14 Haziran 2017 Çarşamba

FIBA torpilli Yugoslav şampiyonluğu: Atina 1995

Birçok açıdan Avrupa Basketbol Şampiyonaları tarihinin en kaliteli turnuvalarından biri olarak gösterilen Eurobasket 1995'in ev sahibi Yunanistan'ın başkenti Atina'ydı. Gerek bireysel gerek takım performansları, gerekse atmosfer olarak oldukça başarılı ve final gününde yaşananlar düşünüldüğünde ise kolay kolay unutulmayacak bir organizasyon izledik. Turnuva ilk eleme turları sonrasında 12 takımla oynanacak şekilde organize edilse de, sonrasında Yeni Yugoslavya'yı tekrar basketbola döndürme amaçlı yapılan ekstra eleme turu sonucunda 14 takımla gerçekleşti. (Bu noktada Yugoslavya'nın normalde cezası nedeniyle elemelere katılamadığını; fakat FIBA genel sekreteri Stankovic'in lobisiyle bu ekstra elemenin düzenlendiğini belirtmekte fayda var)


Ekstra eleme turunu kayıpsız kapatan Yugoslavya beklendiği gibi finallere katılmaya zorlanmadan hak kazanırken, Yugolar dışında vize alan ikinci takım ise Türkiye'ydi. İlk eleme turunda İspanya ve İsrail'in arkasında kalıp sadece Çek Cumhuriyeti'nin yenebilen milliler, esktra Play-Off'ta Bosna-Hersek ve Estonya'yı yendikten sonra ikinciyi belirleyecek son maçta ev sahibi Bulgaristan karşısında ilk yarıyı 16 sayı farkla geride kapatmalarına rağmen (ilk yarıda fark bir ara 21 sayıya kadar çıkmıştı), Ömer Büyükaycan'ın 33 sayı kaydettiği maçta 79-77'lik bir galibiyetle Atina vizesini almışlardı. Finallerde ise B Grubu'nda yer alan milli takımımız, Hırvatistan, İspanya, Rusya, Fransa, Slovenya ve Finlandiya'nın yer aldığı grupta sadece Finlandiya karşısında 81-79'luk bir galibiyet alabilip turnuvaya erken veda etmişti. 

Şampiyonanın ilk tur maçları yedişerli iki grup halinde yapıldı. Gruplarında ilk dört sırayı alan takımlar çeyrek finale yükselirlerken Hırvatistan, Yugoslavya ve Litvanya ilk turda dikkat çeken performanslar sergilediler. Çeyrek final maçları dağılan, bir başka deyişle de bölünüp daha fazla takımla turnuvaya katılan Doğu Avrupa ülkelerinin hegemonyasında geçerken, Yugoslavya  Fransa'yı (104-86), Yunanistan İspanya'yı (66-64), Hırvatistan İtalya'yı (71-61) ve Litvanya'da Rusya'yı (82-71) mağlup ederek yarı finalist oldular. 

İlk yarı final maçında Yunanistan ilk yarıda biraz da olsa direnebildiği maçta Yugoslavya'ya 60-52 yenilirken, bir turnuvayı cezalı geçtikten sonra tekrar sahalara dönen Yugolar Bodiroga, Danilovic, Paspalj, Djordjevic, Divac ve Savic'li yıldızlar topluluğu kadrosuyla finale yükselen ilk takım oluyordu. Yarı finallerin diğer maçında ise Sabonis, Karnisovas, Marciulionis ve Kurtinaitis dörtlüsünün sırtladığı Litvanya (ki bu dörtlü 35 dakika ortalamayla oynuyordu), bu dörtlünün 88 sayı kaydettiği maçta Hırvatistan'ı 90-80 yenerek Yugoslavya'nın finaldeki rakibi oluyordu. 


Final maçı OAKA'da 20 bin basketbolseverin önünde oynandı. Maça damgasını vuran isim 9/12 üç sayı isabetiyle 41 sayı kaydeden Aleksandar Djordjevic olurken, maç boyunca hakem kararlarından memnun olmayan Litvanyalı basketbolcuların tepkisi de uzun süre unutulmayacak olaylardandı. Özellikle ikinci yarıda hakemlerin Yugoslavya'yı görünür şekilde kollaması, Kurtinaitis ve Sabonis'in beşinci faullerini almaları ve Litvanyalı oyunculara çalınan teknik fauller sonrası bitime 2.5 dakika kala alınan moladan birkaç dakika boyunca oyuna dönmeyen Litvanya takımını ikna eden ise rakip oyunculardan Divac ve Djordjevic olmuştu. Karşılaşmayı 96-90 kazanan Yugoslavya bir kez daha Avrupa Şampiyonu olurken, oynanan basketbol ve final maçında yaşananlar sonrası gönüllerin şampiyonu ise Litvanya idi. Zira maçın bitiminde Yunan taraftarlar Yugoslav takımını yuhalarken, Litvanya'yı alkışlayıp "Şampiyon Litvanya" tezahüratları yapmıştı. Maç sonundaki bir diğer dikkat çekici ayrıntı ise Yunanistan'ı yenerek bronz madalya kazanan Hırvatistan'ın madalyasını aldıktan sonra, Yugoslavlar'ın kürsüye çıktığı sırada, süregelen siyasi gerginliğin sonucu olarak, seremoniyi terk etmesi oldu. 


Yugoslavya'nın şampiyonluğuyla tamamlanan turnuvanın MVP'si finalde kaybeden ama basketbolsevelerin gönlünü kazanan takım Litvanya'dan Sarunas Marciulionis olurken, Litvanyalı oyuncu 23.7 sayı ortalamasıyla tamamladığı turnuvada 22 sayı ortalamalı Arvidas Sabonis ile birlikte sayı krallığının zirvesinde yer aldı. Turnuvanın beşine ise bu iki isim yanında Hırvat Toni Kukoc, Yugoslav Vlade Divac ve Yunan Fanis Christodoulou seçildiler. Son fotoğraf ise madalya töreninden. Bakalım Sabonis'in elini sıkan isim size de tanıdık gelecek mi? 

1 yorum:

  1. İzlerken ne kadar sinirlendiğimi hatırlıyorum. Sahadaki ve tribündekilerin tepkisi çok haklıydı

    YanıtlaSil