Jon Diebler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jon Diebler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2018 Cuma

BCL'de TOP16 öncesi istatistik liderleri

FIBA Basketball Champions League'te grup aşaması çarşamba günü oynanan maçlarla sona ererken, TOP16 kurasına katılacak takımlar belli oldu. Kupada mücadele eden dört temsilcimizden Beşiktaş Sompo Japan, Banvit ve Pınar Karşıyaka gruplarında ilk 2 sırada yer alarak saha avantajına sahip bir şekilde TOP16 biletini alırlarken, Gaziantep Basketbol ise grubunda yedinci sırada yer alıp Avrupa macerasını sonlandırdı. Grup maçlarını başarılı bir şekilde tamamlayan Türk takımları hem bireysel hem de takım istatistiklerinde üst sıralarda yer alıp sıralamadaki başarılarını taçlandırırlarken, istatistiklerinde dikkat çeken detayları ve öne çıkan temsilcilerimizi aşağıda özetledik:

DJ Kennedy - Jarrod Jones - Pınar Karşıyaka

FIBA Basketball Champions League'te grup maçlarının en fazla sayı atan takımı maç başına ortalama 85.1 ile Pınar Karşıyaka oldu. Pınar Karşıyaka zirveyi aynı sayıyı kaydeden EWE Baskets Oldenburg ile paylaşırken, Bu ikiliden sadece 1 sayı az kaydeden Monaco da 3.sırada yer aldı. Bireysel sayı krallığında ilk sırayı 16 maçta 20.6 sayı ortalaması elde eden Rosa Radom'lu Kevin Punter elde ederken, Hapoel Holon'dan Glen Rice JR 10 maçta 20.1 sayı ile ikinci sırada yer aldı. Bu istatistiği uzun süre ilk 2 sırada götüren iki Pınar Karşıyakalı'dan Jarrod Jones 19.7 ortalamayla üçüncü, DJ Kennedy ise 19.5 ile dördüncü sırada yer aldılar. 

Sayı krallığını son haftalarda elinden kaçıran Pınar Karşıyaka'lı DJ Kennedy ribaunt krallığında ise zirveyi kimseye bırakmadı. Kennedy maç başına 9.1 ribaunt ile zirvede yer alırken, Ostende'den Tonye Jekiri 8.2 ile ikinci, Olimpia Ljubjana'dan Jordan Morgan ise 8.0 ortalama ile üçüncü sırada yer aldılar. Bu istatistikte Gaziantep Basketbol'dan Victor Rudd maç başına 7.8 ortalama ile beşinci sıradan ilk 10'a girmeyi başardı. Ribauntlarda bireysel başarıya rağmen takımlarımız çok parlak bir grafik çizmediler. 32 takımlı kupada en iyi ribaunt alan takımımız Banvit maç başına 36.4 ile ancak 14. olabilirken, Gaziantep Basketbol 31.9 ile 30., Pınar Karşıyaka ise 31.5 ile 31. sırada yer alarak bu alanda eksikliklerini göz önüne sermiş oldular. 

24 Aralık 2017 Pazar

Kaf Kaf Beşiktaş'ın serisine son verdi

Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi 12.hafta maçında sahasında Beşiktaş Sompo Japan'i konuk eden Pınar Karşıyaka çekişmeli maçta sahadan 79-71'lik galibiyetle ayrılarak bu sezon ligdeki dördüncü galibiyetini elde etti. Eşinin doğum yapması nedeniyle bir süredir takımdan uzak kalan Jarrod Jones ve yeni transfer Bryon Allen'ın takıma katılmasıyla uzun süre sonra tam kadro olarak sahaya çıkan Kaf Kaf bu galibiyetle Beşiktaş'ın sekiz maçlık galibiyet serisine de son verirken, Beşiktaş Sompo Japan de 12. maçında üçüncü yenilgisini alarak Tofaş'ın kaybettiği haftada kritik bir mağlubiyet aldı ve sıralamada avantajlı duruma geçme şansından yararlanamadı. 

DJ Kennedy | Pınar Karşıyaka - Beşiktaş Sompo Japan

Mustafa Kemal Atatürk Spor Salonu'nu tıklım tıklım dolduran Karşıyaka taraftarının büyük desteği altında başlayan maçın ilk çeyreği karşılıklı basketlerle geçerken, ev sahibi ekipte savunmadaki hatalarına rağmen hücum anlamında belki de sezonun en aktif performansını sergileyen Egemen Güven'in sayıları dikkat çekti. İyi başladığı ilk çeyreğin ortalarında üçüncü faulünü alarak benchin yolunu tutan Egemen'in kenara gelişi sonrası daha çok faul çizgisinden sayılar bulan Kaf Kaf'ta, çeyreğin sonlarında oyuna giren yeni transfer Bryon Allen da 17-16 Pınar Karşıyaka üstünlüğüyle biten çeyreğin bitimine 10 saniye kala bulduğu üçlükle yeşil kırmızı forma altındaki ilk sayılarına ulaşmış oldu. Beşiktaş Sompo Japan'de ise ilk dakikalarda Clark'ın yüzdeli oyunu dikkat çekerken, çeyrek sonuna doğru açılan Diebler kaydettiği 8 sayı ile skorun dengede gitmesini sağladı. 

30 Kasım 2017 Perşembe

Jon Diebler çizgi gerisinden kaçırmıyor

Beşiktaş Sompo Japan'in başarılı oyuncusu Jon Diebler sezon başından beri hem Tahincioğlu Basketbol Ligi hem de FIBA Basketball Champions League'teki performansıyla Pınar Karşıyaka'daki şampiyonluk senesini aratmıyor. BSL'de yedi maçta ortalama 16.4 sayı, Şampiyonlar Ligi'nde ise altı maçta ortalama 15.3 sayı ile Beşiktaş'ın en skoreri olan Diebler üç sayı çizgisi dışından yakaladığı istikrar ile de alkışı hakkediyor. 

Jon Diebler | Beşiktaş Sompo Japan - Aris

Basketball Champions League'te 6 maçta toplam 36 kez üç sayılık atış deneyen Jon Diebler bu atışların 22'sinden isabet bulurken, yakaladığı %61.1 isabetle de dikkat çekici bir istatistik elde etti. Tahincioğlu Basketbol Ligi'nde ise denediği 51 üç sayının 26'sını sayıya çeviren ABD'li şutör %50.9 ile istikrarını korumaya devam ediyor. Diebler'ın Basketball Champions League'te henüz serbest atış kaçırmadığını, 12/12 ile çizgiden hatasız şut attığını da hatırlatalım.

16 Kasım 2017 Perşembe

Kartal Almanya'da yüksekten uçtu

Beşiktaş Sompo Japan Basketball Champions League D Grubu'ndaki altıncı maçında deplasmanda Alman Telekom Baskets Bonn'u bitime 3 saniye kala Boatright'ın kaydettiği basketle 74-73 mağlup etti. 3.çeyrekte krize giren oyunda bir ara 14 sayı farkla geriye düşen Siyah beyazlılar maçın son 4 dakikasında yakaladıkları 9-0'lık seri ve son hücumdaki kritik basketle galibiyete uzanırlarken, böylece gruptaki beşinci galibiyetini elde edip Fransız Nanterre ile birlikte zirvedeki yerlerini korudular. 

Basketball Champions League | Telekom Baskets Bonn - Beşiktaş Sompo Japan

Hızlı başladığı maçta özellikle Diebler'ın hem atıp hem arkadaşlarına asist yaptığı etkili hücum performansıyla ilk çeyreği 30-23, devreyi ise 44-41 önde tamamlayan Beşiktaş, üçüncü çeyrekle birlikte oyunun kontrolünü rakibine teslim etti. Çeyreğin ilk 9 dakikasında 19-2'lik bir seri yakalayarak skoru 60-46'ya getiren Telekom Baskets Bonn maçtaki en büyük farkı elde ederken, son 10 dakikaya da 63-52 önde girdi. Bu çeyrekte sadece 8 sayı kaydedebilen Beşiktaş düzenden tamamen çıkarken, momentumu da rakibine bırakmış oldu. Final periyodunda temsilcimiz biraz daha derli toplu oynayıp savunma sertliği artırırken, son 4 dakikaya girerken farkı 8 sayıya indirdi: 73-65. Bu dakikadan itibaren potasını Telekom Baskets Bonn'a kapatan siyah beyazlılar Lima ve Weems'in sayılarıyla farkı kapatıp son hücuma 73-72 geride girdi. Son hücumda Weems'in çemberden dönen üçlüğünde 3 saniye kala havuza düşen hücum ribaundunu alıp zaman kaybetmeden çemberi düşünen Boatright atışında isabet kaydedince 74-73 öne geçen Beşiktaş Sompo Japan, son 4 dakikasında rakibe sayı izni vermediği deplasmanda çok değerli bir galibiyet alarak grupta zirve yarışındaki iddiasını sürdürdü. 

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Ufuk Sarıca'nın yeşil kırmızı Beşiktaş'ı

Dört senelik başarılı bir Pınar Karşıyaka kariyeri sonrası geçtiğimiz sezon Beşiktaş Sompo Japan'in başına geçen Ufuk Sarıca, geçen sezonki DJ Strawberry, Kenan Sipahi ve Erkan Veyseloğlu hamleleri sonrası bu sezon da yeni transferleriyle Beşiktaş Sompo Japan'i adeta küçük bir Karşıyaka'ya çevirdi. Geçtiğimiz sezonu Basketbol Süper Ligi finalisti olarak tamamlayan Ufuk Sarıca'nın Beşiktaş'ı bu sezon da Can Maxim Mutaf, Jon Diebler ve Samet Geyik'i transfer ederek Pınar Karşıyaka formasıyla öğrencisi olmuş üç ismi daha kadrosuna dahil edip eski Karşıyakalılar'ın sayısını 6'ya çıkarmış oldu. 

Hatırlanacağı üzere DJ Strawberry, Jon Diebler ve Erkan Veyseloğlu Pınar Karşıyaka'nın şampiyon olduğu 2014-2015 sezonunda yeşil kırmızılı formayı giymişler, DJ Strawberry özellikle final serisindeki performansı, Jon Diebler dış şutlardaki etkinliği ve Erkan da kenardan gelip takıma kattığı dinamizmle şampiyonlukta önemli pay sahibi olmuşlardı. Can Maxim Mutaf Ufuk Sarıca'nın Kaf Kaf'taki ilk senesinde Fenerbahçe'den kiralık olarak yarım sezon yeşil kırmızılı formayı giyerken, Kenan Sipahi ve Samet Geyik de şampiyonluk sonrası sezonda kiralık olarak gelmiş ve rotasyonda çeşitli süreler almışlardı. Kartal'ın yeni 1 numara transferi Ryan Boatright takımda bir Bobby Dixon etkisi yaratır mı, tartışılır tabi ki, fakat Stimac'ın yerini doldurabilecek bir beş numara transferi Beşiktaş Sompo Japan'de yeni kadro yapısıyla yine şampiyonluk kovalayan bir kolej takımı havası yaratabilir. Ufuk'un amacı böyle bir ortamı oluşturmak belli ki. Birkaç maç izleyip görmek gerekecek. 

26 Ocak 2017 Perşembe

Yüzdeli hücum, savunma ve adrenalin

Fenerbahçe Ülker Arena bu akşam son yılların en heyecanlı Fenerbahçe - Galatasaray derbilerinden birine sahne oldu. Birbirinden tamamen farklı iki devre izlediğimiz, iki takımın da devrelerde farklı karakterler yansıttığı bir maç oldu. İlk yarıda iyi paslaşma, topu çevirme ve yüzdeli hücumlarla farkı açan bir Galatasaray; ikinci yarıda ise hırs, sertlik ve savunma ile rakibi durduran, ardından da adrenalinle geri gelen bir Fenerbahçe izledik (Vesely'nin son çeyrekteki basketi sonrası hırsını da bu yüzden yazımın fotoğrafı olarak seçtim). Fenerbahçe için çift hanelerden geri gelinerek alınan 85-80'lik galibiyet üst sıralarda kalma yolunda değerli bir galibiyet olurken, Galatasaray Odeabank da Maccabi galibiyeti sonrası az da olsa yeşeren Play-Off umutlarına çok da kapılmaması gerektiğini üzülerek de olsa hissetti. 


100 sayı üzerine çıktıkları bir Maccabi galibiyeti sonrası, Galatasaray Odeabank'tan ilk yarıda yine kusursuz bir hücum perfromansı seyrettik. İki çeyrekte de topu çok iyi çeviren Galatasaray Fenerbahçe savunmasının dengesini bozarken, sarı lacivertli ayakların savunmada yeterince hızlı olamaması, adam paylaşımının ve yardımlaşmanın yetersiz kalması Galatasaray'ın boş şutu rahat bir şekilde bulmasını sağladı. Bu boş şutlar sarı kırmızılıların devre sonunda 7/11 üç sayı yüzdesine erişmesini sağlarken, genel şut yüzdesi de 22/29'du. Fenerbahçe savunmada devre boyunca hiç top çalamazken, 17/29 gibi hiç de fena olmayan bir şut yüzdesi elde edip 41 sayı attıkları bir ilk yarıda potasında 54 sayı görerek devre sonunda soyunma odasının yolunu farklı şekilde geride tutmak zorunda kaldılar. Galatasaray'da iyi paslaşma yanında bir başka dikkat çeken konu da sadece guardların değil tüm takımın bu paylaşımda rol alması olurken, yapılan 18 asistin büyük çoğunluğunu saf point guard olmayan isimlerden geldi. Devre sonunda Schilb 6, Micov 5, Diebler ise 4 asist yapmıştı. Son olarak da Galatasaray'ın ilk yarıdaki hücum yüzdesi öyle bir noktadaydı ki, Fenerbahçe'nin ilk yarı boyunca aldığı ribaunt sayısı 2'si hücum olmak üzere sadece 7'ydi. 

30 Aralık 2016 Cuma

Galatasaray'dan 2016'ya kabus gibi veda

Galatasaray Odeabank bu akşam Abdi İpekçi Spor Salonu'nda konuk ettiği Brose Bamberg'e 75-90 yenilerek 2016'daki son maçında taraftarını mutlu edemedi. Sezon başında taraftarlara yüksek hedefler sunan; fakat kadro uyumundaki sıkıntılar ve sakatlıklar nedeniyle bir türlü beklenen sonuçları alamayan Galatasaray böylece Turkish Airlines Euroleague'de sezonun ilk yarısını 15 maçta sadece 4 galibiyetle son sırada tamamladı. Maç sonrası taraftarlar takımı protesto ederken, Ergin Ataman'a da tepki gösterdiler. 


Abdi İpekçi Spor Salonu'daki karşılaşmaya hava koşulları nedeniyle taraftarların ilgisi önceki maçlara oranla düşük olurken, Galatasaray'ın sahadaki basketbolu da hava koşullarından etkilenmiş gözüktü. Sarı kırmızılılarda Austin Daye ve Alex Tyus dışında, parke soğuktan buz tutmuşcasına, ayakta kalabilen oyuncu olmazken Tibor Pleiss da maça iyi başlamasına rağmen faul problemine girince sadece 15 dakika sahada kalabildi ve katkısı sınırlı oldu. Fakat şunu söylemek gerekir ki, bu denli önemli bir maçta takım için ne kadar değerli olduğunu bildiği halde aldığı basit fauller Pleiss'in kısıtlı süredeki başarılı performansını (14sy-4rb-1bl) gölgede bıraktı. Blake Schilb ve Vladimir Micov vasatın üzerine çıkamayıp, Sinan Güler de 7 asistine rağmen skor katkısı olarak zayıf kalınca Galatasaray için ağır yenilgi kaçınılmaz oldu. 

13 Kasım 2016 Pazar

Jon Diebler ısınmaya başlıyor

Basketbol Süper Ligi'ndeki beşinci sezonunda Galatasaray Odeabank forması giyen Jon Diebler sezon başında beklentinin altında kalan istatistiklerini son maçlarda yükseltmeye başladı. İlk haftalarda çift haneli sayılara ulaşamayan, benimse bunu daha çok takımın ona pozisyon hazırlayacak setlerinin olmamasından kaynaklandığını düşündüğüm Diebler son iki maçtaki dış şut performansıyla Pınar Karşıyaka yıllarındaki hücum gücünü hatırladığının sinyallerini vermeye başladı. 


Turkish Airlines Euroleague'de ilk beş maçta toplam 13 sayı atabilen Jon Diebler, son Olympiakos maçında çoğu kritik yerde olmak üzere 5/5 üçlük atarak 17 sayıya ulaşırken, takıma galibiyeti getiren en önemli isim oldu. Bugün ise Fenerbahçe karşısında 3/3 üç sayı isabetiyle 10 sayı kaydeden Diebler, Galatasaray'ın farklı mağlubiyetine engel olamasa da, hücumda yüksek yüzdeyle oynayarak resmi maçlardaki son sekiz üç sayı denemesinde de isabet sağlamış oldu. Diebler Basketbol Süper Ligi'ndeki üç sayı isabet yüzdesini de %70'e (7/10) yükseltmiş oldu. 

12 Kasım 2016 Cumartesi

Savunma, dış şutlar ve Sinan Güler

Galatasaray Odeabank dün akşam kendi sahasında Olympiakos karşısında aldığı 89-87'lik galibiyetle bu sezon Turkish Airlines Euroleague'deki ilk galibiyetini elde etti. Altıncı maçlara girerken sezonun tek galibiyetsiz takımı olan sarı kırmızılılar kötü başlayan bir ilk beş dakika sonrası toparlanıp muhteşem bir direnç göstererek sahadan galip ayrılmasını bildiler. Son dakikaları büyük bir çekişmeye sahne olan maçın son hücumuna 2 sayı önde giren Cimbom, Tyus'un adeta uçarak gelip Printezis'e yaptığı blok sonrası galibiyete uzandı.


Sezon başından beri "yapamadığı" savunmasıyla çok eleştiri alan ve sadece atmak üzere kurulmuş bir takım olarak eleştirilen Galatasaray, bu maça da benzer bir dağınıklıkla başlayıp ilk 7.5 dakikayı 6-20 geride geçti. Russ Smith'in dağınıklığına, Khem Birch'e verilen hücum ribauntları ve Mantzaris'in ekstra üçlükleri eklenince farkın Olympiakos adına açılması kaçınılmaz oldu. Bu dakikada gelen Smith/Dentmon - Tyus/Thompson değişiklikleri takımımızın çehresini değiştirirken, Olympiakos da Birch'ün kenara gelmesi ve Hackett'ın sahaya sürülmesiyle yakaladığı momentumu kaybetmeye başladı. İlk çeyrek sonunda tamamı Dentmon'dan gelen 8-0'lık seri çeyrek sonucunu 14-20 olarak belirledi. İkinci çeyreğin başında %100 hazır olmayabileceği düşünülen Daye'yi de oyuna sokan Ergin Ataman, takımın direncini yükseltmeye çalıştı. Sinan'ın önderliğinde bir çıta daha yükselen savunma, hücumda da Daye'nin Agravanis'e kurduğu üstünlükle 2 dakika içinde skor 20-20 olurken, devrenin bitimine 6:45 kala Daye'nin üçlüğüyle 19-0'a gelen seri sonrası skorda 25-20 Galatasaray üstünlüğü vardı. İsabetli hücumlar savunma direncini arttırır, artan savunma direnci de hücumdaki yaratıcılığın artmasına yol açarken, Sinan'ın asistleri ve Diebler-Dentmon-Daye üçlüsünün üçlükleriyle seri 27-2'ye çıktı: 33-22. Sarfedilen efor sarı kırmızılılarda sahadaki beşin yorgunluğuna neden olunca, rotasyonun devreye girmesi ve Olympiakos'un da ilk beşine dönmesi sonrası konuk ekip sayılar bulmaya başlasa da devre 38-34 Galatasaray lehine sonuçlandı.


Soyunma odası dönüşünde de iyi savunmasını sürdüren Galatasaray, hücumda da Micov, Sinan ve Dentmon ile dış şut isabetleri bularak farkı tekrar açmaya başladı. Pota altında da Tyus'u iyi kullanan Galatasaray çeyreğin son 5 dakikasına girerken 56-42'lik üstünlüğü yakaladı. Bu dakikadan sonra pota altında Tyus'a karşı Birch'ü, Micov'a karşı da Printezis'i değerlendiren Olympiakos farkı kapatmaya çalışırken, Lojeski'nin son 1.5 dakika içinde bulduğu iki üçlük son 10 dakikaya girerken farkın tekrar 6 sayıya inmesine neden oldu: 63-57. Final çeyreğinde sarı kırmızılı temsilcimizde yorgunluk baş göstermeye başladı. Bunu sonucu olarak da hücumlardaki isabet oranı ve verimlilik düşerken, kişisel becerilere dayalı sayılar izlemeye başladık. Bu tip durumlarda takımınızda olmasını isteyebileceğiniz yegane isimlerden biri olan Jon Diebler, Galatasaray'ın hücum düzeninin bozulduğu dakikalarda sazı eline aldı ve farkın kapandığı kritik anlarda attığı 3 dış şut isabetiyle son çeyrekte takımımızın ayakta kalmasında en önemli etken oldu. Savunmadaki hatalara rağmen, Diebler'ın sayılarıyla Olympiakos'un skora dengeyi getirmesini engelleyen Galatasaray son 50 saniyeye 85-84 önde girdi. Micov'un basketine Mantzaris ve Sinan'ın 2/2 serbest atışlarıyla karşılık gelirken, Lojeski'nin 1/2, Micov'un ise 0/2 atması 8 saniye kala Olympiakos'a son hücum ve galibiyet şansı verdi. Bitime saniyeler kala dip çizgide topla buluşan Printezis'in üçlük atışını adeta uçarak bloklayan Tyus, galibiyeti Galatasaray'a getirirken, sarı kırmızılılar bu sezon Euroleague'te ilk kez sahadan üstün ayrılmış oldular. 

13 Haziran 2016 Pazartesi

ŞAMPİYON FENERBAHÇE

Basketbol Süper Ligi Play-Off final serisi altıncı maçında sahasında Anadolu Efes'i konuk eden Fenerbahçe sahadan 91-70 galip ayrılarak seride durumu 4-2'ye getirdi ve 2015-2016 basketbol sezonunun şampiyonu oldu. Maçın ilk çeyreğinde yakaladığı üstünlüğü maç sonuna kadar sürdüren ve farkı giderek açan Fenerbahçe bu galibiyetle taraftarı önünde şampiyonluk kupasını kaldırarak tarihinde yedinci kez bu başarıyı yakalamış oldu. Sarı lacivertliler son olarak 2013-2014 sezonunda bu başarıyı elde etmiş, geçen sezon ise yarı finalde son şampiyon Pınar Karşıyaka'ya 1-3 ile elenmişlerdi. 


Karşılaşmaya hızlı ve seri hücumlarla başlayan Anadolu Efes, hücumda Fenerbahçe'nin şutlarının girmemesinin de etkisiyle ilk 3 dakikayı 4-7 önde geçti. İki takım da bir an önce sayı bulma amaçlı hücumları hızlı kullanıp çabuk şut denerken, düşük şut yüzdeleri hızlı basketbola rağmen ilk 5 dakika sonunda skoru 10-9'da tuttu. Televizyon molasından daha sert bir savunma ve yükselen bir hücum yüzdesiyle dönen Fenerbahçe 2 dakika içinde skoru 16-9'a getirirken, Ahmet Çakı'nın ikinci beşini sahaya sürmesi de Anadolu Efes'in durgunluğuna çözüm olmadı. Cedi Osman'ın üçlüğü Efes'e nefes aldırırken çeyrek bitiminde Bogdanovic'in üçlüğü çeyrek skorunu belirledi: 24-14. İlk çeyreğe serinin beşinci maçında olduğu gibi iyi başlayan Efes'in aynı bir önceki maç gibi Heurtel'in sinirlenip kenara gelmesi sonrası skor kontrolünü Fenerbahçe'ye verdiği dikkati çekti. 

İkinci çeyreğe Heurtel ve Diebler'dan gelen 5 sayıyla başlayan Anadolu Efes 1 dakika geçmeden Obradovic'e molayı aldırdı. Mola sonrası toparlanan Fenerbahçe 4 kısa ile oynayan Anadolu Efes'e 12-0'lık bir seriyle cevap verince devrenin bitimine 6.5 dakika kala skor 36-19 oldu. Bu süreçte Fenerbahçe'nin sertliğine görece daha fazla izin verilmesi Anadolu Efes bench'inde tepkiye yol açarken, lacivert beyazlı oyuncularda gerginlik ve oyun disiplininden kopma baş göstermeye başladı. Devrenin sonlarına doğru artan faul düdükleri, çalınan ve çalınmayan fauller basketbolun kalitesine de olumsuz etki yaparken, Fenerbahçe yakaladığı farkı korumaya devam ederek ilk devreyi 52-32 önde tamamladı. İlk yarıda Fenerbahçe'nin pota altındaki hakimiyeti dikkat çekerken, sarı lacivertliler rakibine ribauntlarda 24-13, asistlerde 11-6 üstünlük sağladılar. Fenerbahçe faul çizgisine de 16 kez gelip 13 isabet buldu; Anadolu Efes ise çizgiden 9/9 ile isabet kaydetti.


Soyunma odası dönüşü Sloukas ve Dixon'un sayılarıyla 6-0'lık bir seri yakalayan Fenerbahçe 2 dakika içinde farkı 26 sayıya çıkardı. Açılan fark Anadolu Efes'li oyuncuları ekstra katkılar yapmaya zorlarken, bu zorlamalar oyun disiplininden kopmaların başlamasına neden oldu. Boş dönülen hücumlar Anadolu Efes'te savunma sertliğinin de azalmasına neden olmaya başlayınca daha rahat hücum etmeye başlayan ve Anadolu Efes'in geri dönmemesini hızlı hücumlarla cezalandıran Fenerbahçe farkı giderek açmaya başladı. Dixon'un Heurtel'in elinden adeta çekip aldığı toplar ve ardından gelen fast-break'ler taraftarı da coştururken, çeyreğin bitimine 1.5 dakika kala skor 76-37 oldu. Çeyrek Diebler'ın üçlüğüyle 78-43 sona erirken, son 10 dakikaya girilirken Fenerbahçe'de 5 oyuncu çift hanelere ulaşmış; Anadolu Efes'te ise en skorer isim 9 sayı ile Jon Diebler'dı. 

Final çeyreğine çok rahat giren Fenerbahçe çeyreğe sayı atamadan potasında gördüğü 5 üçlükle başladı. 0-20'lik bir seri yakalayan Anadolu Efes Cedi, Diebler ve Doğuş'un üçlükleri sonrası 6.5 dakika kala farkı 20 sayıya indirse de, verdikleri mücadele farkı daha aşağı çekmeye yetmedi. Kalan sürede fark 20 civarında seyrederken, fazla süre almayan gençlerin dakika bulduğu son anlarda gelen karşılıklı sayılara skoru 91-70 Fenerbahçe lehine belirledi ve sarı lacivertliler böylece seride durumu 4-2'ye getirerek 2015-16 Türkiye şampiyonluğunu elde ettiler. 

Fenerbahçe'de Luigi Datome 20 sayı - 5 ribaunt, Bogdan Bogdanovic 16 sayı - 7 ribaunt, Ekpe Udoh 13 sayı - 10 ribaunt - 6 asist - 2 blok, Jan Vesely 12 sayı - 4 ribaunt - 2 blok, Kostas Sloukas 11 sayı - 5 asist ve Bobby Dixon 10 sayı - 5 top çalma ile çift haneye ulaşan isimler olurlarken, Anadolu Efes'te Jon Diebler 18 (5 üçlük), Cedi Osman ise 14 sayı (4/5 üçlük) kaydettiler. 

6 Aralık 2015 Pazar

Eskiden şut sokan bir takımdılar

"Biz şut sokan bir takımız"... Ufuk Sarıca'nın geçen sezon Play-Off yarı finallerindeki Fenerbahçe maçı sonrası LigTV kameralarına yaptığı röportajda kullandığı ifadeydi bu. Hafif bir tebessümle oyun düzenlerinin yüzdeli şut atmalarına dayandığını anlatmaya çalışmıştı Sarıca. Tabi bu söylem oldukça tartışmaya neden oldu sosyal medyada. Bu tartışmalara çok girmeyelim; ama tartışmanın uzadığı açık ki, konuyla ilgili arama yaptığımda röportajın Youtube videosunun kaldırılmış olduğunu görüp oldukça şaşırdım. 


Geçen sezon şampiyon kadroyu düşündüğümüzde Sarıca'nın haklı olduğunu söyleyebiliriz. Bobby Dixon, Jon Diebler gibi dış şut makinaları yanında, DJ Strawberry, Barış Hersek, Kenny Gabriel, Erkan Veyseloğlu gibi hiç de fena sayılmayacak üç sayı yüzdesine sahip isimleri kadrosunda bulunduran ve hücum setlerini bu şutörlere uygun şut buldurmak üzerine derleyen Sarıca, Play-Off'ta da yüksek şut yüzdesiyle sırasıyla Banvit, Fenerbahçe ve Anadolu Efes'i dize getirmişti. 

Geçtiğimiz sezon ve bu sezonu karşılaştırdığımızda Karşıyaka'daki oyun mantalitesinin pek değişmediğini görüyoruz. Takım maç başına ortalama - aynı geçen sezon olduğu gibi- 25 üç sayılık atış deniyor. Geçen sezonki isabet oranı maç başına ortalama 9.1 iken bu sezon 8.4'e düşmüş. Çok büyük bir değişiklik gibi gözükmese de 2 ve 3 numaralı pozisyonlardaki keskin şutör eksikliği oyun setlerinin sonunda beklenen isabetlerin gelmesini engelliyor. Yüzdenin yakın kalmasındaki ana faktör ise yaz arasını iyi geçiren Gabriel'den gelen ekstra üçlükler denebilir. Bunun yanında sezon başındaki yüzdeli hücumlarının son haftalarda yerini bomboş kaçan üçlüklere bırakması ise şutör seçimlerindeki çıta düşmesinin etkisinin daha çok göze çarpmasına neden oluyor. Geçtiğimiz sezon da bu takım ligin en kötü iki üçlükçüsüne sahipti ki, sezon sonu yazdığım en kötüler analizinde bunu paylaşmıştım. Fakat bunun görülmesine perde çeken performanslar sağlayan Debler, Dixon ve DJ etkisini sağlayacak isimler bu sezon bulunabilmiş değiller. 

21 Kasım 2015 Cumartesi

Anadolu Efes çizgi gerisinden yanıyor

Dün akşam Abdi İpekçi Arena'da Fransız ekibi Limoges karşısında aldığı 92-74'lük galibiyetle 3 maçlık mağlubiyet serisine son veren Anadolu Efes'te şutör isimler sezon başından beri üç sayı çizgisi gerisinden yakaladıkları isabet oranıyla lacivert beyazlılarıları bu istatistikte zirveye taşıdılar. 


Bireysel istatistiklerde bu sezon başında Pınar Karşıyaka'dan gelen Jon Diebler 39 denemede 22 isabetle hem 6 maç sonunda en fazla üç sayı isabeti sağlayan isim olurken, yakaladığı %56.4'lük yüzdeyle de isabet oranında ilk beş içinde yer aldı. Anadolu Efes'in oyun kurucusu Thomas Heurtel ise 16 isabetle Bobby Dixon ardından üçüncü sırada yer alırken, %59.3 ile en isabetli üçlük atan üçüncü isim oldu. Dario Saric 7/16, Birkan Batuk 4 maçta 4/9 ve Jayson Granger da 10/25 ile bu istatistikte dikkat çeken diğer isimler oldular. 

Takım istatistiklerin bakıldığında ise temsilcimizin 147'de 70 isabet kaydettiğini görüyoruz. Efes hem 70 isabet sağlayarak Turkish Airlines Euroleague'in en fazla üç sayı isabeti kaydeden ismi olurken, yakaladığı %47.62'lik üç sayı yüzdesi ile bu istatistiği en yüzdeli atan takım olarak da taçlandırdı. 

25 Ekim 2015 Pazar

Banvit Efes'i son saniyede geçti: 86-87

Banvit Spor Toto Basketbol Süper Ligi 3.haftasında konuk olduğu Anadolu Efes'i son hücumda Adrien Moerman'ın kaydettiği üç sayılık basketle 86-87 yenerek ligde 2'de 2 yaptı. Banvit böylece Avrupa'daki kötü gidiş sonrası ligde moral bularak, hafta içi yapacağı Steaua Bucharesti maçı öncesi ümitlendi. Anadolu Efes ise bu sezon Cumhurbaşkanlığı Kupası, Euroleague ve ligde oynadığı dört maçtaki yenilgisizliğine son verdi ve ilk yenilgisini almış oldu.


Maçın ilk yarısının büyük kısmı skorda Banvit'İn üstünlüğüyle geçti. Pota altında Moerman ve Vidmar'ın skorer oyununa Tolga Geçim de 9 sayıyla katkı verirken, Anadolu Efes tarafında da Jayson Granger, Alex Tyus ve Derrick Brown'un gayretleri farkın açılmasına engel oldu. İkinci çeyreğin sonlarında Efes Birkan, Brown ve Granger'ın sayılarıyla birkaç kez öne geçse de devre 42-44 Banvit lehine sonuçlandı. 

Banvit devre arasından da Nusret ve Johnson'un üçlükleriyle dönse de, Diebler ve Ahmet Düverioğlu'nun devreye girmesiyle tekrar canlanan Efes skoru tekrar dengeye getirdi. Bu dakikalarda Talat, Tolga'dan gelen sayılar Banvit'e ekstra katkılar getirirken, Slaughter'ın üçlüğü Banvit'i son 10 dakikaya 61-67 önde soktu. Final periyodunun ilk yarısında Tyus, Diebler ve Furkan'ın basketleri skor üstünlüğünü Anadolu Efes'e geçirdi. Maç boyunca suskun olan Heurtel'in de devreye girerek iki 3 sayı isabeti sağlamasıyla son 3 dakikaya 80-75 önde giren Anadolu Efes, kritik anlarda skor bulmakta zorlanmaya başladı. Son 30 saniyeye 83-80 Efes üstünlüğüyle girilirken, karşılıklı taktik fauller sonrası 9 saniye kala Heurtel'in kaçırdığı serbest atış maçın adeta kaderini belirledi. Alınan ribaunt sonrası hızlı bir şekilde hücuma çıkan Banvit'te Johnson'un dip çizgideki Moerman'ı bulması ve bu oyuncuyla gelen üç sayılık basket karşılaşmanın galibini belirlerken, Banvit zora soktuğu maçtan 86-87'lik bir zaferle ayrılmış oldu. 

22 Ekim 2015 Perşembe

Anadolu Efes Milano'yu eli boş gönderdi: 89-73

Turkish Airlines Euroleague ilk tur B Grubu'nda mücadele eden Anadolu Efes, grubundaki ikinci maçında Abdi İpekçi Spor Salonu'nda konuk ettiği İtalyan EA7 Emporio Armani Milano'yu 89-73 mağlup ederek ikinci maçında da sahadan galip ayıldı. Başa baş geçen ilk yarıyı 43-42 önde geçen Efes, ikinci yarıyla birlikte gerçek oyununu sahaya yansıtmaya başlarken son çeyrekle birlikte kontrolü eline alıp sahadan 16 sayılık farkla üstün ayrıldı. 


İlk yarıda savunmada çok aksayan Anadolu Efes Alessandro Gentile ve Milan Macvan'ı durdurmakta zorlanınca bir türlü oyunun kontrolünü eline alamadı. Hücumda bireysel gayretler ve yüksek şut yüzdesiyle sayılar bulan Anadolu Efes, ilk çeyreği 21-20 devreyi de 43-42 önde tamamladı. İlk yarı boyunca Heurtel, Furkan, Cedi ve Saric'in hiç kaçırmadan toplam 7 üçlük isabet sağladıklarının altını çizelim. Bu çeyreğin belki de en sevindirici yanı Cedi Osman'ın sakatlık sonrası ilk kez sahaya çıkması ve elinden çıkan ilk üçlük denemesinde isabet sağlamasıydı. Her ne kadar savunma anlamında biraz daha zamana ihtiyacı olsa da Cedi'nin dönüşüyle Efes rotasyonundaki genişliğin artacağı kesin. 

17 Ekim 2015 Cumartesi

Heurtel & Diebler işbirliği Efes'e galibiyeti getirdi: 89-77

Anadolu Efes, 2015-2016 Euroleague sezonunun ilk maçında konuk olduğu Limoges'u 77-89 yenerek, Turkish Airlines Euroleague'de Türk takımları olarak ilk haftayı 4'te 4 ile kapatmamızı sağladı. Maçı baştan sona önde götüren Anadolu Efes, son iki sezonun Fransa şampiyonu karşısında ilk çeyrekte yüzdeli hücumuyla yakaladığı farkı maç sonuna kadar koruyarak sezon açılışını galibiyetle yaptı. 


Karşılaşmaya Heurtel'in asistleri, Saric, Birkan ve Diebler'ın yüzdeli hücumlarıyla fırtına gibi bir başlangıç yapan Anadolu Efes ilk 6.5 dakikayı 7-25 önde geçerken, tam 30 sayı sığdırdığı ilk çeyreği 17-30 önde tamamladı. Efes ikinci çeyrekte de Tyus ile etkili olurken, savunma sertliğini bir miktar düşürünce fark az da olsa kapanmaya başladı. Özellikle Heurtel'in kenarda olduğu zamanlarda hücumda zorlanan temsilcimiz devre sonunda soyunma odasına 37-47'lik üstünlükle gitti. 

18 Kasım 2014 Salı

Karşıyaka’nın Euro Cup karnesi

Euro Cup’ta ülkemizi F Grubu’nda temsil eden Pınar Karşıyaka oynadığı beş maçta aldığı 3 galibiyet 2 yenilgi ile ilk devreyi Lokomotiv Kuban ve PAOK’un ardından üçüncü sırada tamamladı. Gruba kendi sahasında iki uzatmalı PAOK yenilgisiyle başlayan Kaf Kaf, ardından gelen 3 maçlık galibiyet serisine Lokomotiv Kuban deplasmanında son verdi ve üçüncü sıraya yerleşti.
 
 
Pınar Karşıyaka’nın maçlarına baktığımızda üç ismin öne çıktığını görüyoruz: 19 sayı, 4 ribaund, 4.2 asist, 1.8 top çalma istatistikleri yakalayan oyun kurucu Bobby Dixon KafKaf’ın en skorer ismi olurken, pota altındaki etkili gücü Juan Palacios 18.2 sayı, 9 ribaund, 1.2 top çalma ve bir diğer ABD’li Jon Diebler da 16 sayı, 4.6 ribaund, 2.6 asist ile öne çıkan diğer oyuncular oldular. Dixon her zamanki gibi Karşıyaka’nın lokomotifi olurken, maçların büyük bölümünde sahada kalarak zaman zaman fazla yıprandığı dikkati çekti. Dixon 19 sayı ortalamasıyla aynı zamanda Euro Cup’ın en skorer üçüncü ismi oldu. ABD’li oyun kurucu kaydettiği 21 üç sayılık isabetle de bu kategoride de ilk 3’te yer aldı. Geçtiğimiz sezon pota altında Batista gibi sırtı dönük etkili bir güce sahip olan Kaf Kaf’ta bu sezon daha çok yüzü dönük oynamayı seven Palacios sahne alırken istatistiksel anlamda Batista’yı aratmadı. Palacios 9 ribaund ortalamasıyla kupanın en ribauntçu oyuncusu durumunda. Diebler ise hem skor hem savunma hem de basketbol zekasıyla katkı sağlarken 14/27 (%52)’lik üç sayı yüzdesiyle bu kategoride Euro Cup’ın üst sıralarında yer aldı. Pınar Karşıyaka’da diğer isimlerden Gabriel 9.8 sayı ortalamasıyla hücuma katkı sağlarken atletik yapısı ve dış şutlarına rağmen, sıradan bir yabancıdan öteye gidemedi. Pınar Karşıyaka’da Türk oyuncularıların katkısı ise oldukça sınırlı kaldı. Yunus ve Barış aldıkları sürelerde 4.8 ve 4 sayı ortalamalarıyla az da olsa katkı verirlerken Soner, Ceyhun, Mutlu ve İnanç gibi isimler ise gerektiğinde süre alıp takımın yorgunluğunu alma dışında bir katkı veremediler.

25 Mayıs 2014 Pazar

Fenerbahçe - Kaf Kaf serisinde sona doğru

Beko Basketbol Ligi yarı final serilerinden ilki, Fenerbahçe Ülker – Pınar Karşıyaka serisinde İstanbul’daki iki maçı da kazanan Fenerbahçe Ülker’in 2-0 öne geçmesi, Karşıyaka Arena’da oynanacak ve sadece bayan ve çocuk taraftarların izleyebileceği maçın önemini bir kat daha artırdı.
Serinin ilk iki maçını fazla da zorlanmadan kazanan Fenerbahçe Ülker için Karşıyaka’daki ilk maçta rakibinin cezalı olması, Karşıyaka gibi taraftarıyla 6 kişi oynayan bir takıma karşı çok önemli. Play-Off’un ilk iki maçında Kaf Kaf’a karşı 5 maçlık yenilgi serisine de son verip psikolojik olarak da rahatlayan Kanarya’nın oldukça büyük bir avantajı var. Bunun yanında sakat Kenan’ın yokluğunda Fenerbahçe’nin zayıf karnı olarak görünen oyun kurucu pozisyonunda da McCalebb’in hatasız oyunu sarı lacivertlileri umutlandıran bi diğer unsur. KSK serisinin skorer ismi Kleiza ve ikinci maçın kilit oyuncusu olan Bogdanovic’in de etkisi tartışılmaz; fakat henüz devreye girmeyen Emir ve Bjelica’nın da katkı vermesi durumunda Kaf Kaf’ın seyircisinin yokluğunda sarı lacivertlilerle başa çıkması çok kolay değil. Fakat bunlardan öte, en önemli etken olarak gördüğüm pota altı eşleşmesinde Fenerbahçe’nin iki uzunu Zoric ve Oğuz’un Batista’yı etkisiz hale getirmeleri ilk iki maçta Karşıyaka’nın oyun düzenini tamamen dış şutlara bağımlı hale getirmişti. Ufuk ve Batista’nın bu pota altı sorununa çözüm bulması şart; zira bu tip rakiplere karşı Karşıyaka’nın kazanması için mutlaka minimum 15 sayı, 10 ribaundluk performansın üstünde mücadele etmesi gerekiyor.
Pınar Karşıyaka’da ise ilk maçta Diebler ve Dixon, ikinci maçta ise Can ve Dixon’un sayıları rakibine yetişmeye yeterli olmamşıtı. Özellikle ikinci maçta 0-11 ile maça başlayıp, Can’dan 32 sayılık bir kariyer rekoru gelmesine rağmen, neredeyse “0” savunmayla maçın kaybedilmesi mental olarak da yeşil kırmızılıları yıpratmış durumda. En büyük kozları taraftarlarından eksik bir üçüncü maç oynamaları da bir başka handikap. Ufuk ve ekibinin işi hiç kolay olmayacak. Taraftarlarıyla bir kez daha buluşamadan sezonu kapatabilirler. Her ne kadar iki sene üstüste yarı final oynayıp, Türkiye Kupası ile kapatılan bir sezon onlar için önemli başarı olsa da, son beş maçtır kazandıkları Fenerbahçe Ülker’e karşı 3-0 ile yenilmek Karşıyaka taraftarını da, oyuncuları da eminim ki hiç tatmin etmeyecektir.

13 Nisan 2014 Pazar

Kaf Kaf Fener'in kabusu oldu: 83-74

Beko Basketbol Ligi’nde haftanın en dikkat çekici maçı İzmir’de Pınar Karşıyaka ile Fenerbahçe Ülker arasında oynandı. Rakibine dört maçtır yenilmeyen Kaf Kaf, geçen hafta Galatasaray Liv Hospital karşısında aldığı galibiyetin morali ile çıktığı maçta Fenerbahçe Ülker’i 83-74 mağlup ederek dördüncülük yarışındaki iddiasını sürdürdü. Sarı lacivertli İstanbul ekibi ise bu sezon ligdeki altıncı yenilgisini aldı. Bu sonuç aynı zamanda Ufuk Sarıcalı Kaf Kaf’ın Obradovic’li Fenerbahçe karşısında sahaya çıktığı üçüncü maçtan da galip gelerek 3’te 3 yapması anlamına geliyordu.
 
 
Ev sahibi taraftarların her zaman olduğu gibi tamamen doldurduğu salon atmosferinde ve hakem kararları nedeniyle gergin geçen maçın genelinde oyunu kontrolü altında tutan ve tempoyu belirleyen taraf Pınar Karşıyaka oldu. Zaman zaman Kleiza’nın boş bırakılması sonucu gelen dış şutlar, Zoric’in pota altında aldığı hücum ribaundları sonrası bulduğu sayılar ve Emir’in ardarda bulduğu birkaç turnike ile Fenerbahçe Ülker maça tutunma şansı bulsa da, üçüncü çeyrekte Diebler ve Batista, son periyodun başında ise Jawad’ın bulduğu basketler Karşıyaka’nın maçı koparmasını sağladı.

1 Aralık 2013 Pazar

Kaf Kaf kazandı, namağlup takım kalmadı

Beko Basketbol Ligi’nde 8.haftanın en dikkat çekici mücadelesinde Pınar Karşıyaka sahasında Banvit’i konuk etti. Maç öncesi ev sahibi takım taraftarları sosyal medyadaki sloganlarıyla skorun habercisi olmuşlardı: “Namağlup takım yoktur, KarşıyakaArena’ya gelmemiş takım vardır” diye. Pınar Karşıyaka da sahadaki oyunuyla Banvit’i 81-75 yenerek haftaya namağlu p giren rakibinin yenilmezlik ünvanına son verdi. Banvit ise Türkiye Kupası maçları sırasında bir Türk takımından aldığı son yenilginin sahibi Pınar Karşıyaka’ya bir kez daha yenilerek o maçtan beri sürdürdüğü namağlup ünvanını Arena’da bıraktı.
Karşılaşmanın başlamasıyla birlikte salonu tıklım tıklım dolduran taraftarının desteğini arkasına alan Pınar Karşıyaka, Dixon ve Batista’nın etkili oyunlarıyla skorda öne fırladı. Batista’nın Ermal ve Duşan’a üstünlük sağlaması Banvit’i gerçek bir pivot olmadan oynamaya zorlarken, yeşil kırmızılı İzmir ekibi de Dixon önderliğinde topu iyi çevirerek bulduğu isabetli şutlar sonrası farkı 15 sayıya kadar çıkardı: 41-26. Devrenin sonunda Dixon’un dinlendirilmek üzere kenara alınması sonrası hücum düzeni bozulan Kaf Kaf, Banvit’in son birkaç dakikada farkı kapatmasına engel olamayarak devre arasına sadece 6 sayıyla önde girebildi: 46-40.

28 Kasım 2013 Perşembe

Kaf Kaf savunma yapmadan kazandı: 91-87

Geçtiğimiz hafta oynadığı Avrupa ve Lig maçlarını kaybederek moral bozukluğu yaşayan Pınar Karşıyaka, bugün Euro Cup E Grubu’ndaki yedinci maçında kendi sahasında konuk ettiği Romen Asesoft Ploesti takımını 91-87 yenerek iki maç aradan sonra tekrar galip geldi. Kaf Kaf böylece gruptaki beşinci galibiyetini aldı ve gruptan çıkmayı büyük ölçüde garantiledi. Karşıyaka’nın bundan sonraki maçlarda alacağı sonuçlar yeşil kırmızılıların gruptaki yerini tayin edecek.
 
 
Sezona hızlı bir başlangıç yapan ve hem savunma hem hücumda yüksek bir performans sahaya koyan Pınar Karşıyaka’da son haftalarda özellikle savunmadaki isteksizlik / ya da yorgunluk bu maçta da kendini gösterdi. Oyunun hücum tarafında yine ritmini bulup rakip potaya 91 sayı göndermesini bilen yeşil kırmızılılar, özellikle pota altındaki savunma zaaflarıyla 91 sayı attıkları bir maçı zora sokmayı başardılar! Rakip oyun kurucunun birçok hücumda Karşıyakalı kısaları rahat bir şekilde ekarte ettiği ya da ikili oyunlarla adam eşleşmesini bozduğu görülürken, bu ikili hücumların çoğu Batista ya da Lyons’un adamını kaçırıp pota altında yenilen kolay sayılarla sonuçlandı. Kenardan gelen Gerald Lee'nin yıldızlaşmasını sağlayan bu ikili oyunlara çözüm bulmakta zorlanan Kaf Kaf, alan savunması ve Mutlu’nun mücadelesiyle rakibi bozarken, Dixon’un sürüklediği hücumlarda zaman zaman Batista, zaman zaman da Mutlu’nun katkısı Karşıyaka’yı maçta önde tutan unsurlardı. Özellikle Mutlu’nun en kritik anlarda bulduğu sayılar hem takımı hem de taraftarı ateşlerken, ilk çeyrekte girdiği faul problem sonrası maç boyu suskun olan Diebler’ın son çeyrekte ard arda bulduğu iki üç sayılık isabet ve Barış’ın içeriyi zorlamalarıyla kazandığı serbest atışlarda kaydettiği 10/10’luk başarı Kaf Kaf’ı galibiyete taşıyan diğer artılardı.
Pınar Karşıyaka’da bugün Dixon’un günüydü. Maça çok hızlı başlayıp 3 üçlük bulan ve maçı da 28 sayı ile tamamlayan Dixon’u 15 sayı ile Batista desteklerken, Mutlu Demir’den gelen 13 ve Barış Hersek’ten gelen 12 sayılık katkı Pınar Karşıyaka için çok değerliydi. Pınar Karşıyaka’da yabancıların bir ya da ikisinin vasat olduğu maçlarda bu tip yerli katkısı büyük önem taşırken, Kaf Kaf’ın kupada daha ileriyle gidebilmesi için Can, Yunus, Soner gibi kısaların da oyuna daha fazla katkıda bulunması şart gözüküyor.
Konuk ekipte ise yazın Finlandiya Milli formasıyla talip ettiğimiz Gerald Lee ikili oyunlar sonrası bulduğu 24 sayı ile takımını taşırken, Rawle Marshall 16, Dragan Zekovic ve Christopher Dunn da 12’şer sayı kaydettiler.