Austin Daye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Austin Daye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Sean Marshall & Austin Daye ALS hastaları için sahaya çıkıyor

Basketbolda yaz döneminin ilgi çekici organizasyonlarından biri olan TBT Basketball Tournament'ta finalistler belli oldu. Normal koşullarda Türkiye'de çok da farkındalığı olmayacak olan bu turnuvanın bizim için dikkat çekici yönü ise finaldeki takımlardan biri olan Team Challenge ALS'deki tanıdık isimler ve bu takımın final maçını kazanması halinde kazanacağı ödülü ALS hastalarına yardım amaçlı bağışlayacak olması. Toplam $2 milyon ödüllü turnuvada bu ödülün $1.8 milyon'u kazanan takıma gidecek olup, Team Challenge ALS'nin kazanması halinde ALS hastalarına bağışlanacak. 


Final kadrolarına baktığımızda Jon Diebler'lı Scarlet&Gray takımını 2 uzatmada mağlup edip finale yükselen Team Challenge ALS'de ligimizden tanıdığımız Sean Marshall hem takımın menajeri hem de oyuncusu olurken, eski Galatasaraylı Austin Daye ve NBA kariyerli Darren Collison, Casper Ware gibi isimler de bulunuyor. Finaldeki diğer takım olan Overseas Elite'te ise yine ligimizden tanıdığımız Errick McCollum ve Oliver Lafayette yanında Dejuan Blair ve CJ McCollum gibi NBA oyuncuları mücadele etmekte. Normal koşullarda herhangi bir taraf tutmamızın bir anlamı olmaz; fakat konunun insani tarafını düşündüğümüzde Sean Marshall'a başarılar dileyip Team Challenge ALS'yi desteklemekten başka bir olasılık yok gibi duruyor. Maç cuma sabaha karşı oynanacak ve ESPN tarafından yayınlanacak. 

27 Mayıs 2017 Cumartesi

Son yarı finalist Anadolu Efes oldu

Spor Toto Basketbol Süper Ligi Play-Off ilk turu eşleşmeleri içinde kazananın belli olmadığı tek seri olan Anadolu Efes - Galatasaray Odeabank serisinin son maçında Abdi İpekçi Spor Salonu'nda karşı karşıya gelen iki İstanbul temsilcisinin mücadelesinde sahadan 87-76 galip ayrılan Anadolu Efes seride durumu 2-1 yaparak yarı finale yükseldi. Zorlu maçın ilk devresini de 48-40  önde tamamlayan lacivert beyazlılar böylece yarı finalde Beşiktaş Sompo Japan'in rakibi oldular. 


İlk yarıda iki takım da savunmayı ikinci plana atıp, öncelikli olarak skor üretmeyi düşündü. Anadolu Efes'te ilk beş çıkan ve Ergin Ataman'ın riske ederek savunmada arka plana attığı Doğuş Balbay içeri penetreler ve bir üç sayı isabeti ile lacivert beyazlılara skor anlamında ekstra katkıda bulunurken, ilk çeyrekte Cedi Osman, ikinci çeyrekte ise Derrick Brown skora katkıda bulundular. Galatasaray Odeabank'ta ise Austin Daye 6/7 saha içi isabeti ve 16 sayıyla skor yükünün önemli kısmını yüklenirken, McCollum da 13 sayıyla etkili oldu. Anadolu Efes devre boyunca sadece 4 faul yaparken, bu dört faulün 3'ü Bryant Dunston'dan gelince Perasovic'in oyun düzenini bozmayı başaran Galatasaray devrenin sonlarına doğru 38-38 eşitliği yakalasa da, kalan sürede yapılan basit top kayıpları sonrası gelen 10-2'lik Anadolu Efes serisi devre skorunu 48-40 olarak belirledi. 

3 Mayıs 2017 Çarşamba

Daçka'dan ilk 4 yolunda dev adım

Basketbol Süper Ligi'nde 28.haftanın kapanış maçı, play-off'lar öncesi ligi ilk 4 içerisinde bitirerek ev sahibi avantajını elde etmek isteyen iki takımı Volkswagen Arena'da karşı karşıya getirdi. Maç öncesi Darüşşafaka'nın Euroleague'de Real Madrid serisi sonrası lige nasıl döneceğini merak ediyordum. Tibor Pleiss'in sakatlığından dolayı kadroda olmamasına maç öncesi Alex Tyus'un da sakatlığı eklenince Galatasaray'ın pota altı, sene sonunda NBA draftlarında şansını deneyecek olan genç oyuncu Ege Arar'a kaldı.
 
 
Maç iki takımın karşılıklı basketleriyle başladı ve ilk 5 dakika 13-13 eşitlikle geçildi. Bu dakikadan sonra Austin Daye ile 3 sayılık atışlarda etkili olan Galatasaray ilk çeyreği 22-14 önde kapattı. Ikinci çeyrekte de yüzdeli 3 sayı performansını ve etkili savunmasını sürdüren sarı kırmızılılar farkı 13 sayıya kadar çıkarsa da, Ege Arar'ın 3. faulü almasıyla beraber Darüşşafaka Ante Zizic ile pota altındaki üstünlüğünü hissettirmeye basladi. İlk yarıyı 41-34 Galatasaray Odeabank önde bitirirken Darüşşafaka'nın sezon arasında kadrosuna kattığı 20 yaşındaki yıldız adayı Ante Zizic ilk yarida 12 sayı üreterek sahanın en skorer ismi oldu.

30 Aralık 2016 Cuma

Galatasaray'dan 2016'ya kabus gibi veda

Galatasaray Odeabank bu akşam Abdi İpekçi Spor Salonu'nda konuk ettiği Brose Bamberg'e 75-90 yenilerek 2016'daki son maçında taraftarını mutlu edemedi. Sezon başında taraftarlara yüksek hedefler sunan; fakat kadro uyumundaki sıkıntılar ve sakatlıklar nedeniyle bir türlü beklenen sonuçları alamayan Galatasaray böylece Turkish Airlines Euroleague'de sezonun ilk yarısını 15 maçta sadece 4 galibiyetle son sırada tamamladı. Maç sonrası taraftarlar takımı protesto ederken, Ergin Ataman'a da tepki gösterdiler. 


Abdi İpekçi Spor Salonu'daki karşılaşmaya hava koşulları nedeniyle taraftarların ilgisi önceki maçlara oranla düşük olurken, Galatasaray'ın sahadaki basketbolu da hava koşullarından etkilenmiş gözüktü. Sarı kırmızılılarda Austin Daye ve Alex Tyus dışında, parke soğuktan buz tutmuşcasına, ayakta kalabilen oyuncu olmazken Tibor Pleiss da maça iyi başlamasına rağmen faul problemine girince sadece 15 dakika sahada kalabildi ve katkısı sınırlı oldu. Fakat şunu söylemek gerekir ki, bu denli önemli bir maçta takım için ne kadar değerli olduğunu bildiği halde aldığı basit fauller Pleiss'in kısıtlı süredeki başarılı performansını (14sy-4rb-1bl) gölgede bıraktı. Blake Schilb ve Vladimir Micov vasatın üzerine çıkamayıp, Sinan Güler de 7 asistine rağmen skor katkısı olarak zayıf kalınca Galatasaray için ağır yenilgi kaçınılmaz oldu. 

12 Kasım 2016 Cumartesi

Savunma, dış şutlar ve Sinan Güler

Galatasaray Odeabank dün akşam kendi sahasında Olympiakos karşısında aldığı 89-87'lik galibiyetle bu sezon Turkish Airlines Euroleague'deki ilk galibiyetini elde etti. Altıncı maçlara girerken sezonun tek galibiyetsiz takımı olan sarı kırmızılılar kötü başlayan bir ilk beş dakika sonrası toparlanıp muhteşem bir direnç göstererek sahadan galip ayrılmasını bildiler. Son dakikaları büyük bir çekişmeye sahne olan maçın son hücumuna 2 sayı önde giren Cimbom, Tyus'un adeta uçarak gelip Printezis'e yaptığı blok sonrası galibiyete uzandı.


Sezon başından beri "yapamadığı" savunmasıyla çok eleştiri alan ve sadece atmak üzere kurulmuş bir takım olarak eleştirilen Galatasaray, bu maça da benzer bir dağınıklıkla başlayıp ilk 7.5 dakikayı 6-20 geride geçti. Russ Smith'in dağınıklığına, Khem Birch'e verilen hücum ribauntları ve Mantzaris'in ekstra üçlükleri eklenince farkın Olympiakos adına açılması kaçınılmaz oldu. Bu dakikada gelen Smith/Dentmon - Tyus/Thompson değişiklikleri takımımızın çehresini değiştirirken, Olympiakos da Birch'ün kenara gelmesi ve Hackett'ın sahaya sürülmesiyle yakaladığı momentumu kaybetmeye başladı. İlk çeyrek sonunda tamamı Dentmon'dan gelen 8-0'lık seri çeyrek sonucunu 14-20 olarak belirledi. İkinci çeyreğin başında %100 hazır olmayabileceği düşünülen Daye'yi de oyuna sokan Ergin Ataman, takımın direncini yükseltmeye çalıştı. Sinan'ın önderliğinde bir çıta daha yükselen savunma, hücumda da Daye'nin Agravanis'e kurduğu üstünlükle 2 dakika içinde skor 20-20 olurken, devrenin bitimine 6:45 kala Daye'nin üçlüğüyle 19-0'a gelen seri sonrası skorda 25-20 Galatasaray üstünlüğü vardı. İsabetli hücumlar savunma direncini arttırır, artan savunma direnci de hücumdaki yaratıcılığın artmasına yol açarken, Sinan'ın asistleri ve Diebler-Dentmon-Daye üçlüsünün üçlükleriyle seri 27-2'ye çıktı: 33-22. Sarfedilen efor sarı kırmızılılarda sahadaki beşin yorgunluğuna neden olunca, rotasyonun devreye girmesi ve Olympiakos'un da ilk beşine dönmesi sonrası konuk ekip sayılar bulmaya başlasa da devre 38-34 Galatasaray lehine sonuçlandı.


Soyunma odası dönüşünde de iyi savunmasını sürdüren Galatasaray, hücumda da Micov, Sinan ve Dentmon ile dış şut isabetleri bularak farkı tekrar açmaya başladı. Pota altında da Tyus'u iyi kullanan Galatasaray çeyreğin son 5 dakikasına girerken 56-42'lik üstünlüğü yakaladı. Bu dakikadan sonra pota altında Tyus'a karşı Birch'ü, Micov'a karşı da Printezis'i değerlendiren Olympiakos farkı kapatmaya çalışırken, Lojeski'nin son 1.5 dakika içinde bulduğu iki üçlük son 10 dakikaya girerken farkın tekrar 6 sayıya inmesine neden oldu: 63-57. Final çeyreğinde sarı kırmızılı temsilcimizde yorgunluk baş göstermeye başladı. Bunu sonucu olarak da hücumlardaki isabet oranı ve verimlilik düşerken, kişisel becerilere dayalı sayılar izlemeye başladık. Bu tip durumlarda takımınızda olmasını isteyebileceğiniz yegane isimlerden biri olan Jon Diebler, Galatasaray'ın hücum düzeninin bozulduğu dakikalarda sazı eline aldı ve farkın kapandığı kritik anlarda attığı 3 dış şut isabetiyle son çeyrekte takımımızın ayakta kalmasında en önemli etken oldu. Savunmadaki hatalara rağmen, Diebler'ın sayılarıyla Olympiakos'un skora dengeyi getirmesini engelleyen Galatasaray son 50 saniyeye 85-84 önde girdi. Micov'un basketine Mantzaris ve Sinan'ın 2/2 serbest atışlarıyla karşılık gelirken, Lojeski'nin 1/2, Micov'un ise 0/2 atması 8 saniye kala Olympiakos'a son hücum ve galibiyet şansı verdi. Bitime saniyeler kala dip çizgide topla buluşan Printezis'in üçlük atışını adeta uçarak bloklayan Tyus, galibiyeti Galatasaray'a getirirken, sarı kırmızılılar bu sezon Euroleague'te ilk kez sahadan üstün ayrılmış oldular. 

16 Ekim 2016 Pazar

BSL - 2. Haftaya Bakış: Tofaş - Galatasaray



Tofaş 80-82 Galatasaray Odeabank

Hafta içinde kendi sahasında CSKA Moskova tarafından darmadağın edilen ve takım içindeki uyum sorunları göze çarpan Galatasaray, Bursa deplasmanında Basketbol Süper Ligi'ne bu sezon yükselen Tofaş'a konuk oldu. Maç içinde farkı bir ara 21 sayıya kadar çıkaran Galatasaray, rakibinin geri dönüşüne karşılık veremeyince galibiyeti zora soksa da Austin Daye'in son saniyede bulduğu basket ile maçı 82-80'lik skor ile kazanmasını bildi.

Özellikle Galatasaray cephesinde bazı oyuncuların takıma uyumu ve takım savunması konusundaki sıkıntılar bu maçta da gün yüzüne çıkarken 23 sayı, 4 ribaunt, 4 asist ile oynayan Austin Daye, 16 sayı, 4 ribaunt, 5 asist ile oynayan Sinan Güler ve 12 sayı, 5 ribaunt, 4 blok ile oynayan Alex Tyus pozitif oyunlarını sürdürdüler. Bunun yanında savunması ile -biraz faullü de olsa- karşısındaki oyuncuyu hem fiziksel hem de zihinsel olarak "döven" Göksenin Köksal da Galatasaray cephesindeki ender olumlu performanslardan birini sergiledi.

Gene hafta Darüşşafaka karşısında olumlu bir oyun sergileyen Tofaş da ise takımın skorer olarak alınan Justin Hamilton maç kadrosuna alınmadı. Justin Hamilton'ın yokluğunda ligimizin tecrübeli isimlerinden Sammy Mejia 26 sayı, 8 ribaunt, 3 asist, genç Sırp guard Vasilije Micic 20 sayı, 2 ribaunt, 2 asist ve Ronald Roberts Jr. 15 sayı, 10 ribaunt, 2 asist ve 2 blok ile oynadı.

TESPİT: Henüz ligin 2. haftasında olmamıza rağmen iki takımın da "kadro mühendisliği" konusunda sıkıntılar yaşadığını gözlemleyebiliyoruz.

Özellikle Euroleague'de oynayan bir takım olarak Galatasaray'ın yaptığı kadro mühendisliğine kesinlikle anlam verememekteyim. Adeta Çin Süper Ligi kıvamında bir takım kuran Galatasaray'da en büyük problemin savunma olacağı çok barizdi ve sezonun başı itibariyle bu sıkıntılar yavaş yavaş su yüzüne çıkıyor. Hücumda bir hayli yetenekli ancak savunmada da bir o kadar sıkıntılı olan Galatasaray, Basketbol Süper Ligi'nde olmasa da Euroleague'de çok sıkıntılar yaşayacağa benziyor. Nitekim sezonun ilk maçında CSKA Moskova'dan 109 sayı yiyen Galatasaray'da özellikle Russ Smith, Jon Diebler, Tibor Pleiss ve Emir Preldzic gibi yeni transferler takım savunmasında "yumuşatıcı" etki yaratıyorlar. Tabii ki bunun yanında Vladimir Micov ve Blake Schilb gibi isimlerin de çok göze çarpan dezavantajları bulunmasa da savunma direncini yukarıya taşıyan isimler olduklarını söylemek zor. Savunmanın yanında daha birçok problemi olacak gibi görünen Galatasaray hakkındaki diğer yorumlarımı sonraki haftalara saklayacağım ancak bana göre Galatasaray'ın bu problemler henüz transfer döneminin ortalarında "biz geliyoruz!" diye bas bas bağırmaktaydılar. Bana göre Galatasaray'ın kadrosu yanlış kurulmuştur ve Ergin Ataman gerek saha içinde gerekse saha dışında bu kadroyu yönetebilecek yetiye sahip değildir. 

Tofaş cephesine geldiğimizde ise küme düşen bir takımın iyi bir organizasyon ile bir planlama doğrultusunda ilerlediğini görebiliyoruz. Geçen sezon TBL için bir hayli kaliteli bir kadro kuran ve doğal olarak küme çıkmayı başaran Tofaş, kadrosunun büyük bir bölümünü takımda tuttu. Transfer döneminde sadece Bayern Münih'in genç Sırp guardı Vasilije Micic, NBA geçmişi de bulunan skorer Justin Hamilton ve atletik ancak Avrupa tecrübesi olmayan uzun oyuncu Ronald Roberts Jr. ile anlaşan Tofaş, kağıt üzerinde de iyi transferler yapmıştı. Galatasaray maçında gördüğümüz skorer oyuncu eksikliğini takımla uyumunu henüz sağlayamayan Justin Hamilton'ın kadroda olmamasına bağlarsak sezonun başı itibariyle Tofaş'ın tek bir problemi olduğunu söyleyebiliriz: Stretch 4. Ronald Roberts Jr.'ın fantastik atletizm yeteneğini bir kenara bırakırsak Kaloyan Ivanov, Kaya Peker ve Ümit Sonkol'dan oluşan atletizm özürlü diyebileceğimiz Tofaş pota altında, orta mesafe şutu dahi istikrarlı bir biçimde sayıya çevirebilecek bir oyuncu -Ümit Sonkol'un maç başına 10 dakikadan fazla oynamayacağını varsayarsak- bulunmuyor. Ronald Roberts Jr.'ın da şutu olmadığını düşündüğümüzde, Tofaş pota altı hem şut atamıyor hem de rakiplerine karşı hantal bir görüntü veriyor. Dolayısıyla da hem savunmada çok sıkıntı yaşıyorlar, hem de Tofaş hücumları bir süre sonra monotonlaşıyor. Atletik ve şutu olan 4 numaralara karşı büyük bir zaafı olan Tofaş'ın, Galatasaraylı Austin Daye'in elini kolunu sallaya sallaya kendilerini mağlup etmesini de bu probleme bağlayabiliriz. Tabii ki Tofaş kulübü belirli bir organizasyon ve plan dahilinde ilerlediği düşünüldüğünde bu sezon olmasa da önümüzdeki sezonda bu problemi çözeceği ve kadrosunun üstüne katacağı bariz ancak bu sezon için -eğer bir takviye yapılmaz ise- Tofaş'ın play-off'a belki ucundan girebileceğini düşünmekteyim. Genel olarak beğendiğim Tofaş kadro mühendisliğinde neden böyle bir kararın verildiğini de bir hayli merak ettiğimi de söylemeliyim.