14 Kasım 2016 Pazartesi

Türk'ün internet gücü bu kez ters tepti

FIBA Şampiyonlar Ligi'nin resmi sitesi tarafından açılan ankette bu hafta hangi takımın namağlup unvanını kaybedeceğini sorulmuş. Alakalı alakasız her türlü ankete acımasızca yüklenip anketi çökerten Türk internet kullanıcısı bu ankete de el atmış olsa gerek ki, anket sonucunda tek taraflı bir yoğunluk söz konusu. Tamam rakip İtalyan Sassari; fakat Türklerin bulunduğu bir ankette bu kadar baskın şekilde Beşiktaş cevabı çıkması peki sizce de garip değil  mi? Yoksa sorun İngilizce mi? Beşiktaş adını görünce yanlış mı anladık yoksa? Yorumu size bırakıyorum.


13 Kasım 2016 Pazar

Jon Diebler ısınmaya başlıyor

Basketbol Süper Ligi'ndeki beşinci sezonunda Galatasaray Odeabank forması giyen Jon Diebler sezon başında beklentinin altında kalan istatistiklerini son maçlarda yükseltmeye başladı. İlk haftalarda çift haneli sayılara ulaşamayan, benimse bunu daha çok takımın ona pozisyon hazırlayacak setlerinin olmamasından kaynaklandığını düşündüğüm Diebler son iki maçtaki dış şut performansıyla Pınar Karşıyaka yıllarındaki hücum gücünü hatırladığının sinyallerini vermeye başladı. 


Turkish Airlines Euroleague'de ilk beş maçta toplam 13 sayı atabilen Jon Diebler, son Olympiakos maçında çoğu kritik yerde olmak üzere 5/5 üçlük atarak 17 sayıya ulaşırken, takıma galibiyeti getiren en önemli isim oldu. Bugün ise Fenerbahçe karşısında 3/3 üç sayı isabetiyle 10 sayı kaydeden Diebler, Galatasaray'ın farklı mağlubiyetine engel olamasa da, hücumda yüksek yüzdeyle oynayarak resmi maçlardaki son sekiz üç sayı denemesinde de isabet sağlamış oldu. Diebler Basketbol Süper Ligi'ndeki üç sayı isabet yüzdesini de %70'e (7/10) yükseltmiş oldu. 

12 Kasım 2016 Cumartesi

Savunma, dış şutlar ve Sinan Güler

Galatasaray Odeabank dün akşam kendi sahasında Olympiakos karşısında aldığı 89-87'lik galibiyetle bu sezon Turkish Airlines Euroleague'deki ilk galibiyetini elde etti. Altıncı maçlara girerken sezonun tek galibiyetsiz takımı olan sarı kırmızılılar kötü başlayan bir ilk beş dakika sonrası toparlanıp muhteşem bir direnç göstererek sahadan galip ayrılmasını bildiler. Son dakikaları büyük bir çekişmeye sahne olan maçın son hücumuna 2 sayı önde giren Cimbom, Tyus'un adeta uçarak gelip Printezis'e yaptığı blok sonrası galibiyete uzandı.


Sezon başından beri "yapamadığı" savunmasıyla çok eleştiri alan ve sadece atmak üzere kurulmuş bir takım olarak eleştirilen Galatasaray, bu maça da benzer bir dağınıklıkla başlayıp ilk 7.5 dakikayı 6-20 geride geçti. Russ Smith'in dağınıklığına, Khem Birch'e verilen hücum ribauntları ve Mantzaris'in ekstra üçlükleri eklenince farkın Olympiakos adına açılması kaçınılmaz oldu. Bu dakikada gelen Smith/Dentmon - Tyus/Thompson değişiklikleri takımımızın çehresini değiştirirken, Olympiakos da Birch'ün kenara gelmesi ve Hackett'ın sahaya sürülmesiyle yakaladığı momentumu kaybetmeye başladı. İlk çeyrek sonunda tamamı Dentmon'dan gelen 8-0'lık seri çeyrek sonucunu 14-20 olarak belirledi. İkinci çeyreğin başında %100 hazır olmayabileceği düşünülen Daye'yi de oyuna sokan Ergin Ataman, takımın direncini yükseltmeye çalıştı. Sinan'ın önderliğinde bir çıta daha yükselen savunma, hücumda da Daye'nin Agravanis'e kurduğu üstünlükle 2 dakika içinde skor 20-20 olurken, devrenin bitimine 6:45 kala Daye'nin üçlüğüyle 19-0'a gelen seri sonrası skorda 25-20 Galatasaray üstünlüğü vardı. İsabetli hücumlar savunma direncini arttırır, artan savunma direnci de hücumdaki yaratıcılığın artmasına yol açarken, Sinan'ın asistleri ve Diebler-Dentmon-Daye üçlüsünün üçlükleriyle seri 27-2'ye çıktı: 33-22. Sarfedilen efor sarı kırmızılılarda sahadaki beşin yorgunluğuna neden olunca, rotasyonun devreye girmesi ve Olympiakos'un da ilk beşine dönmesi sonrası konuk ekip sayılar bulmaya başlasa da devre 38-34 Galatasaray lehine sonuçlandı.


Soyunma odası dönüşünde de iyi savunmasını sürdüren Galatasaray, hücumda da Micov, Sinan ve Dentmon ile dış şut isabetleri bularak farkı tekrar açmaya başladı. Pota altında da Tyus'u iyi kullanan Galatasaray çeyreğin son 5 dakikasına girerken 56-42'lik üstünlüğü yakaladı. Bu dakikadan sonra pota altında Tyus'a karşı Birch'ü, Micov'a karşı da Printezis'i değerlendiren Olympiakos farkı kapatmaya çalışırken, Lojeski'nin son 1.5 dakika içinde bulduğu iki üçlük son 10 dakikaya girerken farkın tekrar 6 sayıya inmesine neden oldu: 63-57. Final çeyreğinde sarı kırmızılı temsilcimizde yorgunluk baş göstermeye başladı. Bunu sonucu olarak da hücumlardaki isabet oranı ve verimlilik düşerken, kişisel becerilere dayalı sayılar izlemeye başladık. Bu tip durumlarda takımınızda olmasını isteyebileceğiniz yegane isimlerden biri olan Jon Diebler, Galatasaray'ın hücum düzeninin bozulduğu dakikalarda sazı eline aldı ve farkın kapandığı kritik anlarda attığı 3 dış şut isabetiyle son çeyrekte takımımızın ayakta kalmasında en önemli etken oldu. Savunmadaki hatalara rağmen, Diebler'ın sayılarıyla Olympiakos'un skora dengeyi getirmesini engelleyen Galatasaray son 50 saniyeye 85-84 önde girdi. Micov'un basketine Mantzaris ve Sinan'ın 2/2 serbest atışlarıyla karşılık gelirken, Lojeski'nin 1/2, Micov'un ise 0/2 atması 8 saniye kala Olympiakos'a son hücum ve galibiyet şansı verdi. Bitime saniyeler kala dip çizgide topla buluşan Printezis'in üçlük atışını adeta uçarak bloklayan Tyus, galibiyeti Galatasaray'a getirirken, sarı kırmızılılar bu sezon Euroleague'te ilk kez sahadan üstün ayrılmış oldular. 

9 Kasım 2016 Çarşamba

Beşiktaş'tan Şampiyonlar Ligi rekoru


Bu akşam FIBA Basketbol Şampiyonlar Ligi'nde son Polonya şampiyonu Stelmet Zielona Gora'yı kendi sahasında 85-66 mağlup eden ve grubunda namağlup liderliğini sürdüren Beşiktaş Sompo Japan bu sezon ilk kez düzenlenen turnuvada adını rekorlar kitabına yazdırdı. Karşılaşmanın üçüncü çeyreğini 13-4'lük çeyrek skoruyla üstün kapatan siyah beyazlılar böylece bugüne kadar oynanan maçlarda bir çeyrekte en az sayı yiyen takım unvanını elde ettiler. Önceki rekor, Kataja Basket'ten bir çeyrekte 5 sayı yiyen İsveç ekibi Södertalje Kings, Cibona'dan 5 sayı yiyen İspanyol ekibi Iberostar Tenerife ve CZ Nymburk'tan yine 5 sayı yiyen Alman Fraport Skyliners'ın elindeydi. 

Yerli koç mu Yabancı koç mu? Bölüm 1

"Yerli coach mu yabancı coach mu daha faydalıdır" sorusu sadece basketbolda değil birçok sporda, gerek milli takımlar gerekse kulüp takımları seviyesinde daimi bir tartışma konusudur. Yerli coachların gerek takım gerekse taraftarla olan ilişkileri nedeniyle daha verimli olduklarını savunanlar yanında, coach'un hangi ülkenin vatandaşı olduğunun takımın başarısıyla alakası olmadığını destekleyenler de tabiki mevcut. Yerli coach'ların dil avantajının önemli bir etken olması bir tarafın teziyken, diğer taraftan artık birçok ülkede yabancı sınırlamalarının kalkması, coach'un da yabancı olması dezavantajını ortadan kaldırmakta. 


Yerli / yabancı coach konusuna bir miktar ben de kafa yordum. Artıları olduğu gibi eksileri de olabilecek bir konu şüphesiz. Birkaç teori oluşturulabilir. Fakat bir yandan da gerçekteki performanslara bakmak lazım dedim ve Avrupa'nın en dikkat çekici ligi olan Turkish Airlines Euroleague istatistiklerine göz atarak işe başladım. Bugün Euroleague ile başlayacak olan yerli / yabancı coach takibim bu sezon zaman zaman farklı liglerle de devam edecek. Tabi ki başarıdaki tek etken coach'un memleketi olamaz; fakat yine de bu istatistikten ilginç sonuçlar elde edebileceğimi düşünerek sizlerle paylaşıyorum:


Turkish Airlines Euroleague'de bu sezon 16 takımdan yedisinin başında yerli coach'ları görüyoruz. Bu takımların beş hafta sonunda oynadıkları toplam 35 maçta 14 galibiyet, 21 mağlubiyet ile %40'lık bir galibiyet yüzdesi yakaladıklarını görüyoruz. Kadrolarını yabancı coach'lara teslim eden 9 takım ise toplam 45 maçta 26 galibiyet ile %58'lik bir galibiyet yüzdesi elde etmişler. Itoudis'li CSKA ve Obradovic komutasındaki Fenerbahçe bu %58'lik yüzdede önemli pay sahibi olurlarken, Ergin Ataman'ın Galatasaray'ı ve Pashutin'in Unics Kazan'ı ve Jasikevicius'un Zalgiris'i de yerli coach'ların %40'ta kalmasında ana etken oldular. Hemen bu yüzdeden bir sonuca varmamak adına, bu takımların bir başka ortak özelliğinin yabancı coach tercihi olan takımların bütçelerinin oranla diğerlerine göre daha yüksek olduğunu da söyleyebiliriz. 

Önümüzdeki haftalar bu istatistiğin hangi yöne doğru kayacağını daha net görmeyi bekliyorum. Bunun yanında diğer Avrupa ligleri ve Avrupa kupalarına da göz attıktan sonra sezon içinde birkaç kez daha bu konuyu karşınıza çıkarmayı amaçlıyorum. İlk Euroleague örneğinden çıkan bütçe varsayımına benzer başka sonuçlar da çıkarabilmek belki de mümkün olacaktır. Ya da sezon sürprizlere gebe olacak ve yaptığım analiz zaman kaybından öteye gitmeyecektir, bilemeyiz. Bakalım ilk 5 hafta itibariyle Euroleague'teki yabancı coach üstünlüğünü sezon boyunca Avrupa'nın genelinde de izleyebilecek miyiz? Tekrar görüşmek üzere...

KSK'de Brown triple-double'a çok yaklaştı


Basketbol Şampiyonlar Ligi'nde bu akşam Rusya deplasmanında Avtodor Saratov'u Ponitka'nın son saniye basketiyle 76-74 mağlup eden Pınar Karşıyaka'da J'covan Brown'un yükselen performansı sevindiriyor. Haftasonunda Beşiktaş Sompo Japan'e karşı 22 sayı - 10 asistlik bir maç çıkaran ABD'li guard'ın bu akşam da Rus ekibine karşı takımının en skoreri olması yeşil kırmızılıları umutlandırırken, Brown aynı zamanda triple-double'ı ucundan kaçırdı. Bu akşamki maçı 22 sayı - 9 ribaunt - 9 asistle tamamlayan Brown, böylece ilk maçlardaki durgunluğunu atıp son iki maç itibariyle Kaf Kaf'ın en etkili ismi oldu. Sezon başında istikrar ve devamlılık anlamında hakkında soru işaretleri bulunan Brown'un bu performansı Pınar Karşıyaka'nın sezonun ilerleyen dönemleriyle ilgili beklentilerini de artırmış durumda. 

8 Kasım 2016 Salı

Fenerbahçe sahada yine "yabancı" kaldı

Basketbol Süper Ligi'nde haftanın kapanış maçında Darüşşafaka Doğuş'u 79-78 ile geçen Fenerbahçe'de zorlu maçta alınan önemli galibiyet sarı lacivertlileri sevindirirken, Obradovic'in tüm maçı yabancılardan oluşan 7 kişilik bir rotasyonla tamamlaması dikkat çekti. Bobby Dixon'un Türk vatandaşlığını saymazsak, Ekpe Udoh, Kostas Sloukas, James Nunnally, Jan Vesely, Nikola Kalinic ve Gigi Datome'den oluşan rotasyona hiçbir Türk oyuncu giremezken, Barış, Melih, Egehan, Ahmet ve Berk'in maçı benchte tamamladıklarını izledik.


Bu durumun kritik maçlarda Obradovic'in Türk oyunculara güvenmediğinden mi, yoksa genç oyuncuların performansından memnun kalmadığından mı kaynaklandığı bilinmez; fakat Fenerbahçe bir kez daha sakatlıklarla karşılaştığı durumda kadro genişliği açısından sıkıntılar yaşayabileceğinin sinyallerini vermiş oldu. Özellikle THY Euroleague ve Basketbol Süper Ligi'ndeki sıkışık maç programı düşünüldüğünde, bu tip maçların 7 kişilik dar rotasyonlarla oynanması, sezon sonuna doğru sarı lacivertli basketbolcuları fazlasıyla yıpratacak gibi. Usta coach'un bu duruma nasıl önlemler alacağının her beraber izleyeceğiz.