Monday, April 7, 2014

Hak eden kazandı: Daçka: 75 - Vestel: 77

Haftasonu Ayhan Şahenk Spor Salonu’nda Darrüşşafaka – Vestel maçını canlı izleme fırsatı buldum. Birkaç senedir uzak kaldığı Beko Basketbol Ligi’ne tekrar dönme amacıyla bu sezon iddialı bir kadro kuran Darrüşşafaka kendi sahasında Play-Off hesapları yapan Vestel’i konuk etti. Tecrübeli ve alternatifli kadrosuyla maça favori olarak çıkan Daçka, maçın büyük bölümünde skor üstünlüğünü küçük farklarla da olsa elinde bulundursa da, Vestel’in dirençli ve akıllı oyunununa engel olamadı ve sahadan 75-77 yenik ayrıldı.
 
 
Maçları televizyondan izlemekle salondan izlemek arasında çok büyük fark olduğunu her zaman söylemişimdir. Televizyon ekranın yansımayanlar salonda net bir şekilde gözünüze çarpar. NTV-Spor’un bir süredir maçlarını yayınladığı Darrüşşafaka’yı ekrandan izlediğimizde bu ligin bir seviye üstünde olduğunu görüyorsak da, dün Ayhan Şahenk’te Daçka’nın ekranlara yansımayan eksileri gözümüze çarptı. Herşeyden önce kurulan geniş kadronun avantajı kenar yönetimini başka bir havaya sokmuş, teknik anlamda neredeyse hiçbir planları yok. Takımın sayılarının büyük kısmı TBL tecrübesi yaşamış oyuncuların kişisel gayretlerinden geliyor. Dünkü maçın özelinde, Vestel’in savunma direncinin kırılmaması sonucu, bireysel çabalar da etkisini kaybetti ve skor gücü zayıflayan Daçka üstünlüğünü maç sonuna kadar korumayı başaramadı. Bu anlamda Orhun’un Banvit tecrübesinden beri koçluk anlamda hiç ilerleme kaydedemediğini üzülerek izledim. İlerleme kaydedememe dışında, hakemlerin üzerinde baskı kurma çabaları da oldukça sevimsiz bir hale dönüşmüş.


Daçka ile ilgili söylenebilecek çok fazla olumlu söz yoktu dün. Tecrübeli oyuncuların emeklilik havasında kendilerini çok yormadan oynadığı, gençlerin ise yeterli katkıyı yapmadıkları bir maçtı. Darrüşşafaka’da maç boyunca izlediğimiz en olumlu hareketler üçüncü çeyrekte Gökper – Cihan ikilisinin ard arda dört kez aynı ikili oyunla bulduğu basketlerdi. Gökper’e 4 asist, Cihan’a da 8 sayı yazıldı. Bu seriye savunmada da aynı çaba eşlik etseydi maç o anda kopabilirdi. Cihan maçın genelinde de aldığı sürenin hakkını başarıyla verdi.


Yaptığım eleştrilere rağmen hala ligin favori takımı olduğunu söylemeliyim. Birçok takımın ilk beşinde bulunmayan kadro kalitesi takımın benchinde mevcut. Bir başka deyişle hamur sağlam. Her ne kadar Orhun bu hamuru yoğurma konusunda çok becerikli olmasa da, Daçka’nın kadro kalitesi, rakip rotasyonu kullanmaya başladığında onlara kadro avantajlarını kullanma şansı veriyor. Her ne kadar Greer, Bekir, Ersin, Nedim gibi isimler artık basketbola doymuş olsa da, gerektiğinde tecrübelerini sahaya yansıtıp Daçka’yı tekrar TBL’ye taşıyabilecek kalitedeler. Nedim’in sakatlığının bitmesi sonrası pota altında daha savaşçı bir yapıya da sahip olacaklardır.
 
Vestel takımı ise dün kısıtlı kadrosunu çok etkin biçimde kullanmasını bildi. Genel olarak ilk beş ağırlıklı oynayan ve yedeklerin sahada olduğu anlarda sayı bulmakta zorlanan Vestel’in galibiyetinde iki önemli etken vardı. Bunlarda biri hiç düşmeyen dirençleri ki, Daçka gibi kadro genişliği açısından kendilerinden bir seviye üstte olan bir takıma karşı kazanmaları için olmazsa olmaz unsurdu bu. Diğeri ise Gordon gibi bir oyun kurucuya sahip olmaları. ABD’li guard daha önce TBL’de kalitesini ortaya koymuştu. Fiziksel dezavantajına rağman TBL’de dahi başarı sağlamış böyle bir oyun kurucuya sahip olmak Vestel’in oyununu bir iki seviye yukarı taşıyor. Dün Greer – Gordon karşılaştırması yaptığımızda açık ara öndeydi Vestel’in oyun kurucusu. Dikkatinizi çekerim, bunu Greer’ın 20 sayısına rağmen söylüyorum. Uzun süre sayı atamasa da Daçka savunmasını dağıttı adeta. Basketbol zekasını tekrar tekrar kanıtladı topu her eline aldığında. Gordon’a pota altında Mesut’un tecrübesi ve oyun okuyuculuğu, Cihan’ın da mücadelesi eklenince çok zevkli bir maç izletti bize Vestel. Bu saydığım 3 isim de izlerken bana “basketbolu basketbol gibi oynuyoruz” dedirttiler. Daçka’nın dağınık, bireysel yeteneklere dayalı oyununun tam tersine, çalışılmış setler üzerinden, basketbolu doğru oynayarak attılar sayılarını ve benim beğenimi kazandılar. Her ne kadar kadrolarının yeteri kadar geniş olmaması onları maçın büyük bölümünde aynı beş ile oynamaya mecbur bıraksa da, yorgunluk etkisini fazla yaşamadan maçın sonunu getirmesini bildiler. Muhtemelen kadro darlığı, Play-Off’larda ileri gitmelerini engelleyecektir; fakat oynadıkları basketbolla taraflı tarafsız izleyenlere zevk veriyorlar.
Son bir not: Yabancı kontenjanı tartışmalarında birçok kez Türk oyuncuların ve transfer piyasasının bundan nasıl etkileneceği konuşuldu. Birçok TBL oyuncusunun İkinci Lig’e kaymak zorunda kalacağından yakınıldı. Dün canlı izlediğim ikinci lig maçı şunu gösterdi ki, bu gibi şikayetleri olan bazı oyuncular gerçekten bulundukları İkinci Lig’İ sonuna kadar hakediyorlar. 1’e 2 gidilen fast-break’i acemice harcayan, 3 metreden jump-shot’ı tekrar tekrar kaçıran bir guard; savunmada ayağını geri çekmekte bu kadar zorlanan, ellerini kaldırıp rakibin hücumunun önünde durmaktan kaçınan ve ribaundda yer tutma hatası yapan bir uzunun yeri zaten TBL olmamalıdır.
 

 

0 comments:

Post a Comment