Spor Toto Erkekler Türkiye Kupası heyecanı üzerinden bir hafta geçmişken, geç de olsa birkaç satır ben de karalamadan edemedim. Aslında Sekizli Finaller hakkında yazacaklarım bu bir hafta boyunca birçok kişi tarafından yazıldı, çizildi. Sahadaki 12 oyuncu, Ufuk Sarıca ve ekibi, yönetimi, taraftarıyla tek yürek olan Kaf Kaf’ın başarısı, kendinden kat kat yüksek bütçeli rakiplerine karşı aldığı galibiyetlerle kaldırdığı kupa dillerde övgüyle anıldı. Hafta içinde Telekom engelini uzatmada aşıp yarı finale gelen Kaf Kaf önce Fenerbahçe Ülker’i yenerek İstanbul medyasını hayal kırıklığına uğrattı ve dört gözle beklenen İstanbul finaline engel oldu. Ardından da finalin favorisi ilan edilen (!) Anadolu Efes karşısında kararlılıkla mücadele edip tarihindeki ilk Türkiye Kupası’na uzandı.
Karşıyaka taraftarının takımı üzerindeki itici gücünü bilmeyen yok; fakat bu kupanın ayrı bir önemi vardı yeşil kırmızılılar için. 16 Kasım 2008’de Banvit deplasmanına giderken hayatını kaybeden Özgür Soylu’ya verilmiş bir sözü vardı Karşıyaka’nın. Özgür’süz geçen 5 seneden fazla sürede çeşitli branşlarda birçok kez final yaşayan Kaf Kaf, futbolda Birinci Lig şampiyonluğunu bir kez finalde, bir kez de dörtlü finalde, voleybolda İkinci Lig şampiyonluğunu iki kez son maçta geri teperken, geçtiğimiz sezon ise EuroChallenge Cup’ı kendi evinde finalde tek sayıyla kaçırmıştı. Bu sezona da potada fırtına gibi giren ve hem Türkiye hem de Avrupa’da başarılı sonuçlar elde eden Pınar Karşıyaka son 1-2 ayda başlayan düşüşle geldi Ankara’daki Sekizli Finaller’e. Fakat senelerdir gelmeyen kupa taraftarı etkilemedi. Telekom galibiyeti sonrası Ankara’ya akmaya başlayan yeşil kırmızılı taraftarlar Fenerbahçe maçıyla birlikte Kaf Kaf’a altıncı adam ve itici güç olurlarken, takımın savunma direncini ve ritmini bir seviye yukarı taşıdılar. Finale gelindiğinde tüm Türkiye’nin aksine kupanın bu sefer İzmir’e geleceğine inanan binlerce Karşıyakalı Anıtkabir ziyareti sonrası Ankara Arena’da yerlerini almışlardı. Ankara Arena yeşil kırmızıya boyanmış, adeta Karşıyaka Arena olmuştu. Andımız söylendi, Atatürk anıldı ve maç başladı. Bundan sonrasını hangi Karşıyakalıya sorsanız hatırlayamadı sonraki 24 saat boyunca. Maç boyunca susmadan takımını destekleyen, son çeyrekte bir ara 5 sayı geriye düşen takımlarını tekrar ayağa kaldıran yeşil kırmızılı taraftarlar, son saniye serbest atışları sonrası çalan son kornayla beraber parkeye inip kupa şampiyonluğunu takımla birlikte kutlamaya başladılar. Televizyondan izleyenler, salondakileri aradı “maç gerçekten bitti mi” diye. Karşıyaka’da kalanlar takımın dönüş saatini öğrendiler havalanındaki karşılama için. İşini ilginci, senelerdir “şampiyon olmasan da” diye başlayan tezahüratlara o kadar alışılmıştı ki, 1986/87’yi yaşamayanlar şampiyonluk nasıl kutlanır diye sordular birbirlerine. Bağırdılar “ O gece bu gece” diye.