Monday, December 9, 2013

Ne Vidmar'mış arkadaş!

Beko Basketbol Ligi’nde sekizinci hafta bugün İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonu’nda oynanan dev bir maçla kapandı. Taraftarı önünde ezeli rakibi Fenerbahçe Ülker’i konuk eden Galatasaray Liv Hospital dev derbide rakibini 72-62 mağlup ederek bu sezonki beşinci galibiyetini elde etti. Baştan sona sarı kırmızılı ekibin önde götürdüğü maçta Fenerbahçe zaman zaman rakibini yakalamak için hamleler yapsa da, pota altını iyi kullanan ve kritik anlarda gelen dış şutlarda da isabet sağlayan Galatasaray sahadan galip ayrılan taraf oldu.



Yazıya nereden başlayacağımı düşünüp, aklıma gelen birçok seçeneği ölçüp tarttıktan sonra sosyal medyanın beni yönlendirmesine izin verdim. Bu gibi maçlarda çoğu kez galip takımın artılarından çok mağlup takımın eksileri konuşulur. Bugün de Fenerbahçe adına en çok konuşulan konu Obradovic ve tribüne gönderdiği yabancı seçimiydi. Kurt hocanın Vidmar’ı yabancı kısıtlaması nedeniyle tribüne göndermesi ve maçın büyük bölümünü gerçek bir pivotu olmadan oynaması bugün Fenerbahçe’yi gözle görülür bir biçimde yenilgiye sürükledi. 3-4 numara oynayabilecek geniş bir rotasyon varken, Obradovic’in tek pivot olarak Zoric’e güvenmesi ve maçın büyük bölümünde de onsuz oynaması oldukça tartışılan ve tartışılacak bir konuydu. Daha önce de denenmiş ve başarısızlıkla sonuçlanmış olan bu taktik yine tutmadı. Galatasaray pota altına indiği her topta Macvan, Furkan ve Bonsu ile sayılar bulurken, Fenerbahçe’nin pota altına girmesini de yasakladı. Muhtelemen rakibi eşleşme problemine sokmak isteyen Obradovic’in kendi takımı savunmada eşleşme problemi yaşarken, hücumda da hareketliliklerini ve şutlarını kullanamadılar. Bogdanovic ve Bjelica’nın birkaç şutu takımı canlandırır gibi olsa da, devamlılık gelmedi. Bir oyuncu bir takımın herşeyi değildir; ama bugün Vidmar olsa Fenerbahçe için işler çok daha farklı olurdu kesinlikle. Yine de ben Obradovic’in bu taktiği play-off’lara kadar denemeye devam edeceğine ve sonuç almak için uğraşacağına inanıyorum. Eğer tutarsa şapkadan tavşan çıkarmış kurt koç olacak. Olmazsa da play-off’larda herşey yine onun elinde.


Galip tarafa gelecek olursak, Galatasaray Liv Hospital herşeyden önce maçı hakederek kazandı. Her ne kadar Vidmar’ın tribüne alınması, özellikle Galatasaray’ın pota altını daha rahat kullanmasına ön ayak olsa da, sarı kırmızılıların bu maçı basketbol oynayarak kazandıklarını unutmamak lazım. Maçın ilk dakikasından itibaren Arroyo’nun önderliğinde topu iyi çeviren sarı kırmızılılar, her setin sonunda buldukları net şutlarla ilk çeyrekten üstünlüğü ellerine aldılar. İlk çeyrekteki 5 üçlük ve 6 asist Cimbom’un düzenli hücumunun bir kanıtıydı adeta. Fenerbahçe’de ise bu iki istatistik de “0”dı. McCalebb’in oyuna girmesiyle Arroyo ve Galatasaray duracak mı derken, sahneye Ender çıktı ve görevi ondan devraldı. Furkan’ın pota altında önce bloklayıp ardından ribaundları toplaması, Macvan’ın skora katkısı, guardların topu pota altına indirmeleri ve Bonsu ile gelen smaçlar Galatasaray’a hakettiği galibiyeti getirdi. Cenk Akyol’un kritik şutlarda eli titremezken, Haristone da her ne kadar skora katkısı sınırlı olsa da, geldiğinden beri en uyumlu maçını çıkardı.

Galatasaray Liv Hospital hakkında en çok canımı sıkan konu ise gerek Ergin Ataman’ın gerekse taraftarların hala sakatlıklarda takılı kalmış olması. Sakatların yerine takviyeler gelmişken ve Türkiye’nin en iyi yerli oyuncularına sahipken hala daha bu şekilde ajitasyonlara devam etmeleri kendilerini tarafsız basketbolseverler gözünde sevimsiz kılıyor.Umarım en kısa zamanda artık geçmişten bağımsız olarak önlerine bakmaya başlayabilirler.

Yazıyı bitirmeden son olarak da birkaç istatistik verelim:

Ender Arslan 21 dakikada 18 sayı, 4 asist

Furkan Aldemir 9 sayı, 11 ribaund, 2 blok,

Ribauntlar: Galatasaray Liv Hospital: 40- Fenerbahçe Ülker: 29

Ve en ilginci de Fenerbahçe Ülker’in sadece 4 top kaybı yaptığı bir maçı kaybetmiş olması belki de...

İyi akşamlar

0 comments:

Post a Comment