Karşılaşmaya Bahçeşehir Koleji Colom ve Slaughter, Afyon Belediye ise McGee ve Calloway ile gelen karşılıklı sayılarla başlarken, 12-12 eşitlikle geçen ilk 4 dakika sonrası Preldzic'in de oyuna dahil olmasıyla rotasyonu genişleyen ev sahibi ekip ilk çeyreği 20-17 önde tamamladı. İkinci çeyrekte Serkan ve Altan'ın oyuna dahil olmasıyla savunmasına canlılık gelen, bu iki isim yanında Cevher'in de skora katkıda bulunmasıyla Türk rotasyonundan önemli katkılar alan Afyon Belediye skorda yer yer öne geçse de, çeyrek sonunda Colom'un oyuna ağırlığını koyması ve Slaughter'ın pota altındaki etkinliği Bahçeşehir Koleji'nin devreyi 32-31 önde tamamlamasını sağladı.
Emir Preldzic etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Emir Preldzic etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Ekim 2018 Cuma
Süper Lig'in ilk galibiyeti Bahçeşehir'den
24 Aralık 2017 Pazar
4 dakikada bir sezonun özeti: Galatasaray Odeabank
Galatasaray Odeabank Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi'nde bugün oynadığı maçta sahasında Sakarya Büyükşehir Basketbol'a, Metecan Birsel'in maçın bitiş kornasıyla birlikte attığı basket sonrası 75-77 yenilirken, sarı kırmızılıların son 3 dakika 48 saniyede sayı bulamaması hücumdaki soru işaretlerini tekrar gündeme getirdi. Maçta yer yer farkı çift hanelere çıkaran, bir ara 16 sayı farkla öne geçen, son çeyreğin ilk dakikalarında da 10 sayılık farkla önde olan Galatasaray'ın bu farkı koruyamaması, Basketbol Süper Ligi'nde 12. maçlarında yedinci mağlubiyetlerini almalarını da beraberinde getirdi.
Hafta içinde 7 Days Euro Cup'ta Litvanya deplasmanında Lietkabelis'i 84-77 mağlup ederek son 5 maçında dördüncü galibiyetini alarak gruptan çıkmayı garantileyen sarı kırmızılılar, bu performansıyla sezona yaptıkları kötü başlangıcı geride bıraktıkları izlenimini vermişlerdi. Fakat bugün İstanbul'da konuk ettikleri Sakarya BB karşısında farklı önde götürdükleri bir maçta alınan bu yenilgi, her ne kadar mücadeleyi hiç bırakmayan Sakarya gibi bir takıma karşı oynasalar da, aslında sezon başında yapılan bazı hatalardan henüz tam olarak kurtulamadıklarını gösterdi.
12 Aralık 2017 Salı
Galatasaray TOP16 için avantajı kaptı
Sezona beklenen başlangıcı yapamayan fakat son haftalardaki performansıyla yükselişe geçen Galatasaray Odeabank bu akşam sahasında konuk ettiği Buducnost Voli'yi 82-61 mağlup ederek 7 Days Euro Cup B Grubu'nda galibiyet sayısını 3'e yükseltip gruptan çıkma yolunda önemli bir galibiyet elde etti. Cimbom baştan sona önde götürdüğü maçın üçüncü çeyreğinde farkı 20 sayıya çıkarıp galibiyet sevincini erken yaşamaya başlarken, son oynadığı dört maçın üçünden galibiyetle ayrılarak kötü başladığı gruptan çıkmak için önemli bir avantaj elde etti. Gruptaki son iki maçında deplasmanda Lietkabelis ve sahasında Hapoel Jerusalem ile karşılaşacak olan Cimbom, eksik ve sakatların geri dönmesiyle favori olarak çıkacağı iki maçta alacağı galibiyetlerle TOP16'ya kalmak için mücadele edecek.
Bugün Buducnost Voli karşısında maça Preldzic ve Hopson'un asistleri sonrası Ege ve Hardy'den gelen sayılarla hızlı başlayan ve 3.5 dakika içinde 14-4'lük üstünlüğü yakalayan Galatasaray Odeabank, Preldzic'in 5 asiste ulaştığı ve Renfroe'nun kaptığı toplar sonrası savunmayı canlandırdığı çeyreği 22-14 önde tamamladı. Galatasaray ikinci çeyreğe biraz durgun başlayıp farkın 3 sayıya inmesine engel olamasa da (27-24), Hendrix ve Taylor'un hücumdaki etkinlikleri sonrası yakaladığı 12-2'lik seriyle devrenin bitimine 4 dakika kala 39-26'lık üstünlüğü elde etti. Devrenin sonlarında hücumda basit hatalar yapıp savunma konsantrasyonu azalan Cimbom Ilic ve Ivanovic'in sayılarına engel olamayınca devre sonuna geldiğimizde fark 7 sayıya kadar düştü: 41-34.
6 Aralık 2017 Çarşamba
Galatasaray TOP16 için ümitlendi
Galatasaray Odeabank 7 Days Euro Cup'ta grubundaki yedinci maçında sahasında konuk ettiği İtalyan ekibi Grissin Bon Reggio Emilia'yı 82-72 mağlup ederek gruptan çıkma yolunda tekrar ümitlendi. İlk altı maçında sadece tek galibiyeti bulunan Cimbom, haftaya 3 galibiyetle giren rakibini yenerek aradaki galibiyet farkını 1'e indirirken, ilk maçı 71-74 kaybettiği rakibine karşı ikili averaj avantajını da eline geçirmiş oldu.
Başa baş geçen karşılaşmanın ilk çeyreğini 20-16, devreyi 32-29 önde tamamlayan Galatasaray Odeabank, son 10 dakikaya da 58-55 üstün girerken, final periyodunda da Hopson, Preldzic ve Hendrix'in sayılarıyla farkı açarak sahadan 82-72 galip ayrıldı. Dwight Hardy'nin 20 sayı - 4 asistle en skorer isim olduğu maçta, Richard Hendrix 18 sayı - 9 ribaunt - 4 asist - 3 blok ve Scotty Hopson 17 sayıyla önemli skor katkısı yaparlarken, Alex Renfroe da 10 sayı - 10 asist - 8 ribauntla triple-double yapmaya çok yaklaştı.
15 Ekim 2017 Pazar
Darüşşafaka Cimbom'u Johnson ile geçti
Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi'nin 7 Days Euro Cup temsilcilerinden ikisini karşı karşıya getiren maçta Darüşşafaka sahasında Galatasaray Odeabank'ı konuk etti. İlk çeyreğinde çift haneli farka ulaştığı maçta, farkın kısa sürede kapanmasına engel olamayan Darüşşafaka zaman zaman skorda geriye düşse de, maçın sonunda kritik anları iyi oynayarak sahadan 69-67 galip ayrılan taraf oldu. Bitime kısa süre kala Okben'in çaldığı top sonrası Sant Roos'a yaptığı asistle karşılaşmayı kazanan Daçka böylece bu sezonki ilk galibiyetini elde ederken, Galatasaray Odeabank hafta içinde aldığı ağır Bayern Münih mağlubiyeti sonrası kendini taraftarına affettirme şansını kullanamadı.
Hafta için Bayern Münih karşısında beklemediği derecede kötü oynayarak farklı bir yenilgi elde eden Galatasaray Odeabank, bugün de Darüşşafaka karşısına hücumda oldukça dağınık başladı. Renfroe'nun takıma liderlik etmekteki sıkıntısı set dışı bireysel hücumları beraberinde getirirken, sarı kırmızılıların dengesiz hücum edip top kayıpları yaptıklarını izledik. İlk beş dakikada gelen 4 top kaybı ve sonrasındaki Darüşşafaka hızlı hücumları skoru 13-3'e getirirken, sarı kırmızılıların faul hakkının dolması Daçka'nın çeyrek boyunca daha sık serbest atış çizgisine gitmesini sağladı. Emir, Ege, Göksenin gibi isimlerin girmesi Galatasaray'da top paylaşımını artırsa da, Darüşşafaka'nın sayı bulmakta zorlanmaması sonucu ilk çeyrek 26-19 Darüşşafaka üstünlüğüyle tamamlandı. İlk çeyrekte Johnson'un 9 sayısı ve Doğuş'un maç başındaki 3 top çalması farkın açılmasındaki anahtarlar olurken, maça çok kötü başlayan Galatasaray cephesinde Preldzic'in 7, Göksenin'in ise 5 sayısı sarı kırmızılıların ayakta kalmasını sağladı.
4 Aralık 2016 Pazar
Aslan parçaları: Ege Arar ve Can Korkmaz
Galatasaray Odeabank'ın bugün Muratbey Uşak'ı konuk ettiği ve 83-73 kazandığı maçın yıldızı karşılaşmayı 6/8 üç sayı isabeti ve 24 sayı ile tamamlayan Emir Preldzic olurken, birkaç maçtır süre almaya başlayan iki isim Ege Arar ve Can Korkmaz da performanslarıyla taraftarlar tarafından uzun süre alkışlandılar. Özellikle Russ Smith'in gidişi sonrası daralan rotasyon ve transfer yasağı ile birlikte hem Basketbol Süper Ligi hem de THY Euroleague'te ayakta kalabilmek için eldeki oyuncuları kullanma gerektiğini anlayan Ergin Ataman'ın son maçlarda süre verdiği bu iki isim bugünkü oyunlarıyla da bu süreleri hakkettiklerini göstermiş oldular. Ergin Ataman için de bu hamlessiyle ezeli rakibi Obradovic'in henüz tam anlamıyla dönemediği yanlıştan daha erken döndü diyebiliriz.
Geçtiğimiz hafta TED Ankara Kolejliler karşısında da 25 dakikanın üzerinde süre alan ve pota altında 7 sayı - 11 ribauntluk bir istatistik yakalayan Ege Arar, bugün de özellikle ilk yarıda sergilediği performansla taraftarın beğenisini kazandı. Kenara gelirken coşkulu bir şekilde alkışlanan Ege, aldığı 22 dakikayı iyi değerlendirerek 4/7 saha içi isabetiyle 10 sayı - 3 ribaunt - 1 asist ile karşılaşmayı tamamladı. Özellikle uzun rotasyonunun Euroleague'e güçlü ve dinlenmiş gidebilmesi için, ligdeki performansı Galatasaray için oldukça önemli olan Ege, aldığı dakikaları bu şekilde kullanmaya devam ederse sarı kırmızılıların rotasyonunun önemli bir parçası olacaktır. Güçlü bir ribaunt sezgisi olan Ege'nin gün geçtikçe, güçlendikçe ve tecrübesi artıkça pota altında önemli bir güç olacağına inanıyorum.
Her ne kadar 1992 doğumlu olsa da, Galatasaray kadrosundaki 25 yaş altı "iki" isimden biri olan Can Korkmaz da, Russ Smith'in gidişi sonrası artan sürelerini iyi kullandı. TED Ankara Kolejliler maçında 6 sayı - 6 asist ile oynayan Can, bugün de 16 dakika süre alarak 7 sayı - 4 ribaunt - 3 asist ile mücadele etti. İstatistikleri yanında hücumdaki çekingenliğini de atmaya başlayan Can'ın bu performansı Sinan'ın nefes alabilmesi ve gücünü koruyabilmesi açısından da Galatasaray için oldukça değerli. Ege ile birlikte henüz Euroleague'de süre alma şansı bulamayan Can için BSL'de aldığı bu dakikalar takımda düzenli bir yer edinebilmesi için bulunmaz bir fırsat. İki aslan parçası da bugün Muratbey Uşak karşısında sergiledikleri mücadeleyi sürdürdükleri takdirde en azından takımın BSL rotasyonunun önemli parçaları olacaklar.
fotoğraflar galatasaray.org'dan alınmıştır.
18 Kasım 2016 Cuma
Tibor Pleiss şapkadan değil benchten çıktı
Turkish Airlines Euroleague'de iki temsilcimiz Galatasaray Odeabank ve Darüşşafaka Doğuş'un çekişmeli mücadelesinde kazanan taraf 85-81 ile Galatasaray Odeabank oldu. Haftaiçinde sorunlu günler geçiren sarı kırmızılılar taraftarları önünde sahaya koydukları mücadeleyle, henüz iki gün önce CSKA Moskova'yı eli boş gönderen Darüşşafaka karşısında çok değerli bir galibiyet elde ettiler ve rakiplerine "henüz havlu atmadık" mesajı verdiler.
İki takım Abdi İpekçi'ye farklı motivasyonlarla gelmişlerdi. Galatasaray dünkü kadro dışı haberleriyle birlikte maça tek oyun kurucu Sinan'la çıkarken, bir yandan da son zamanlarda tepkiler alan Ergin Ataman'ın bu kararının takıma nasıl etki yapacağı merak edilmekteydi. Darüşşafaka ise iki gün önceki CSKA galibiyeti sonrası moralli olmakla birlikte, rakibinin kadro dışı kararlarıyla birlikte maçın mutlak favorisi durumuna geldi. Maçta gördükki, Daçka'nın maçı kafasında kazanmış olması sahadaki performansları için el freni etkisi yaparken, Galatasaray ise oyun kurucu eksiğine rağmen, havlu atıp atmama maçına oldukça motive çıkarak üst seviye bir mücadele ortaya koydu.
Oyun kurucu pozisyonunda Galatasaray kısıtlı rotasyonuna rağmen, Sinan - Emir ikilisini oldukça verimli kullanırken, aynı etkinliği Daçka'da Wilbekin, Wanamaker, Bertans üçlüsünden izleyemedik. Önceki yazımda vurguladığım gibi "Wanamaker didn't wanna win" şeklinde bir performans sergilerken, basit top kayıpları Galatasaray'a ivme kazandırdı. Tabi şunun da altını çizmek lazım ki, Preldzic'in varlığı Sinan'ın üzerindeki baskıyı rahatlatırken, Galatasaray'ın uzun maratonda Emir'in oyun kuruculuğuna güvenmesi ne kadar sağlıklı bir karar, kesinlikle tartışmaya açık bir konu. Şahsen Emir Preldzic'i kariyeri boyunca iki ucu keskin bıçak olarak görmüşümdür. Yine de Preldzic'in bugün yüzdeli hücumları ve paslarıyla sarı kırmızılılara seviye atlattığını söyleyebiliriz. Kısalara noktayı koymadan Galatasaray'ın asist istatistiğinde Darüşşafaka'ya 25-14'lük bir üstünlük kurduğunu da belirtmeden geçmeyelim.
16 Ekim 2016 Pazar
BSL - 2. Haftaya Bakış: Tofaş - Galatasaray
Tofaş 80-82 Galatasaray Odeabank
Hafta içinde kendi sahasında CSKA Moskova tarafından darmadağın edilen ve takım içindeki uyum sorunları göze çarpan Galatasaray, Bursa deplasmanında Basketbol Süper Ligi'ne bu sezon yükselen Tofaş'a konuk oldu. Maç içinde farkı bir ara 21 sayıya kadar çıkaran Galatasaray, rakibinin geri dönüşüne karşılık veremeyince galibiyeti zora soksa da Austin Daye'in son saniyede bulduğu basket ile maçı 82-80'lik skor ile kazanmasını bildi.
Özellikle Galatasaray cephesinde bazı oyuncuların takıma uyumu ve takım savunması konusundaki sıkıntılar bu maçta da gün yüzüne çıkarken 23 sayı, 4 ribaunt, 4 asist ile oynayan Austin Daye, 16 sayı, 4 ribaunt, 5 asist ile oynayan Sinan Güler ve 12 sayı, 5 ribaunt, 4 blok ile oynayan Alex Tyus pozitif oyunlarını sürdürdüler. Bunun yanında savunması ile -biraz faullü de olsa- karşısındaki oyuncuyu hem fiziksel hem de zihinsel olarak "döven" Göksenin Köksal da Galatasaray cephesindeki ender olumlu performanslardan birini sergiledi.
Gene hafta Darüşşafaka karşısında olumlu bir oyun sergileyen Tofaş da ise takımın skorer olarak alınan Justin Hamilton maç kadrosuna alınmadı. Justin Hamilton'ın yokluğunda ligimizin tecrübeli isimlerinden Sammy Mejia 26 sayı, 8 ribaunt, 3 asist, genç Sırp guard Vasilije Micic 20 sayı, 2 ribaunt, 2 asist ve Ronald Roberts Jr. 15 sayı, 10 ribaunt, 2 asist ve 2 blok ile oynadı.
TESPİT: Henüz ligin 2. haftasında olmamıza rağmen iki takımın da "kadro mühendisliği" konusunda sıkıntılar yaşadığını gözlemleyebiliyoruz.
Özellikle Euroleague'de oynayan bir takım olarak Galatasaray'ın yaptığı kadro mühendisliğine kesinlikle anlam verememekteyim. Adeta Çin Süper Ligi kıvamında bir takım kuran Galatasaray'da en büyük problemin savunma olacağı çok barizdi ve sezonun başı itibariyle bu sıkıntılar yavaş yavaş su yüzüne çıkıyor. Hücumda bir hayli yetenekli ancak savunmada da bir o kadar sıkıntılı olan Galatasaray, Basketbol Süper Ligi'nde olmasa da Euroleague'de çok sıkıntılar yaşayacağa benziyor. Nitekim sezonun ilk maçında CSKA Moskova'dan 109 sayı yiyen Galatasaray'da özellikle Russ Smith, Jon Diebler, Tibor Pleiss ve Emir Preldzic gibi yeni transferler takım savunmasında "yumuşatıcı" etki yaratıyorlar. Tabii ki bunun yanında Vladimir Micov ve Blake Schilb gibi isimlerin de çok göze çarpan dezavantajları bulunmasa da savunma direncini yukarıya taşıyan isimler olduklarını söylemek zor. Savunmanın yanında daha birçok problemi olacak gibi görünen Galatasaray hakkındaki diğer yorumlarımı sonraki haftalara saklayacağım ancak bana göre Galatasaray'ın bu problemler henüz transfer döneminin ortalarında "biz geliyoruz!" diye bas bas bağırmaktaydılar. Bana göre Galatasaray'ın kadrosu yanlış kurulmuştur ve Ergin Ataman gerek saha içinde gerekse saha dışında bu kadroyu yönetebilecek yetiye sahip değildir.
Tofaş cephesine geldiğimizde ise küme düşen bir takımın iyi bir organizasyon ile bir planlama doğrultusunda ilerlediğini görebiliyoruz. Geçen sezon TBL için bir hayli kaliteli bir kadro kuran ve doğal olarak küme çıkmayı başaran Tofaş, kadrosunun büyük bir bölümünü takımda tuttu. Transfer döneminde sadece Bayern Münih'in genç Sırp guardı Vasilije Micic, NBA geçmişi de bulunan skorer Justin Hamilton ve atletik ancak Avrupa tecrübesi olmayan uzun oyuncu Ronald Roberts Jr. ile anlaşan Tofaş, kağıt üzerinde de iyi transferler yapmıştı. Galatasaray maçında gördüğümüz skorer oyuncu eksikliğini takımla uyumunu henüz sağlayamayan Justin Hamilton'ın kadroda olmamasına bağlarsak sezonun başı itibariyle Tofaş'ın tek bir problemi olduğunu söyleyebiliriz: Stretch 4. Ronald Roberts Jr.'ın fantastik atletizm yeteneğini bir kenara bırakırsak Kaloyan Ivanov, Kaya Peker ve Ümit Sonkol'dan oluşan atletizm özürlü diyebileceğimiz Tofaş pota altında, orta mesafe şutu dahi istikrarlı bir biçimde sayıya çevirebilecek bir oyuncu -Ümit Sonkol'un maç başına 10 dakikadan fazla oynamayacağını varsayarsak- bulunmuyor. Ronald Roberts Jr.'ın da şutu olmadığını düşündüğümüzde, Tofaş pota altı hem şut atamıyor hem de rakiplerine karşı hantal bir görüntü veriyor. Dolayısıyla da hem savunmada çok sıkıntı yaşıyorlar, hem de Tofaş hücumları bir süre sonra monotonlaşıyor. Atletik ve şutu olan 4 numaralara karşı büyük bir zaafı olan Tofaş'ın, Galatasaraylı Austin Daye'in elini kolunu sallaya sallaya kendilerini mağlup etmesini de bu probleme bağlayabiliriz. Tabii ki Tofaş kulübü belirli bir organizasyon ve plan dahilinde ilerlediği düşünüldüğünde bu sezon olmasa da önümüzdeki sezonda bu problemi çözeceği ve kadrosunun üstüne katacağı bariz ancak bu sezon için -eğer bir takviye yapılmaz ise- Tofaş'ın play-off'a belki ucundan girebileceğini düşünmekteyim. Genel olarak beğendiğim Tofaş kadro mühendisliğinde neden böyle bir kararın verildiğini de bir hayli merak ettiğimi de söylemeliyim.
31 Ocak 2016 Pazar
Lig tarihimizin 5. triple-double'ı geldi
Triple double Türkiye liglerinde görmeye pek alışkın olduğumuz bir istatistik değildir. Sadece Türkiye ile de sınırlamamak lazım; Avrupa basketbolu da maç süresinin NBA'den 8 dakika kısa olması nedeniyle pek bu istatistiğe tanık olmaz maçlarda. Ligimizde bugüne kadar sadece 4 oyuncu olmuştu triple-double istatistiği yakalayan. Bugün bu sayı beşe yükseldi. Banvit'in kendi sahasında İstanbul BB'yi 84-77 yendiği karşılaşmada 20 sayı ile maçın en skorer ismi olan Courtney Fortson aynı zamanda 12 sayı pası verip, 10 da ribaunt alınca triple-double yapma başarısını gösterdi.
Türkiye Basketbol Ligleri'nin ilk triple double 1998-99 sezonunda Kombassan Konya'lı Randolph Childress'ın Mydonose Kolejliler karşısındaki 24 sy- 14as- 14 tç istatistiği ile gelirken, onu 2002-2003 sezonu Play-Off'larında Fenerbahçe'li Mark Dickel'ın Galatasaray karşısındaki 16 sy- 13 rb- 11 as performansıizlemişti, 2010-2011 sezonunda bu rekora iki isim daha ortak olmuştu. Öncelikle Fenerbahçe Ülker'li Emir Preldzic Olin Edirne'ye karşı 10sy- 15 rb- 10 as; ardından da Beşiktaş'lı Mire Chatman Erdemir'e karşı 12sy- 10rb- 10 as ile triple-double yaparak tarihe geçmişlerdi. Bugün Courtney Fortson da bu isimlerin yanına adını yazdırdı ve Türkiye Basketbol Ligi tarihinin ciddi anlamda resmi istatistikler tutulmaya başladığından beri triple-double yapan beşinci ismi oldu.
16 Ekim 2015 Cuma
Darüşşafaka Doğuş Euroleague'e galibiyetle başladı: 83-74
Turkish Airlines Euroleague'e ilk kez katılan ve grubundaki ilk maçında kendi sahasında İtalyan Dinamo Banco di Sardegna Sassari'yi konuk eden Darüşşafaka Doğuş, uzatmaya giden maçtan 83-74'lük bir galibiyetle ayrılarak Euroleague'e galibiyetle "merhaba" dedi. Normal süresi 66-66 biten karşılaşmanın uzatma devresinde üstün bir oyun sahaya koyan Darüşşafaka böylece Avrupa kupalarına moralli bir başlangıç yapmış oldu.
Karşılaşmaya tutuk başlayan ve ikinci çeyrekte bir ara 11 sayı ile geri düşen temsilcimiz, Semih Erden, Ender Arslan ve Emir Preldzic'ten bulduğu sayılarla önce farkı kapattı, ardından da Milko Bjelica'nın 5 sayısıyla devreyi 32-31 önde tamamladı. Bu devrede aslında sahaya iyi bir basketbol yansıtamayan Daçka, atletizme dayanan bir kadroya sahip Sassari'nin olması gerekenden fazla şuta dayalı basketbolu tercih etmesi ve yüzdesiz hücumlarıyla devre sonunda üstünlüğü elde etti. Üçüncü çeyrek karşılıklı basketlerle geçerken final periyodunun ilk yarısında Haynes ve Stipcevic'i durdurmakta zorlanan Daçka bitime 1 dakika kala 61-66 gerideydi. Alınan mola sonrası önce Gordon'un mükemmel asistinde Slaughter'ın sayısı, ardından da Bjelica'nın 3 sayılık atışı ile isabet bulan yeşil siyahlılar maçı 66-66 ile uzatmaya taşıdılar. Uzatma periyodunda Slaughter, Redding ve Gordon üçlüsüyle sayılar bulan ve savunmada da hata yapmayan Darüşşafaka sahadan 83-74 galip ayrılırken, Euroleague'e de galibiyetle başlamış oldu.
10 Ekim 2015 Cumartesi
Süper Lig'de sezon açılışı Daçka'dan
Türkiye Basketbol Süper Ligi 2015-2016 sezonunun açılışı bugün Gaziantep'te oynanan Royal Halı Gaziantep - Darüşşafaka Doğuş karşılaşmasıyla yapıldı. Mücadelenin üst düzeyde; fakat basketbol kalitesinin düşük olduğu karşılaşmada üstünlük iki takım arasında uzun süre el değiştirirken, final çeyreğinin ikinci yarısı itibariyle oyuna ağırlığını koyan konuk ekip Darüşşafaka son 5 dakikadaki 4-15'lik serisiyle sahadan 53-59 galip ayrılarak sezona galibiyetle başladı. Bu galibiyetle hafta içi çıkacağı tarihinin ilk Euroleague maçı öncesi moral bulan Daçka, sahaya yansıttığı basketbolla ise sınıfta kaldı.
Karşılaşmanın ilk çeyreğinde daha etkili olan taraf Darüşşafaka Doğuş oldu. Maça 1 numarada genç oyun kurucusu Doğuş ile başlayan Oktay Mahmudi'nin bu tercihi savunmada işe yararken, 10 dakika içinde 12 oyuncusunu da rotasyonda oyuna dahil eden Darüşşafaka ilk çeyreği 15-9 önde tamamladı. İkinci çeyrekte daha etkili savunma yapmaya başlayan Gaziantep oyuna dengeyi getirirken, pota altında Ruzic'in akıllı, Williams'ın da skorer oyunuyla devre sonunda farkı 1 sayıya kadar indirdi: 28-29
3 Ocak 2015 Cumartesi
Türk oyuncusu olmayan Türk takımı: Fenerbahçe Ülker
Obradovic gibi kariyerli bir koç az bulunur. Oyunculuk kariyerindeki Dünya Şampiyonası altını, Olimpiyat gümüş madalyası, Koraç Kupası gibi başarıları bir kenara bırakırsak; 1 kez Partizan, 1 kez Joventut Badalona, 1 kez Real Madrid ve 5 kez de Panathinaikos'un başında olmak üzere toplam 8 Euroleague şampiyonluğu, 11 Yunanistan Şampiyonluğu, 1 TBL şampiyonluğu, Yugoslav Milli Takımı başında Avrupa ve Dünya Şampiyonluğu, Olimpiyat ikinciliği gibi onlarca başarısı var kurt teknik adamın. Türkiye'ye geldiğinde de "onu eleştiren çarpılır" havasındaydı herkes. Ben dahi etmişimdir benzer kelamları. Kenan, İzzet, Melih gibi gençleri kadroya katıp rotasyona dahil etmesi herkesin takdirini toplamıştı. Sene içinde beklenen havanın yakalanamaması ve Euroleague'de gelen hüsran beklentinin altında kalsa da, biraz tatsız bir final serisi sonrası gelen şampiyonluk Sırp koçu temize çıkardı adeta.
Bu sene başında kadronun bir seviye yukarı çıkması için yabancı rotasyonunda bir takım değişikliklere giden Fenerbahçe Ülker, Serhat, Can, Semih gibi isimleri de alarak yerli rotasyonunu genişletmişti. Beklenti büyük olmasına ragmen, sene başında Pınar Karşıyaka karşısında alınan Cumhurbaşkanlığı kupası mağlubiyeti soru işaretlerini başlattı. Öncelikle süre bulamayan İzzet ile yollar ayrılırken, ilk maçlarda ilk beş sahaya çıkan Can Trabzon'a kiralandı. Serhat çoğu zaman sınırlı dakikalar alırken, Melih'in de rotasyondaki süresi geçen yılın gerilerinde kaldı. Diğer Türk oyunculardan milli devşirmemiz Emir Preldzic ve Oğuz Savaş belli süreler sahada kalırlarken, senenin en büyük kazancı kabus gibi geçen bir geçen sezon sonrası tekrar basketbolla barışan Semih Erden'in artan performansı oldu. Kenan'ın ilk maçlardaki performansı ise Zisis transferi ile sonuçlandı.
Neden mi bunları yazdım? Dün akşam Fenerbahçe Ülker'in, CSKA'ya kendi evinde uzatmada yenilip, namağlup rakibini adeta elinden kaçırdığı, Türk basketbolu için önemli bu gecede sahada Türk oyunculardan Oğuz 7, Semih 2 dakikalık bir dilimde mücadele ederken, Kenan Sipahi de faul yapmak için 1 saniye parkeye çıktı. Evet abartmıyorum 00:01 dakika. Sloven asıllı Preldizc ise 9 dakika sahada kalırken Fenerbahçe'nin geriden gelip öne geçtiği ve momentumu yakaladığı dönemde yaptığı hatalarla CSKA'nın maçı tekrar dengelemesine yardımcı oldu.
Şimdi birkez daha durup düşünmek lazım sorun nerde diye? Sorun yabancı sayısında mı? Gençlere güvenmekten vazgeçip çareyi yurtdışında arayan Obradovic'te mi? Yoksa senelerdir dev bütçeler harcayıp F4'un uzağında kalan sarı lacivertliler üzerinde giderek artan taraftar baskısında mı? Karar sizin. Bulamazsanız birkaç gün sonra kendi cevaplarımla tekrar sizinle olacağım.
22 Ağustos 2014 Cuma
Yunanistan'ı yine yenemedik: 72-76
Dünya Şampiyonası
hazırlıklarına devam eden Erkek Basketbol Milli Takımımız turnuva öncesi
hazırlık maçlarındaki belki de en olumlu maçını bu akşam Yunanistan karşısında
oynadı. Son ana kadar başa baş geçen maçta Yunanistan’a 72-76 yenilen 12 Dev
Adam az da olsa olumlu sinyaller verirken, yine de hala beklenen performansın
çok uzağında kaldığımız görüldü.
Karşılaşmaya
önceki maçlarımıza oranla daha iyi başladık. Hem savunmada diri başlayıp hem de
yüzdeli hücum edince bir anda 11-0’lık bir üstünlük yakaladık. Tabi konu Türk
basketbolu olunca maçın hemen başında yakalanmış böyle bir üstünlüğün çok
anlamı olmuyor. Bouroussiss’in üçlüğü ile ilk sayılarını bulan Yunanlılar
birçok maçta rastladığımız düşüşlerimizden birini iyi değerlendirip 3-11’lik
bir seri ile maçı dengeye getirdiler. İlk yarıda iki kez 10 sayı ve üzeri öne
geçip tekrar maçın dengeye gelmesinin, bizim “dengesiz oyunumuzdan” başka
açıklaması yok. Genel olarak savunmada başarılı olsak da, pota altında yumuşak
kalmamız Yunanistan’ın kötü oynadığı bir gün maçta kalmasını sağladı. Hücumda
ise önceki maçlara göre daha hareketli gözüktük; fakat bu hareketliliğin Emir’in
çıktığı dakikalarda azalması ve skorda zorlanmamız ise millilerin hücum
çeşitliliğinin azaldığını gösteren bir işaretti.
İkinci yarıyla
birlikte hücumumuzun en olumlu gelişmesi içeri penetrelerin ve çoğu Emir
üzerinden olsa da Ömer ve Kerem’in kullanılarak ikili oyunların sayısının
artmasıydı. İkili oyunlar sonrası iyi paslar uzunlarımızın potaya yakın topu
almasını sağladı ve sayı ya da faulle noktalandı. Faul demişken önceki yıllara
göre hiç değişmeyen özelliğimiz gardlarımız dahil oldukça düşük faul yüzdemiz
olurken, hiç olmazsa Ömer Aşık’ın faul yüzdesinin gelişmesi sevindiriciydi. Bir
ara savunma dozunu iyice artırmak için Doğuş – Sinan ikilisini denesek de, bu
ikilinin hücumdaki top kayıpları, savunma yapmalarına fırsat vermeden fast
breakler yememiz Sinan’ın kenara gelmesiyle sonuçlandı. Final periyoduna
girerken denge yine bozulmazken karşılıklı sayılar ve basit hatalarla geçen ilk
dakikalar maçın son beş dakikasında heyecanı artırdı. Bu dakikalarda Ergin Hoca’nın
iyi giden takımı bozmama adına fazla rotasyona başvurmaması takımdaki
yorgunluğu arttırdı ve hem hücum hem savunmada verimin düşmesine neden oldu. Cenk’in
şutunun potaya yetişmemesi, Ömer’in savunmada elini kaldıracak hali kalmaması,
Emir’in gücünün tükenmesi sahada bu yorgunluğun en büyük belirtileriydi. İş böyle
olunca da hücumda sayı bulmakta zorlanan milliler, kötü hücumlar ardından
savunmadan da düşünce yenilgi kaçınılmaz oldu.
Yenilgiye rağmen
önceki maçlara göre daha olumlu bir hava veren 12 Dev Adam, sahada sorumluluk
alan isimlerin azlığı konusundaki sıkıntısını bir kez daha gösterdi. Emir
Preldzic, Cenk Akyol ve Ömer Aşık yanında diğer isimlerin de yer yer sorumluluk
alıp bu üçlünün yükünü azaltması bizim performansımız açısından oldukça önemli.
Özellikle oyun kurucularımızın bu kadar etkisiz kaldığı bir milli takımı uzun zamandır izlememiştik. Kerem ve Ender'den beklentim çok daha fazlası. Net bir şutörümüzün olmadığı (belki biraz Cenk) gard ve forvetlerimizin dahi
faullerde güven vermediği bir milli takımda hücumda ikili oyunların ve içeri
penetrelerin önemini tekrarlamak anlamsız; ama yine de üstüne basa basa
söyleyeceğim. Alt jenerasyondan gelen Furkan A Millilere monte edilinceye kadar
da bu şut sıkıntısı devam edecek gibi. Bunun yanında pota altındaki dar
rotasyonumuz neticesi Ömer’in kondisyonu ve ona destek olacak isimlerin
performanslarını artırmaları hem savunma hem de hücumumuzu ciddi anlamda
etkilyecekler. Bu anlamda Furkan ve Oğuz’u biraz daha motive etmemiz şart.
Uzun lafı kısası
bugün düne göre bir miktar daha iyiydik; fakat bu bizi kandırmasın. Hala daha
şampiyonaya hazır değiliz. Son maçı da yenebildiğimiz tek takımla oynayacağımız
iyi olmuş. Yine yenersek hiç olmazsa moralli gideriz.
7 Aralık 2013 Cumartesi
Fenerbahçe CSKA'yı Rusya'da devirdi
Turkish Airlines
Euroleage’de A Grubu’nda lider durumda bulunan temsilcimiz Fenerbahçe Ülker,
grubundaki sekizinci maçında Rusya deplasmanında karşılaştığı CSKA Moskova’yı
74-78 mağlup ederek hem deplasmanda sahaya önemli bir karakter koymuş oldu, hem
de grup liderliği için ciddi bir avantaj yakaladı. Sarı lacivertliler Rusya’nın
dev basketbol ekolü karşısında İstanbul’dan sonra deplasmanda da galip gelerek
aynı zamanda bu sezon kupanın iddialı takımlarından biri olduğu bir kez daha
kantılamış oldu.
Geçtiğimiz hafta
alınan Barcelona yenilgisi sonrası, deplasmanda Euroleague devlerine karşı
zorlanıp zorlanmayacağı sorgulanan Fenerbahçe Ülker, karşılaşmaya beklenenden
farklı olarak büyük bir özgüven, yüksek hücum yüzdesi ve agresif savunmayla başladı.
Rus ekibine kolay sayı imkanı vermeyen temsilcimiz hücumda da boş şutları
bulunca skoru sürekli dengede tuttu. İkinci çeyreğin ortasında skor dengedeyken,
savunma dozunu bir seviye daha yukarı çıkaran Kanarya takım olarak iyi top
çevirip kolay sayılar bularak devre sonuna 35-41 önde girdi. İyi top çeviren
Fenerbahçe Ülker, bunun ödülünü %50 3 sayı isabetiyle bulurken, iyi savunma da
CSKA’ya dış şut isabeti şansı vermedi. Sarı lacivertlilerin kolay sayılarında
Emir’in sayı paslarını da es geçmemek gerekiyor.
30 Kasım 2013 Cumartesi
Fenerbahçe İspanya'da yenilgiyle tanıştı
Fenerbahçe Ülker Turkish
Airlines Euroleague A Grubu’ndaki yedinci maçında İspanya deplasmanında Barcelona’ya 94-81 yenilerek altı maçlık
galibiyet serisine son verdi. Yedinci karşılaşmasında yenilgiyle tanışan
Fenerbahçe Ülker ilk çeyrekte savunmada yaptığı hataların cezasını maçı
kaybederek ödedi. Yenilgiye rağmen gruptaki liderliğini koruyan sarı
lacivertliler İstanbul’daki 5 sayılık üstünlükten daha farklı yenildiği için
ise ikili averajdaki avantajlarını kaybettiler.
Maç öncesi
Kanarya’nın zor bir maç geçireceğini tahmin etsek de ilk çeyrekteki basketbolu
kimsenin beklemediğini kabul etmek gerekiyor. Önce Navarro ardından da Nachbar’ı
durduramayan Fenerbahçe Ülker, Papanikolaou’nun hırslı ve etkili oyununa da
çözüm bulamayınca fark açılmaya başladı. Sarı lacivertlilerli temsilcimiz
hücumda da önceki maçlardaki yüksek yüzdesinden uzak kalıp top kayıpları
yapınca skoru dengede tutma şansını kaçırdı. Buna özellikle Nachbar’ın
ortalamaları üzerindeki performansı ve takım savunmamızın Obradovic’i
çıldırtacak derecede kötü olması da eklenince ikinci çeyreğin sonlarında fark 24
sayıya kadar çıktı: 52-28. Bu dakikadan sonra Bo McCalebb’in ateşlediği
Fenerbahçe Ülker devre sonuna kadar 0-12’lik bir seri yakalayınca devre sonunda hiç olmazsa fakı daha makul seviyelere indirdi ve ilk yarı 52-40
olarak sonuçlandı.
15 Kasım 2013 Cuma
Alkışlarınızla Fenerbahçe Ülker
Turkish Airlines Euroleague bu sezon yenilgi yüzü görmeyen Fenerbahçe Ülker, A Grubu'ndaki beşinci maçında Ülker Arena'da konuk ettiği JSF Nanterre'yi 83-66 mağlup ederek namağlup ünvanını ve liderlik koltuğundaki yerini korudu. Maçın ilk çeyreği sonunda yakaladığı üstünlüğü maç sonuna kadar sürdüren; fakat uzun sure maçı koparamayan Fenerbahçe, son 3-4 dakikadaki serisiyle maç sonunda 17 sayılık farkı yakalamayı başardı: 83-66.
Maç karşılıklı sayılar ve karşılıklı serilerle başlarken, ilk çeyreğin son dakikasına 19-19'luk eşitlikle girildi. Çeyreğin sonuna Zoric ve Bo ile 4 sayı sığdırıp çeyreği 23-19 önde kapatan Fenerbahçe Ülker, ikinci çeyreğin başında da agresifleşen savunmasıyla serisini 11-0'a yükseltti: 30-19. Bu çeyreğin ilk 3 dakikasında sayı olmazken, sert savunma yapan temsilcimiz ilk 5 dakka boyunca potasında sayıya izin vermedi. 11-0 sonrası Gladyr ile sayılar bularak toparlanan Fransız ekibi karşısında devre sonuna kadar farkı koruyan sarı lacivertli temsilcimiz devreyi 44-32 üstün tamamladı.
10 Kasım 2013 Pazar
Fenerbahçe Ülker Bursa’da kaza yaptı
Lig ve Avrupa’da
sezona fırtına gibi başlayan ve iki kulvarda da namağlup ilerleyen Fenerbahçe
Ülker, ilk kaybı Bursa’da Tofaş karşısında yaşadı. Tofaş karşısında ikinci
yarıda bocalayan kanarya, 89-81’lik yenilgiyle ligdeki namağlup ünvanını ve
liderlik koltuğunu Bursa’da bıraktı. İki takımın da Avrupa kupası maçları
nedeniyle zamanlama olarak iki takım için de elverişli bir zamanda oynanamayan
maça Fenerbahçe Ülker, Euroleague’deki Partizan deplasmanının yorgunluğu ile
çıkarken, Tofaş da Salı günü gideceği Rusya deplasmanı öncesi enerjisini
optimum kullanma derdindeydi.
Maçın ilk çeyreği
22-18 sarı lacivertlilerin üstünlüğüyle geçerken, ikinci çeyreğin başında gelen
8-0’lık seri farkı 12 sayıya kadar çıkardı ve Fenerbahçe Ülker devreyi 43-35
önde tamamladı. İkinci devrede ise rüzgar tersine çevrildi. Çeyreğe hızlı
başlayan Fenerbahçe olmasına rağmen Denmon ve Balazic ile oyunda dengeyi kuran
Tofaş özellikle Denmon’un dış şutları ile farkı kapattı ve final periyoduna
girerken farkı 1 sayıya indirdi: 58-57. İlk yarıyı “0” çekerek tamamlayan
Denmon, bu çeyrekle birlikte ritmini bulup yağmur gibi dış şut isabetleri
kaydederken, geriden gelip maçı dengeye getiren Tofaş, momentumu da kendi
tarafına çevirmiş oldu. Son çeyrekte karşılıklı sayılar izlenirken, Fenerbahçe’li
oyuncuların son birkaç dakikada sayı bulmakta zorlanması sonrası Stipcevic’in
sayılarıyla hakimiyeti eline alan Tofaş farkı açarak sahadan 89-81 galip
ayrıldı. Tofaş bu galibiyetle Ural Ekaterinburg maçı öncesi moral kazanırken,
Fenerbahçe Ülker de zorlu maratonda zaman zaman alabileceği yaralardan ilkini
mümkün olduğunca zararsız bir şekilde almış oldu. Sarı lacivertliler hafta
içinde JSF Nanterre’yi konuk edecekler.
Tofaş’ta Marcus
Edward Denmon 6/10 üç sayı isabetiyle 26 sayı, 6 ribaund, 3 asist, 3 top çalma
ile maçın yıldızı olurken, Serhat Çetin 16 sayı, 7 asist, Jure Balazic 13, Rok
Stipcevic 12 ve Doğan Şenli de 10 sayı ile karşılaşmayı tamamladılar.
Fenerbahçe Ülker’de ise 18 sayı, 8 asistle oynayan Emir Preldzic ve 17 sayı, 4
ribaund ile mücadele eden Bojan Bogdanovic yenilgiyi önleyemediler.
9 Kasım 2013 Cumartesi
A Grubu'nda herkes Fenerbahçe'ye çalıştı
Turkish Airlines A Grubu'nda zirve mücadelesi veren Fenerbahçe Ülker dün gece grubun en zorlu deplasmanlarından biri olan Partizan deplasmanında 78-88'lik bir galibiyet alarak namağlup liderlik koltuğundaki yerini sağlamlaştırdı. Fenerbahçe'nin galibiyeti ile birlikte, en yakın takipçisi CSKA Moskova da İspanya'da Barcelona'ya 79-70 yenilince, sarı lacivertlilerin en yakın rakibi ile arasındaki fark 2 galibiyete yükseldi.
Fenerbahçe Ülker Partizan deplasmanında kötü oynadığı ilk yarıyı 38-30 geride tamamlasa da, ikinci yarıda Bogdanovic'in devreye girmesi sonrası daha kolay sayı bulmaya başladı. Pota altı savunmasını da Zoric, Vidmar ve Bjelica'nın mücadelesiyle sertleştiren sarı lacivertliler, tam 30 sayı buldukları çeyreği 57-60 önde tamamladılar. Avrupa'nın en zor deplasmanlarından birinde, Avrupa ve belki de dünyanın en ateşli taraftar gruplarından birinin önünde ritmini bulan Kanarya, son çeyreğe de Kenan Sipahi'nin sayılarıyla başladı. Kinsey'in eski takımına karşı mücadelesiyle ayakta durmaya çalışan Partizan'a özellikle pota altında geçit vermeyen Fenerbahçe Ülker, Vidmar'dan gelen sayılarla farkı açmaya başlayıp zorlu deplasmandan 10 sayı farkla galip ayrıldı. Fenerbahçe'de 6/9 üç sayı isabetiye 26 sayı kaydeden Bojan Bogdanovic en skorer isim olurken, Bo McCalebb 14 sayı, 3 assist, 3 top çalma, Nemanja Bjelica 12 sayı, 5 ribaund, Emir Preldzic 11 sayı, 8 assist, 6 ribaund ve Kenan Sipahi 10 sayı, 2 assist, 2 top çalma ile karşılaşmayı tamamladılar.
Fenerbahçe Ülker bu galibiyetle grubunda 4. maçından da galip ayrıldı ve zirvedeki yerini korudu. Haftaya 1 yenilgi ile giren CSKA Moskova ise İspanya deplasmanında Barcelona karşısında 79-70'lik bir yenilgi alınca, temsilcimizin en yakın rakibi ile arasındaki fark iki maça çıktı. Gruptaki bir diğer maçta ise JSF Nanterre Budivelnik Kiev'i 80-61 yenerek Barcelona ve CSKA ile birlikte 2 galibiyetli üç takımdan biri oldu. Fenerbahçe Ülker JSF Nanterre'yi 14 Kasım'da İstanbul'da konuk edecek.
1 Kasım 2013 Cuma
Kanarya devleri eze eze ilerliyor : 86-60
Turkish Airlines Euroleague A Grubu'nda mücadele eden Fenerbahçe Ülker, Obradovic yönetiminde zaferden zafere koşmaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta Ülker Arena'da İspanyol devi Barcelona'yı deviren Kanarya, bu akşam da bir diğer basketbol ekolü Rus CSKA Moskova karşısında farklı bir galibiyete imza attı. Maçın daha ilk çeyreğinde çift haneli farkı yakalayan (26-16) Fenerbahçe Ülker, maç sonunda da 86-60 gibi farklı bir skorla sahadan galip ayrılarak grupta 3'te 3 ile zirveyi rakibine bırakmadı.
CSKA gibi bir devi 26 sayı farkla parkeye gömen Fenerbahçe için söylenecek çok söz var. İnsan ister istemez geçtiğimiz sezonki basketbolla karşılaştırıyor bu senekini. Özellikle ikinci tur gruplarında daha maçın başında savaşmayı bırakan, en ufak bir olumsuzlukta, birkaç basketlike seride rakibine teslim olan ve mücadeleden vazgeçen Fenerbahçe gitmiş, bambaşka bir Fenerbahçe gelmiş bu sene. Herşeyden once sahada savaşan ve savunma yapan bir takım var. Henüz ikinci çeyrekte yakalanan 20 sayılık farkın başka bir açıklaması olamaz. Sarı lacivertliler bu farkı yüksek hücum yüzdeleri ile değil CSKA'ya kolay sayı vermemeleri sayesinde yakaladılar. Bu noktada Obradovic'in takıma getirdiği havanın, disiplinin etkisi çok büyük. Her ne kadar zaman zaman anlık konsantrasyon kayıpları ile yüreğimiz ağzımıza gelse de, tekrar ayağa kalkmasını bilen bir takım var parkede. Ve belki de en güzeli bizim gençlerimiz Kenan'ın, Metecan'ın, Melih'in benchten değil saha içinden bu takıma katkıda bulunmaları.
28 Ekim 2013 Pazartesi
Kanarya'yı Kartal da durduramadı
Beko Basketbol Ligi 3. haftasının derbi maçında Akatlar İntegral Arena'da karşılaşan iki ezeli rakip Beşiktaş İntegral Forex ve Fenerbahçe Ülker'in mücadelesinde gülen taraf Fenerbahçe Ülker oldu. Sezona Beko Basketbol Ligi ve Euroleague'de ard arda galibiyetlerle başlayan sarı lacivertliler böylece toplamda beşinci maçlarından da galibiyetle ayrılmış oldular.
Daha iki gün once Barcelona karşısına çıkan ve bugün yorgun olması beklenen Fenerbahçe ilk dakikalarda oyunu pota altına yığıp Zoric ile etkili olmaya çalışırken, Perkins'i durdurmakta zorlanınca oyunda denge bozulmadı. Bu oyuncunun çeyreğin sonunda kaydettiği sayılarla kenara 19-18 önde giren Beşiktaş, ikinci çeyrekte yavaş yavaş diğer oyuncularından da sayı bulmaya başladı. Karşılıklı sayılarla geçen çeyrekte iki takım da skorda belirgin bir üstünlüğü yakalayamayınca devreye 34-34 eşitlikle girildi. Fenerbahçe'nin Oğuz'un olmadığı, Vidmar'ın da kontenjan nedeniyle tribünde oturduğu bir maçta içeriyi verimli kullanabilmesi sarı lacivertlilerin artısı olurken, Beşiktaş pota altı savunmasının da sorgulanması gerektiğini gözler önüne serdi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









