30 Kasım 2015 Pazartesi

TBF kararı verdi: Fenerbahçe Galatasaray karşısında hükmen galip

Haftasonu Galatasaray'ın ezeli rakibi Fenerbahçe'yi 76-72 mağlup ettiği Kadınlar Basketbol Süper Ligi mücadelesinde Fenerbahçe'nin yaptığı itirazı değerlendiren Türkiye Basketbol Federasyonu kararını açıkladı: Kararda sarı kırmızılı ekibin sezon başında Avrupalı kontenjanında gösterdiği Lynette Kizer'i Fenerbahçe'ye karşı ABD'li statüsünde oynatmasından dolayı "Galatasaray takımının sahada mevzuata aykırı takım kadrosu ile yer aldığı anlaşılmakla hükmen mağlubiyetine karar verilmiştir" ibaresi yer aldı. Buna göre sarı kırmızılıların 0-20 ile hükmen mağlubiyeti kararlaştırıldı.



Karara ve Fenerbahçe'nin itirazına dayanak olan 21.maddede şöyle deniyor: "Birden fazla vatandaşlık hakkına sahip sporcular ilk sözleşmelerini yaptıkları dönemde hangi vatandaşlık haklarını kullanmak istediklerini noter kanalıyla yazılı olarak beyan ederler ve o tarihten sonra Federasyon nezdindeki tüm işlemleri bu beyanlarına dayalı olarak yapılır. Herhangi bir nedenle ilk sözleşmelerini yaptıkları tarihte bu beyanı vermeyen birden fazla vatandaşlık hakkına sahip sporcular için işlemler ilk sözleşmelerini yaptıkları vatandaşlığa bağlı olarak sürdürülür ve hiç bir şekilde değiştirme yapılmaz. 
 İlk sözleşmelerini yaptıkları tarihten sonra birden fazla vatandaşlık hakkı kazanan sporcular, ilgili ülkenin vatandaşlık hakkını kazandıklarını gösteren belgeler ile birlikte Federasyon nezdindeki işlemlerini hangi vatandaşlığa bağlı olarak sürdüreceklerini, takip eden ilk sözleşme dönemi öncesinde, noter kanalıyla yazılı olarak bildirirler. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlık hakkını elde etmiş olan sporculara bu madde uygulanmaz. "

29 Kasım 2015 Pazar

Warriors'a "dur" diyebilen çıkmıyor

NBA'de Golden State Warriors kazanmaya devam ediyor. NBA tarihinin en iyi başlangıç rekorunu kıran ve her geçen maç da rekorunu geliştirmeye devam eden Warriors, dün geceki 120-101'lik Sacramento Kings galibiyetiyle bu sezonki 18nci maçından da galibiyetle ayrılmış oldu. Son beş maçının tamamını çift haneli farklarla kazanan Warriors'ta Stephen Curry ise uzun süre sonra ilk kez 20 sayının altında skor üretti. Önümüzdeki süreçte uzun bir deplasman serisine çıkacak Warriors'un galibiyet serisine hangi takımın son vereceği ise şu aralar NBA'in en büyük merak konusu.


Golden State Warriors'un serisinde geçtiğimiz sezonun MVP'si süper-star guard Stephen Curry 31.9 sayı, 5.1 ribaunt, 6.1 asist, 2.6 top çalma ortalamalarıyla takımın lideri olurken; Klay Thompson 16.1 sayı; Harrison Barnes 13.4 sayı, 5 ribaunt ve Draymond Green de 12.8 sayı, 8.1 ribaunt, 7.1 asist ortalamalarıyla Curry'nin en büyük yardımcıları konumundalar. Warriors aynı zamanda şutörlerinin dış şut performansları konusunda da oldukça dikkat çekici bir performans yakalamış durumda. Stephen Curry bu alanda 90/203 ile (%44.3) en göz önünde isim olsa da, Andre Iguodala %48 (24/50), Brandon Rush %47.4 (9/19), Leandro Barbosa %46.9 (15/32), Ian Clark %43.8 (7/16), Draymond Green %42.6 (29/68), Klay Thompson %40.2 (41/102) ve Harrison Barnes da %38.9 (21/54) üç sayı yüzdesi yakalamış durumdalar. 

28 Kasım 2015 Cumartesi

Son şampiyon Euroleague'te dibe vurdu

Turkish Airlines Euroleague'in son şampiyonu Real Madrid, bu sezonki performansıyla basketbolseverleri şaşırtmaya devam ediyor. A Grubu'nda Fenerbahçe ile aynı grupta yer alan İspanyol devi, oynadığı 7 maçta aldığı 5 mağlubiyet sonrası grupta son sıraya yerleşti. Grupta ilk dörde girip TOP16'ya girme yolunda Fenerbahçe, Khimki Moscow, Bayern Münih, Kızılyıldız ve Strasbourg ile mücadele eden Real Madrid, son olarak Kızılyıldız'a da yenilince grupta en az galibiyetli takım olarak son sıraya düştü.


Sezona deplasmandaki Khimki Moscow yenilgisiyle başlayan Real Madrid, kendi sahasında Kızılyıldız ve Bayern'i yense de aradaki Fenerbahçe yenilgisi ve ardarda gelen Strasbourg ve Khimki yenilgileri sonrası çıkmıştı Kızılyıldız karşısına. Henüz ilk çeyrekte 10 sayılık farkı yakalayan Kızılyıldız karşısında Real Madrid, her ne kadar 2 ve 3. çeyrekleri daha iyi oynayıp skoru dengelese de, son çeyrekte Miller, Guduric ve Zirbes'in skorer oyunlarına engel olamayınca sahadan 94-88 mağlup ayrılmaktan kurtulamadı. Yazın Avrupa Şampiyonası'nda başlayan formsuzluğunu normal sezona da taşıyan Rudy Fernandez maçta "0" çekerken, Jonas Maciulis'in son 3 maçtaki toplam sayısı ise 1'de (yazıyla bir) kaldı. Bunun yanında savunmada da oldukça başarısız bir performans sergileyen Real Madrid, son 4 maçta sırasıyla 99, 93, 85 ve 94 sayı yiyerek eski mücadeleci oyunlarının çok uzağında olduklarını göstermiş oldular. 

Real Madrid kalan üç maçında önce sahasında Fenerbahçe, ardından deplasmanda Bayern Münih ve son maçında da yine Madrid'te Strasbourg ile karşılaşacak ve bu maçlardan en az iki galibiyet alıp, sonrasında ise averaj hesaplarına girmek için çabalayacak. Aksi takdirde ilk dörde giremeyecek olan İspanyol temsilcisi, sezonun geri kalanında Euro Cup'ta mücadele edmek durumunda kalacak.

Kaf Kaf oyun kurucusuz buraya kadar

Pınar Karşıyaka dün akşam Karşıyaka Arena'da TOP16 hedefi için çok önemli bir kader maçına çıktı. Rakip Yunan devi Panathinaikos'tu. Pana dediğimize bakmayın, belki de son yılların en kötü Pana'sı var sahada bu sezon. Zira maç öncesi değerlendirdiğimde Karşıyaka'nın şansının hiç de küçümsenmeyecek kadar yüksek olduğunu düşünüyordum. Fakat şöyle bir durum da vardı ki, Kaf Kaf da geçtiğimiz sezondan alıştığımız havasında değildi. Sahada isteksiz, moralsiz oyunlarıyla yavaş yavaş taraftarın da tepkisini çekmeye başlayan Ragland ve Josh Carter'ın varlığı, her geçen maç düşüşte olan serbest atış ve şut yüzdesi Karşıyaka'nın galibiyetine olan güvenimiz üzerine bazı soru işaretleri yaratıyordu. Nitekim dün de gördük ki, geçen sezonki Diebler, Dixon, DJ'li takıma gelecek bir Iverson takviyesi dün Kaf Kaf'ı %150 galibiyete taşırdı, sahadaki Pana basketbolu karşısında. N'aparsınız "money talks" ne yazıkki.


Neyse, konuyu fazla saptırmadan asıl konumuza gelelim. Pınar Karşıyaka geçtiğimiz sezonun MVP'si Bobby Dixon'u henüz final maçının hemen sonrasında Fenerbahçe'ye kaptırmasının ardından sezona Armani Milano'dan Joe Ragland'ı alarak başlamıştı. İtalya'da Dixon'un tam aksine rol oyuncusu olan Ragland'dan takım lideri yaratmaya çalışan Ufuk Sarıca'nın planları sezon başı itibariyle tutmadı. İstatistiklere baktığımızda geçtiğimiz sezondan "daha kötü" oynamayan Ragland, üzerindeki beklentilerin büyüklüğünü ise karşılamayı başaramadı. Özellikle oyunun savunma tarafında takıma olan negatif etkisiyle taraftarların da tepkisini çekmeye başlayan Ragland, dün akşamki Panathinaikos maçında da sahada fazlasıyla etkisiz eleman rolünü alınca sadece 5 dakika sahada kalabildi ve 0/2 saha içi isabeti, 1 ribaunt yapabildi. 

Ufuk Sarıca'nın B planı olan Kenan Sipahi ise dün gece elinden geleni yapmasına rağmen, henüz bir Euroleague takımında ilk beş oyun kurucu olmaktan çok uzak olduğunu bir kez daha gösterdi. Zira bunu gören Sarıca da, oyunun önemli bir kısmında oyun kurucusuz mücadele etmeyi göze alarak Muhammed - Can ikilisiyle oynadı. Zaman zaman üçüncü guard Soner Şentürk, zaman zaman ise Can ya da Muahmmed ile top getirmesinin nedeni de sanırım buydu. Her ne kadar bu iki isim kendilerine verilen şansı iyi kullansalar da, mücadeleleri Pana gibi bir takımı geriden gelip yenmeye yeterli olmadı. Bu arada durum öyle bir hal aldı ki, geçen sezon oyun kurucu yokluğunda bile "Neden oyuna alındı" diye eleştirilen Soner bile, dün sahaya girdiğinde Ragland'a göre tercih edilen isim oldu. 

Sonuçta dün yeşil kırmızılı ekip oyun kurucularından beklediği verimi alamadan sadece birkaç oyuncunun yürekli oyunuyla çift haneli farklardan geri gelerek, her ne kadar eski gücünde olmasa da Yunan Milli Takımı'nın kilit oyuncularını barındıran bir Panathinaikos karşısında skoru dengelemeyi başardı. Fakat maçın son dakikasında bir liderin eksikliğini hissederek, yapılan acemice hatalar ve kullanılan zorlama hücumlarla sahadan mağlup ayrıldı. Takımda bir lider olmadan, en güvenilen şutör son iki Euroleague maçında bir tane bile üçlük bulamamışken bu sonuç belki de başarı sayılabilir. Fakat kabul etmek gerekir ki, tarihte katıldıkları en önemli organizasyonda yeşil kırmızılıların iyi bir oyun kurucusu olsa işler çok daha farklı gidecekti. Dün Sarıca'nın oyuncu tercihlerini de dikkate aldığımızda, bu takım öyle ya da böyle TOP16 yaparsa 1 numarada farklı bir isim görebiliriz muhtemelen. O zaman sahada çok farklı bir Kaf Kaf izleyebiliriz. 

22 Kasım 2015 Pazar

Muratbey Uşak Sportif tek başına zirvede

Basketbol Süper Ligi'nde yedinci maçlarına tek yenilgiyle giren iki takımdan Muratbey Uşak Sportif'in sahasında Demir İnşaat Büyükçekmece Basketbol'u 79-70 yenmesi ve Pınar Karşıyaka'nın bugün İstanbul'da Fenerbahçe karşısında 104-82'lik bir mağlubiyet alması sonrası ligde 1 yenilgili tek takım olarak Muratbey Uşak Sportif kaldı. Uşak temsilcisi bu sonuçla her ne kadar maç eksiği nedeniyle puan olarak olmasa da, galibiyet yüzdesi olarak 6'da 5'lik performansla (%83) ligde zirveye yerleşti. 


Bugün Demir İnşaat Büyükçekmece Basketbol karşısına en skorer ismi D'Angelo Harrison'dan yoksun çıkan Uşak ekibi ilk çeyreği 17-24 geride kapatsa da, ikinci çeyrekle birlikte ritmini buldu ve 79-70'lik galibiyetle başarılı performansını sürdürdü. 5 maçta 15.4 sayı, 4.8 ribanut, 2.8 asist, 1.4 top çalma, %50 (11/22) üç sayı isabeti takımın lideri konumundaki Harrison'un yokluğunda ilk çeyrekte zorlanan; fakat Paul Harris'in önderliğinde galibiyete uzanan Muratbey Uşak Sportif'te Paul Harris 21 sayı, 10 ribaunt, 4 asist; Evaldas Kairys ve Şahin Ekmen de 12'şer sayıyla mücadele ettiler. 

21 Kasım 2015 Cumartesi

Anadolu Efes çizgi gerisinden yanıyor

Dün akşam Abdi İpekçi Arena'da Fransız ekibi Limoges karşısında aldığı 92-74'lük galibiyetle 3 maçlık mağlubiyet serisine son veren Anadolu Efes'te şutör isimler sezon başından beri üç sayı çizgisi gerisinden yakaladıkları isabet oranıyla lacivert beyazlılarıları bu istatistikte zirveye taşıdılar. 


Bireysel istatistiklerde bu sezon başında Pınar Karşıyaka'dan gelen Jon Diebler 39 denemede 22 isabetle hem 6 maç sonunda en fazla üç sayı isabeti sağlayan isim olurken, yakaladığı %56.4'lük yüzdeyle de isabet oranında ilk beş içinde yer aldı. Anadolu Efes'in oyun kurucusu Thomas Heurtel ise 16 isabetle Bobby Dixon ardından üçüncü sırada yer alırken, %59.3 ile en isabetli üçlük atan üçüncü isim oldu. Dario Saric 7/16, Birkan Batuk 4 maçta 4/9 ve Jayson Granger da 10/25 ile bu istatistikte dikkat çeken diğer isimler oldular. 

Takım istatistiklerin bakıldığında ise temsilcimizin 147'de 70 isabet kaydettiğini görüyoruz. Efes hem 70 isabet sağlayarak Turkish Airlines Euroleague'in en fazla üç sayı isabeti kaydeden ismi olurken, yakaladığı %47.62'lik üç sayı yüzdesi ile bu istatistiği en yüzdeli atan takım olarak da taçlandırdı. 

16 Kasım 2015 Pazartesi

NBA Batı Konferansı: Ağır Abiler...

NBA sezonunda 3 haftayı geride bıraktık. Batı konferansında takım değerlendirmelerine devam ediyorum. Bu yazının konusu konferansın ağır abileri olarak nitelendirdiğim Houston Rockets, Oklahoma City Thunder, San Antonio Spurs ve Los Angeles Clippers

Houston Rockets

Konferans genelinde takım dengelerinin doğu konferansına göre daha yakın olduğu ve bu anlamda çekişmenin bir kat daha arttığı batıda şu ana dek 10 maçı geride bırakan Rockets belki de parkede en az tat veren takımların başında geliyor. Geçtiğimiz yıla nazaran kadrodan yitirdikleri parçaları şu ana dek aradıkları bir gerçek. Gerek Howard’ın müzmin hale gelen sakatlığından gerekse Montejunas ve Patrick Beverly ikilisinin uzun soluklu yokluğu takımı olumsuz etkiliyor. Rotasyonu son derece sınırlı kalan ve dış oyuncuların sergileyecekleri şut performansına son derece bağımlı hale gelen hücumun yanında Howard’ın yokluğu çember savunmasını da olumsuz etkiliyor. Basketbol bir alan kaplama oyunu ve bu anlamda günümüzde çok acayip atletik yetenekleriniz yoksa 1 numaradan 5 numaraya kadar hemen her pozisyonun temel bilgisine sahip olmanız gerekiyor. Houston için en büyük zafiyet bu değil belki ama kadronun iskeletini oluşturan James Harden dışındaki oyuncular kariyerlerinin ikinci baharındalar ve bu anlamda koç Kevin Mchale rotasyonu idareli kullanmak zorunda.

Bu sorun yetmezmiş gibi oyun kurucu rotasyonuna eklenen Ty Lawson oyun yapısı bakımından takıma adapte olabilmiş değil. Houston’da iş yapabilmesi için topu sürekli elinde isteyen, çabuk ilk adımıyla potaya yüklenip pozisyon yaratan oyuncu kimliğinden bir nebze olsun uzaklaşması gerekiyor. Şu ana dek bunu başarabilmiş değil çünkü Harden gibi bir iki numaranız varsa haliyle oyunun merkezi oyun kurucudan iki numaraya kayıyor. Kevin Mchale’in oyuncu rollerinin dağıtımında sıkıntı yaşadığını düşünüyorum. Normal sezonu nerede bitirecekleri biraz da teknik ekibin rol dağıtımındaki sorunu nasıl çözeceğiyle yakından alakalı gibi duruyor. Tabii ki bir de Dwight Howard’ın sağlık durumu kritik önem arz ediyor.

San Antonio Spurs 

Houston Rockets’ a benzer sorunlar yaşayan lakin bu sorunların altından kalkabilmek adına elinde daha iyi bir malzemeye sahip bir takım varsa o da San Antonio Spurs. LaMarcus Aldrige, David West gibi hamlelerin ardından amiyane tabirle kullanım süresi dolmaya başlayan kadroya gençlik aşısı yaptılar. Lakin oyuncu rollerinden tutun kadro derinliği ve bu anlamda oyunun merkezinin sürekli değişkenlik gösterdiği Spurs ekolüne özellikle yeni isimlerin uyum sağlaması biraz zaman alacak gibi. Şu ana dek oynadıkları 8 maçta en çok öne çıkan oyuncu gerek savunma gerekse hücum performansıyla Kawhi Leonard. Koç Popovic’in oyunun merkezini rakibe göre ayarlama ve bilhassa normal sezonda kozlarını saklama gibi bir alışkanlığı olduğu düşünüldüğünde şu ana dek takımın motorunu rölantide çalıştırdığını düşünüyorum. Tabii gelen giden parçalar düşünüldüğünde uyum sorunu ve sinerji eksiğini kapatması için all-star arasına dek önünde uzun bir süre var. Üstelik geçmişte bu tarz olayların üstesinden başarılı bir şekilde kalktığı unutulmamalı. Ama tek hedefin şampiyonluk olduğu düşünüldüğünde batı konferansı playofflarında en büyük rakipleri bu sinerjiyi her geçen gün arttıran Golden State Warriors.