya müdahaledeki eksikleri ve aldığı tepkiler (ki daha öncede bir yazımda değinmiştim & hatta bu da bir ikinci yazım), Trifunovic'in de YeşilGiresun'da Okben'in takımdan gitmesi sonrası performansı (ligin 2.yarısında sadece 3 galibiyet alabilmesi), takımlarımızın yerli coachlara yönelmeme nedenini sorgulatıyor. Trifunovic'in genç oyunculara şans tanıması belki bir anlamda onun elini güçlendirse de, işler zora girdiğinde yine yabancılara yer verdiği gerçeği ve maalesef menajerlerin etkisinde kalması, kişisel olarak onun da yerinin Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi olmadığını düşünmeme neden oluyor. Menajerlerin oyuncağı olmaktan kurtulmuş coachların ve yöneticilerin yönettiği bir lige ulaşma hayali ne kadar gerçekçi bilemiyorum; fakat yine de o hayal üzerinden ilerlemeye ve yazmaya devam edeceğim. Belki bir gün gerçek olur...

3 comments:

  1. hayal üzerinden gitmemek lazım be usta bu takımın hali ortada

    ReplyDelete
  2. yabancıdan ote yerliler tesvik edilmeli bence bu konuda. ama yerli koclarımı.ama yerli kcumuzda az

    ReplyDelete
  3. Hem Trifunovic hem de Markovic geldiğinde Karşıyaka'nın büyük hata yaptığını düşünmüştüm. Son iki sezonki performansa baktığımızda yanıltmadılar beni.

    ReplyDelete