25 Ağustos 2015 Salı

Korac'ın yası tutulurken... Napoli 1969

Avrupa Şampiyonası'nın başlamasına kısa bir süre kala, hem Avrupa Şampiyonaları tarihçesi hakkında varsa eksik bilgilerinizi tamamlayacak hem de güzel bir arşiv niteliği taşıyacak bir yazı dizisi hazırladık. 1935'ten bu yana 80 yılda neler olmuş neler bitmiş, elimizden geldiğince en dikkat çekici noktalarıyla derlemeye çalıştık. Beğeninize sunarız.
 
İtalya’nın Napoli şehrinin ev sahipliği yaptığı 1969 Avrupa Basketbol Şampiyonası maçları Napoli’deki iki ve Caserta’daki bir salonda oynandı. Şampiyona öncesi yaz ayları Avrupa ve özellikle Yugoslavya basketbolu için tam bir yas havasında geçti. Yugoslav basketbolunun o yıllarda adım adım zirveye ilerlemesinde belki de en büyük pay sahibi isim Radivoj Korac 2 Haziran 1969’da geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Yugoslavya Basketbol Federasyonu’nun sonrasında “2 Haziran’larda basketbol oynama yasağı” getirdiği ölüm olayı sonrası, turnuva farklı bir havada başladı. Ve belki de bu duygusallığın da verdiği hırsla Yugoslavlar turnuva sırasında oldukça dikkat çekici bir başarıya imza atacaktı.
 
Turnuvanın bir diğer dikkat çeken ismi ise yine bir Yugoslav Kresimir Cosic’ti. Yugoların çabuk havlu attığı bir önceki turnuvada Korac’sız takımda henüz genç bir oyuncu olan 2.10’luk pivot, fiziği yanında fundamental’ıyla da ilerleyen yıllarda Yugoslav basketbolunu taşıyacak isimlerden biri olduğunun sinyallerini vermekteydi. Zadar’lı oyuncu ilerleyen yıllarda kariyerine 1 Olimpiyat, 2 Dünya ve 3 Avrupa şampiyonluğu ekleyecekti. 1969 Napoli’de gelen gümüş madalya Cosic için belki de Korac’ın anısına kazanılan küçük bir başarı olarak kalacaktı; fakat tüm Avrupa çok büyük bir yıldızın parkedeki doğuşunu izlemekteydi.
 
İtalya’daki şampiyona önceki senelerin aksine 12 ülkenin katılımıyla yapıldı. İki grup halinde yapılan ilk tur müsabakalarında A Grubu’nda liderliği Sovyetler Birliği’ni 73-61 yenen Yugoslavya alırken, B Grubu’nda ise Çekoslovakya ve Polonya ilk iki sırayı elde ettiler. Yugoslavya’nın Sovyetler Birliği karşısında aldığı galibiyet Sovyetler’in 12 yıl ve 59 maçlık Avrupa Şampiyonaları namağluplüğünü sona erdirirken, Cosic 20, Nikola Plecas ise 13 sayıyla bu galibiyetin en önemli mimarları oluyorlardı. O yıllarda bu galibiyetin çok ses getirdiği muhakkak tabi; fakat bu galibiyetin Korac'ın birkaç ay önceki ölümü sonrasına gelmesi bu başarıya ayrı bir anlam da katıyordu. Yugolar, grubu lider tamamlayarak yükseldikleri yarı finalde ise Polonya karşısında çok zorlandılar. Başa baş geçen maçta Cosic yanında bu kez de Dragutin Cermak devreye girdi ve sahadan 76-74 üstün ayrılan Yugoslavya finale adını yazdırdı. Diğer yarı finalde ise bir önceki maçta 59 maç sonra ilk kez yenilgi tadan Sovyetler Birliği, namağlup ünvanını kaybetmenin acısını Çekoslovakya’dan çıkardı: 83-69.
 
Final maçında Cosic’li Yugoslavya’nın Sovyetler’i bir kez daha yenip yenemeyeceği sorusu merak konusuydu. Sovyetler Birliği için ise galibiyetin yolu, turnuvada Yugoslavlar’ın o ana kadar lokomotifi olan Cosic’i durdurmaktan geçiyordu. Zira ilk altı maç itibariyle bunu başarabilen olmamıştı. Sahaya hakimiyeti üst seviyede ve oyun zekası yüksek bir pivotun olması da Yugoslavlar için altın bir nimetti. Fakat Gennadi Volnov’un savunmasında sadece 10 sayıda kalan Cosic’ten yeterli katkıyı alamayan Balkan ekibi, Modestas Paulauskas’ın 20, Vladimir Andrejev’in 18 ve Sergej Belov’un 15 sayısına engel olamayarak 81-72’lik skorla Sovyetler Birliği’nin bir kez daha Avrupa Şampiyonu olmasına engel olamadı. Şampiyon ülkeden Sergej Belov turnuvanın MVP’si seçilirken, 23 sayı ortalaması yakalayan Yunan Georgios Kolokhitas üst üste ikinci kez sayı krallığını elde etti. Turnuvanın en iyi beşinde ise Belov dışında Yugoslav Ivo Daneu ve Kresimir Cosic, Polonyalı Edward Jurkiewics ve İspanyol Clifford Luyk yer aldılar. Bu arada final maçında düdük çalan hakemlerden birinin milli hakemimiz Hüsamettin Topuzoğlu olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.

2 yorum:

  1. Korac ın kariyer maçları bugün olsa sözde medya tarfından "bize karşı şansı tuttu" diye yorumlanırdı.

    YanıtlaSil
  2. Öyle diyince Datome'nin bize karşı üçlükleri şans diye yorumlayanlar geldi. Çok doğru söylediniz.

    YanıtlaSil