19 Nisan 2016 Salı

Basketbolun ilk olimpiyatı: 1936 Berlin

2016 Rio Olimpiyat oyunları heyecanı yaklaşırken, biz de basketbolun Olimpiyat oyunlarındaki geçmişi ile ilgili biraz araştırma yaptık. Rio'da 19. kez olimpiyat takviminde yer alacak basketbolun geçmiş 18 olimpiyatıyla ilgili bilgileri, merak edebileceğiniz, ilginizi çekebilecek detayları bu yazı dizisinde toplamaya çalıştık. Rio'daki mücadele başlayana kadar her hafta bir olimpiyatı sizlerle paylaşmayı hedeflediğimiz yazı dizimizi beğeneceğinizi umar, siz takipçilerimizin ilgisine sunarız. 



Olimpiyat oyunları 1904 St.Louis'de gösteri sporu olarak turnuva takviminde yer alsa da, ulusal takımların mücadelelerine sahne olmadığından resmi bir madalya klasmanı oluşmamıştı. Dolayısıyla basketbolun resmi olarak olimpiyatlarla birlikte anılmasına ilk olarak 1936 Berlin Olimpiyatları'nda tanık olduğumuzu söyleyebiliriz. (Daha doğrusu dedelerimiz tanık olmuşlar.) Nazi Almanyası'nın başkentinde yapılan olimpiyatların takvimine Kansas'ın efsanevi koçu Phog Allen'un yoğun çabasıyla alınan ve 21 takımın katılımıyla gerçekleşen basketbol mücadeleleri tuhaf bir fikstürle oynandı. Takım sayısına göre uydurulmaya çalışan fikstürde yenilen takımlar tekrar tekrar karşılaştırılarak (çift turlu eleminasyon olarak da tanımlanabilir) turlar ilerledi. Öyle ki, Polonya ilk iki maçını kaybetmesine rağmen eleme turlarına devam edip yarı finale kadar yükseldi. 


Uluslararası turnuvaların yeni yeni piyasaya çıktığı, bir Avrupa Şampiyonası (1935) ve birkaç Amerika şampiyonası dışında ülke sıralamalarının oluşmadığı bir ortamda basketbol topuna o sıralar bomba niyetine yaklaşan Almanya'nın düzenlediği organizasyonda tenis kortundan basketbol sahasına çevrilen bir alanda açık havada yapılan müsabakalar hava koşullarından oldukça etkilenirken, madalya sıralamasına Kuzey Amerika ülkelerinin hakimiyeti yansıdı. Amerika Birleşik Devletleri ilk turu bay geçip, ikinci turda Estonya'yı 52-28 yendikten sonra üçüncü turu da bay geçme şansını yakaladı. Çeyrek finalde Filipinleri 56-23 yenen ABD, yarı finalde de Meksika'yı 25-10 mağlup ederek finale yükseldi. ABD'nin finaldeki rakibi ise ilk turda Brezilya'ya yenildikten sonra sırasıyla Letonya'yı 34-23, İsviçre'yi 27-9, Uruguay'ı 41-21 ve Polonya'yı 42-15 mağlup eden Kanada oldu. 


Final maçı yoğun yağmur altında ve top sürmenin bile zor olduğu toprak - pardon çamurlu bir zeminde oynanırken, maçı izleyen yaklaşık 1000 kişi yağmura aldırmadan maçı tamamladılar. Olumsuz hava koşullarının skoru da etkilediği maçı 19-8 kazanan ABD ilk Olimpiyat şampiyonu olurken, fast-break'e dayanan basketbol tarzları final maçında çamurlu sahaya yakılan Kanada gümüş, Meksika ise bronz madalyanın sahibi oldular. Final maçının en skorer ismi 8 sayı ile şampiyon takımdan Joe Fortenberry oldu. ABD takımı böylece ülkenin en iyi takımı olarak görülen Blackbirds (Long Island University) oyuncularının Adolf Hitler'i protesto etme amaçlı olarak Berlin'e gitmemesine rağmen ilk olimpiyatlarda altın madalyayı kazanmayı başardı. Sağanak yağmur altında oynanan final maçıyla ilgili ABD'li Bill Wheatley'in ilerleyen yıllarda yaptığı bir röportajda yorumu şu şekildeydi: "Almanlar için basketbol bir an önce tamamlanması gereken bir branştı. Final maçında o sahada bırakın basketbolu çamurdan koşmak bile imkansızdı. Saha kenarında ise 500 civarında şemsiye vardı. Altında bir şekilde bizi izleyen insanlar olduğunu tahmin ediyorduk."

1936 Berlin Olimpiyat Oyunları'nda basketbolda katılımcılardan biri de Türkiye idi. Şeref Alemdar, Hayri Arsebük, Nihat Rıza Ertuğ, Jak Habib, Naili Moran, Hazdai Penso, Dionis Sakalak ve Sadri Usluoğlu'ndan oluşan milli takımımız ilk maçında Şili'ye 16-30 yenilirken, klasman maçında da Mısır'a 23-33 yenilip elenmekten kurtulamadı. Az önce bahsettiğimiz turnuva fikstürünün anlaşılmazlığı (anlaşılmazlığı belki yanlış kelime olur ama güreş gibi sporlardaki repesaj müsabakalarına benzetebiliriz) ilk iki maçını kaybeden millileri turnuva dışına iterken, aynı başlangıcı yapan Polonya ise turnuvaya devam edip 6 maçta 2 galibiyet ile Olimpiyat dördüncüsü oldu. Benzer şekilde Japonya, İsviçre ve Şili de 3 maçta 2'şer galibiyetle çeyrek final dahi yapamadılar. Yazıyı noktalamadan basketbol branşındaki müsabakalara "bitse de gitsek" gözüyle bakan Almanlar'ın 3 maçta 3 yenilgiyle turnuvayı kapattığını da belirtmeyi atlamamak lazım tabiki...

1 yorum:

  1. En azından katılabiliyormuşuz. şimdi yanından geçemiyor bizim beyler

    YanıtlaSil