26 Nisan 2016 Salı

Savaş'ın yaralarını sararken: 1948 Londra

2016 Rio Olimpiyat oyunları heyecanı yaklaşırken, biz de basketbolun Olimpiyat oyunlarındaki geçmişi ile ilgili biraz araştırma yaptık. Rio'da 19. kez olimpiyat takviminde yer alacak basketbolun geçmiş 18 olimpiyatıyla ilgili bilgileri, merak edebileceğiniz, ilginizi çekebilecek detayları bu yazı dizisinde toplamaya çalıştık. Her hafta bir olimpiyatı sizlerle paylaşmayı hedeflediğimiz yazı dizimizi beğeneceğinizi umar, siz takipçilerimizin ilgisine sunarız. 


1936'da Berlin'deki oyunlar ile birlikte Olimpiyat programına alınan basketbol, araya giren İkinci Dünya Savaşı sonrası yapılan ilk olimpiyatlar olan Londra'da da olimpik spor olarak takvimde yer aldı. Büyük savaş sonrası toparlanma dönemindeki İngiltere'ye biraz da siyasi desteklerle verilen olimpiyatlar birçok ülke için farklı bir şekilde moral fırsatı olurken, Sovyetler Birliği gibi önemli sporcularını savaşta kaybeden ülkeler için ise spora odaklanmak için henüz zaman ihtiyaç vardı. 

1936'da basketbolu etkileyen olumsuz hava koşullarından alınan ders sonrası salona alınan ve Harringay Arena'da yapılan karşılaşmalarda 23 takım mücadele etti. 4 grupta tek devreli lig usulüne göre yapılan maçlar sonunda ilk iki sırayı alan takımlar çeyrek finale yükselirken, tek maç üzerinden yapılan çeyrek final ve yarı final maçları sonunda ABD ve Fransa finalist takımlar oldular. ABD birinci tur gruplarında 5 maçta 5 galibiyet elde ederken, çeyrek finalde Uruguay'ı 63-28, yarı finalde ise Meksika'yı 71-40 mağlup etti. Fransa ise oynadığı 5 maçın dördünde galip gelirken, çeyrek finalde Şili'yi uzatmada 53-52, yarı finalde ise Brezilya'yı 45-33 yenerek ABD'nin karşısında final oynamaya hak kazandı. 


İlk ve son şampiyon Amerika Birleşik Devletleri ile Fransa arasındaki final maçı fazla bir heyecana sahne olmadı. 3000 taraftar önünde oynanan maçı baştan sona önde götüren ABD, favori çıktığı karşılaşmayı 65-21 kazanarak ikinci olimpiyat altınını elde ederken, final maçının en etkili isimleri 11 sayı ile Alex Groza ve 10 sayı ile Ray Lumpp oldular. Groza aynı zamanda 11.1 sayı ortalaması ile ABD takımının turnuva boyunca da en skorer ismi oldu. O zamanlar için fazla rastlanmayan bir uzun olan Bob Kurland'ın 2.13'lük fiziği ise rakip takımlar için önemli bir tehdit oluşturmaktaydı. 


Fransa finalde fark yese de bir Avrupa takımının iki Güney Amerika ekibini saf dışı bırakarak madalya alması önemli bir adım olarak nitelendirildi. İlk tur maçlarında Arjantin'in ABD karşısında maçın sonlarına kadar dengeyi koruyup sadece 2 sayı farkla 57-59 yenilmesi ise ABD'nin karşısına çıkan diğer takımları -her ne kadar boş da olsa- ümitlendirdi. Bu arada Arjantin'in ABD'ye iyi direnmesine rağmen turnuvayı 15. sırada bitirdiğini de belirtmek lazım. Bir başka ilginç istatistik ise belki de katılan takımlar arasında en zayıfı olan Irak'ın iki kez 100 farklı yenilgiler almasıydı. Irak Kore'ye 20-120, Çin'e ise 25-125 yenildi. 

0 comments:

Yorum Gönder